Zonguldak ve Ereğli medyası son günlerde tekzipler ve erişim engeli kararları ile uğraşıyor.
Biz gazeteciler için cevap hakkı hiç kuşkusuz kutsaldır.
Herkesin ve her kurumun cevap hakkını saklı tuttuğumuz gibi, bu hakkın kullanılmasına da saygı duyarız.
Ama ‘erişim engeli’ meselesi biraz karışık.
Bakın Anayasa’da, Basın Kanunu’nda ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde basın ve ifade özgürlüğü şu şekilde tanımlanmıştır.
Anayasa’nın 26’ncı maddesinde, ‘Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar’ denilmektedir.
Anayasa’nın 28’inci maddesinde ise net bir şekilde, ‘basın hürdür sansür edilemez’ ifadesi yer almaktadır.
5187 sayılı Basın Kanunu’nun, Basın özgürlüğü başlıklı 3’üncü maddesinde de, ‘basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir’ denilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesi ifade özgürlüğünü şu şekilde düzenlemektedir: ‘Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar.’
Hal böyle iken adli makamların yaptığımız haberlerle ilgili çok kısa sürede erişim engeli kararı vermesi tartışmaya açık bir konu haline gelmiştir. Bakın bir sendikacı hakkında devlet büyüklerine hakaret ettiği yönünde bir şikayeti birçok gazeteci gibi ben de haber yaptım. Türkiye’nin en büyük sendikalarından birisi olan Türk Metal’in Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Odabaş hakkındaki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye hakaret ettiği yönündeki bir suç duyurusu haber değeri taşır. Yusuf Ziya Odabaş bu haberlerin ardından aylarca sessiz kaldı. Cevap hakkını kullanmadı. Tekzip hakkını kullanmadı. Basın açıklaması yapmadı. Ne zaman ki haberlere konu olan bu hakaret iddiası davaya dönüştü, Yusuf Ziya Odabaş gündemi değiştirmek ve kamuoyunda algı oluşturmak için söz konusu haberlere erişim engeli kararı aldırdı. Ardından da erişim engeli getirilen haberler için tekzip hakkını kullanmak istedi. Yani yayından kaldırılmış haberlere, artık okurların ulaşamadığı haberlere cevap verdi. Yusuf Ziya Odabaş’ı anlıyorum. Ne yapmak istediğinin de farkındayım. Sadece erişim engeli kararlarını anlamakta güçlük çekiyorum. Çünkü haberlerde hakaret bir iddia olarak yer alıyor. Kaldı ki haberlerde yer alan iddialar Cumhuriyet Savcılığı tarafından iddianameye dönüştürülerek dava açıldı. 9 Haziran tarihinde, ‘İşte FETÖ sofrasındaki o SENDİKACI…’ başlığı ile bir haber yapmış, haberi de bir fotoğrafa dayandırmıştım. O haber Yusuf Ziya Odabaş hakkında açılan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli’ye hakaret davasına da konu olmuş. Savcı Odabaş’a bu iddiayı da sormuş. Sayın Odabaş FETÖ PDY Terör Örgütü davasından dolayı memuriyetten atılan ve bazıları hala firarda olan kişilerle aynı masada yemek yediğini inkar etmemiş. Sadece o dönemde böyle bir terör örgütü olmadığını ve bu insanların da FETÖ’cü olduğunu bilmesinin mümkün olmadığını söyleyerek kendisini savunmuş. O fotoğrafta olanların, o dönemde Fetullah Gülen cemaatinin Ereğli’deki kamu yapılanmasında ön saflarda yer aldığını neredeyse herkes biliyordu.Yusuf Ziya Odabaş bu haberle ilgili cevap hakkını hala kullanmadı. Yusuf Ziya Odabaş sayesinde son günlerde yaşanan bu erişim engeli kararları hakkında biz gazeteciler de bir şeyler yapmalıyız diye düşünüyorum. Ve buradan basın meslek örgütlerini göreve davet ediyorum. Bu erişim engeli kararları bu kadar kolay verilmemeli. Böyle devam ederse basın ve ifade özgürlüğünden söz etmek mümkün olmayacak. Son yaşanan örneği göz önünde bulundurduğumuzda, Anayasa’nın 26’ncı ve 28’inci maddelerinin bir anlamı olmadığını görüyoruz. Anayasa’nın 26 ve 28’inci maddeleri ile teminat atına alınan basın ve ifade özgürlüğü, adli makamların vermiş olduğu erişim engeli kararları ile anlamsız hale geliyor.























