Elmas TV Genel Müdürü Akın Kavi ile polemiğe girmek inanın hiç de istemediğim bir durum.
Bir çekincem olduğu için değil, atışmanın da tartışmanın da bir etiği, bir seviyesi olur.
Bizim meselemiz cürufu.
Cüruf haberi yaptığım için beni hedef almış, kendisini ucuza sattığımı ileri sürmüştü.
Gazeteci her şeyi iddia olarak gündeme taşıyamaz.
Bir iddia varsa, belgesi olmasa bile bu iddianın altını doldurmak, kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına gazetecilik sorumluluğudur.
İşte Akın Kavi’de bu sorumluluk yok maalesef.
Bir insan, bir gazeteci kendine fiyat biçer mi?
Tarafımdan 5 bin liraya, ucuza satıldığını iddia ediyor Akın Kavi.
Ama kime satıldığını, nasıl satıldığını hiç bir belge, bilgi ve tanığa dayandırmıyor.
Ama ben açık bir şekilde okurlarıma buradan söyleyeyim.
Ben Akın Kavi’yi bir ücret karşılığı yazmadım.
Hiç pahasına yazdım.
Evet yanlış okumadınız, hiç pahasına.
Bedelsiz, hükümsüz…
Ben sadece Akın Kavi’nin benim hakkımda yazdıklarına cevap verdim.
Cevap hakkımı kullandım sizin anlayacağınız.
Bunu da gayet seviyeli, Elmas TV haberlerine, basına konu olan banka dekontlarına, cüruf ayrıştırma işi yapan Ege Doğa Geri Dönüşüm AŞ. sahibi ile yapılan WhatsApp yazışmalarına dayandırdım.
Yani belge sundum okurlarıma.
İftira atmadım.
Şantajcı demedim.
Sadece Akın Kavi’nin kenDi söylediği, ‘cüruf firmasına şantaj yapmadım, tanıtım karşılığı para aldım’ sözüne karşılık, alınan bedelin faturasını sordum.
Akın Kavi bunların hiçbirine cevap vermedi.
Cüruf üzerinden başlattığı polemiği, Ak Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan ve Coşkunoğlu firmasına üzerinden devam ettirdi.
Buna konuyu saptırmak, topu taca atmak denir.
Akın Kavi’nin Mustafa Çağlayan ve Coşkunoğlu polemiğine beni de çekmeye çalışması beyhude bir çabadan ibaret sadece.
Bu saatten sonra benim için sorun yok.
İstediği polemiğin içine çekip, hakkımda istediği iddia ve hatta iftirayı atabilir.
Ben dün ki gazeteci değilim.
Ne kumpasların, ne tezgahların, ne oyunların içinde pişmiş çeyrek asırlık yıllık gazeteciyim.
Bu memlekette mafya ile karşı karşıya geldim.
Milim geri adım atmadım.
FETÖ’cülerle yıllar önce, en güçlü oldukları dönemlerde karşı karşıya geldim.
Geri adım atmadım.
Yeri geldi devletin emniyet müdürüyle, valisiyle, jandarma komutanı ile karşı karşıya geldim.
Yine yazdığım haberlerin arkasında dimdik durdum.
Bu tür Ali Cengiz oyunlarına, asılsız iftiralara, hain kumpaslara, tehditlere alışık bir gazetecilik geçmişim var.
Onun için hiç kimseye pabuç bırakmaya, üzerimden algı operasyonu yaptırmaya niyetim yok.
Varsa bir yanlışım, bir eksiğim hesabını da verme cesaretine sahibim.
İster mertçe, isterseniz namertçe gelin üstüme.
Benden yana bir problem yok.
Onurum için bedel ödemeye de, bedel ödetmeye de hazırım.
Hodri meydan.
MUAMMER AVCI’DAN CEVAP GELMEDİ
Gelelim sevgili milletvekilimiz Muammer Avcı’ya.
Geçen yazımda kendisine birkaç soru yöneltmiştim.
Gördüm ki sorduğum soruların cevabını merak eden çok insan var Zonguldak’ta.
Özellikle de Ak Parti içinde.
Siyaset bir ekip işidir.
Birlikte yol yürüme, yeri geldiğinde bedel ödeme işidir.
Partiler, ideolojiler, liderler farklı olsa da siyaset bir dava işidir.
Birlikte aynı parti içinde siyaset yapanlar, dava arkadaşlarıdır.
Dava arkadaşları her şeyden önce siyaset yaptıkları partiye sahip çıkmakla yükümlüdür.
Bu tür değerlerden en çok dem vuran siyasetçilerden birisidir Ak Partili milletvekili Muammer Avcı.
Ama son zamanlarda yaşananlara baktığımızda, Muammer Avcı’nın Ak Parti sevdasından, Recep Tayyip Erdoğan aşkından şahsen ben kendi adıma şüphe etmeye başladım.
Kendisine çok yakın olan, kendisini yere göğe sığdıramayan bir yayın kuruluşu ve o yayın kuruluşunun üst düzey yöneticisi, Ak Parti’nin Zonguldak’taki üst kadrosunu sistematik olarak yerin dibine sokup çıkarıyor.
Elmas TV ve internet sitesi bu Ak Parti üst kadrolarının aleyhine yapılan haber ve yorumlarla dolu.
Elmas TV’nin yazdıkları doğru da olabilir.
Buna bir itirazım yok.
Elmas TV’nin bu yayın çizgisinden de rahatsız değilim.
Ben Elmas TV’nin yayın politikasını eleştirmiyorum.
Zira Ak Partili, CHP’li veya bir başka partili de değilim.
Ben sadece Ak Partili milletvekili Muammer Avcı’nın samimiyetini sorguluyorum.
Zira kedisine oy veren vermeyen, ben de dahil tüm Zonguldaklıları temsil ediyor.
Adı üstünde milletin vekili.
Hem bir gazeteci hem de beni temsil eden vekilin aslı olarak, bu samimiyeti sorgulamam kadar doğal bir durum olamaz diye düşünüyorum.
Peki, neden Muammer Avcı’yı samimi bulmuyorum?
Birincisi Muammer Avcı söylemleri farklı, eylemleri farklı bir siyasi profil.
Söylemde dava adamı.
Peki, eylemde öyle mi?
Bir dava adamının, dava arkadaşlarını tefe koyan bir yayın kuruluşunun genel müdürü ve köşe yazarı ile can ciğer kuzu sarması olmasını nasıl değerlendirmeliyiz?
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın sözü geliyor aklıma.
İşte Muammer Avcı’nın tutumu aynen bu şekilde.
Muammer Avcı’nın çok samimi ilişkiler içinde olduğunu yayın kuruluşunun haberlerine baktığımızda, Ak Parti’nin Zonguldak’taki A takımı, yani milletvekili, il başkanı, bazı ilçe başkanları, bazı belediye başkanları ve partinin yönetim kadrosu her türlü arsızlığın, yolsuzluğun içinde yer almış.
Yine bu yayın kuruluşuna göre;
Ak Partili olup da arsızlığa, yolsuzluğa bulaşmayan tek kişi ise sadece milletvekili Muammer Avcı.
Sizce de burada bir anormallik yok mu?
Geçen yazımda da söyledim.
Milletin vekili aslına karşı, yani vekaletini aldığı millete karşı şeffaf ve samimi olmalı.
Çıkıp bu duruma bir açıklık getirmeli.
Bu yayın kuruluşunun dava arkadaşlarına karşı izlediği yayın politikası karşısındaki sessizliğinin nedeni açıklamalı.
Muammer Avcı, akşam milletvekili olduğu partinin il başkanını yolsuzlukla, hırsızlıkla suçlayan kişi ile sabah oturup kahvaltı yapabiliyor.
Şimdi ben bir gazeteci olarak bu durumdan ne çıkarmalıyım?
Milletvekili Muammer Avcı’nın dava arkadaşlarına karşı olan samimiyetini sorgulamakta haksız mıyım?
Anlamadığın mesele şu; Muammer Avcı ile bu yayın kuruluşu arasında nasıl bir bağ var ki Sayın milletvekili partisi ve partisinin nerdeyse tüm kadrolarını hedef alan bu yayın kuruluşundan bir türlü vazgeçemiyor?
Bu yayın kuruluşunu ne atabiliyor ne tutabiliyor.
Muammer Avcı bu durumda İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ın, Merkez İlçe Başkanı’nın, Ereğli İlçe Başkanı’nın, seçimlerde kazanamayacak sırada olmasına rağmen maddi-manevi çaba harcayan Nejdet Tıskaoğlu’nun yüzüne nasıl bakabiliyor?
Muammer Avcı, Zonguldak Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan’ın yüzüne nasıl bakabiliyor?
Ahmet Yılmaz’ın, Erdal Mercimek’in yüzüne nasıl bakabiliyor.
Daha da önemlisi tüm bu dava arkadaşlarını hırsızlıkla, yolsuzlukla suçlayan bir medya mensubu ile aynı arabaya binip, aynı masada nasıl oturabiliyor?
Yol arkadaşlığı, kader birliği, dava arkadaşlığı gibi önemli kavramlar bu durumda anlamını yitirmiyor mu?
Aslında Muammer Avcı’nın samimiyetini biz sorgulamıyoruz.
Kendisi eylemleriyle, kendi samimiyetini ve dava adamlığını sorgulatıyor.
Aslında buna hiç gerek yok.
Çünkü ben çıkıp, kamuoyunun önünde, gerekçelerimi de belirterek Sayın Muammer Avcı’ya çok net ve açık sorular sordum.
İstediği zaman ister bize, isterse herhangi bir basın kuruluşuna bu sorulan cevabını verebilir.
Cevabını nereye, kime verirse versin biz de açıklamayı kelimesine dokunmadan yayınlarız.
Hatta isterse Elmas TV’de çıkıp karşılıklı konuşabiliriz bile.
Yani bizde bir önyargı, bir kasıt yok.
Bir gazeteci, bir milletvekiline birkaç soru sormuş.
Bu soruların cevabını bekliyor.
Konu bu kadar etik ve basit.
Kaldı ki Muammer Avcı milletvekili olmada önce tanıştığım, oturup çay-kahve içtiğim, Zonguldak siyaseti üzerine saatlerce konuştuğum bir arkadaşım.
Gazeteciliğimi, üslubumu, seviyemi beğendiğini söyleyen birisi.
Ben de gayet seviyeli bir üslupla eleştirilerimi ifade ediyorum.
Yani mesleğimi yapıyorum.
Muammer Avcı’nın yapması gereken tek şey, altını çizdiğim durumu çıkıp açıklaması.
Tabi ki Muammer Avcı bu eleştirileri ciddiye almayabilir.
Muhatap olmayabilir.
Ama gerçekten bu soruların cevabını beden çok Muammer Avcı’nın siyaset yaptığı Ak Partililer merak ediyor.
Ben sadece bir gazeteci olarak bu merakı gidermek niyetindeyim.
Bu merakı gidermenin tek yolu da çıkıp cevap vermektir diye düşünüyorum.
Tabi bu benim düşüncem.
Sayın Muammer Avcı da benim gibi düşünecek diye bir kaide yok.
























Bu internet sitesi Muammer Bey'in o kadar yakını ki Muammer Bey sırf bu gazete yüzünden akrabası Erdal Mercimek Bey ile ilgili atılan iftiraya bile sesini çıkartmadı. Bu internet sitesinde Erdal Bey ile ilgili çıkan başlık tam olarak şu şekilde : ZONGULDAK'A EN BÜYÜK İHANET EDEN ERDAL MERCİMEK'TİR. İnsan akrabasıyla ilgili böyle bir yazı yazılmasına müsaade eder mi ? Bu nasıl bir hırstır ? Yazınızda söz ettiğiniz şahıs Muammer Bey'e vakti zamanı geldiğinde en büyük zararı verecek kişidir. Bekleyip görelim.
Çarşı karışık.. Bal tutan parmağını yalıyor.