Yerel seçimler 59 gün kala 3 partinin belediye başkan adayları alanlara inmeye, seçmenle yüz yüze gelmeye başladı.
Ak Parti Selim Alan’la…
CHP Tahsin Erdem’le…
Saadet Partisi ise Cem Dereli ile yerel seçim yarışına giriyor.
Tahsin Erdem ön seçimle aday olurken, Selim Alan ise zorlu ve stresli bir sürecin ardından, daha önce görevden aldırdığı Mustafa Çağlayan ve milletvekili Ahmet Çolakoğlu’nun desteğiyle yeniden başkan adayı olmayı başardı.
Ak Parti’nin aday belirleme süreci ve ardı ardına yapılan anketler parti içinde heyecan yaratırken, Özcan Ulupınar adının son ana kadar masada olması ise Ak Parti’nin 2 aday arasında bölünmesini beraberinde getirdi.
Selim Alan’dan rahatsızlık duyan önemli bir kitle, Özcan Ulupınar ismi etrafında toplanırken, Selim Alan isminin büyük uğraşlar sonrası yeniden aday olarak açıklanması az önce bahsettiğim bölünmeyi tetikledi.
Her ne kadar yapılan anketlerde Özcan Ulupınar isminin önde çıktığı söylense de yapılan genel ankette Ak Parti’nin Zonguldak Merkez ilçede kan kaybettiği gerçeği çıktı ortaya.
Yani Ak Parti Genel Merkezi’nin yaptığı anketlerde, bu seçimin çok da kolay bir seçim olmayacağı görüldü.
Ak Parti kurmayları bu durumda mevcut başkanla seçime gitmenin daha mantıklı olduğu yönünde karar kıldılar.
Tabi ki bu kararı almalarındaki en büyük etken ise Ak Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan'a ait diyebilirim.
Deyim yerindeyse Mustafa Çağlayan Selim Alan’a kefil oldu.
Eğer Mustafa Çağlayan Özcan Ulupınar’a kefil olmasaydı, büyük bir ihtimalle Selim Alan yeniden aday olamazdı.
Yani Selim Alan’ın yeniden aday olmasındaki baş kahraman Mustafa Çağlayan’dır.
Aslında Mustafa Çağlayan sadece Selim Alan’a kefil olmadı.
İyisiyle kötüsüyle, doğrusuyla yanlışıyla Selim Alan’ın son 5 yılına kefil oldu.
Seçim kazanıldığı takdirde, gelecek 5 yılına da kefil oldu.
Hey gidi günler…
Nerden nereye?
Kim derdi ki, ‘gün gelecek Mustafa Çağlayan kendisini görevden aldıran, hakkında bir dünya haber yaptıran Selim Alan’ın can simidi olacak.’
Hayat böyle işte, gün gelir sizi dün terk ettiklerinize, bugün muhtaç eder.
Selim Alan 5 yıl önce; ‘Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz’ demişti.
Sanırım Selim Alan’ın kışı biraz uzun sürdü.
Güneş yüzü görmedi garibim.
Onun için de kendisine zamanında destek olanlara da güneş yüzü göstermedi.
Kendi yediği ayazı herkes yesin istedi.
Ama bir şeyi unuttu bu arada.
Selim Alan’ın güneş yüzü göstermediği insanlar da yedikleri ayazı unutmuyorlar maalesef.
Bu dünyada insan ne yaparsa kendine yapıyor.
İnsanın kendine yaptığı kötülüğü inanın düşmanı bile yapamıyor.
Selim Alan buna siyasetteki en güzel örnektir.
Doktor Selim Alan ile Belediye Başkanı Selim Alan arasındaki fark siyaset adına tez konusu bile olur.
Bir koltuğun, bir makamın bir insanı ne kadar değiştirebileceğinin en somut örneğidir Selim Alan.
‘Yol yürüdüklerini, yolda bulduklarıyla değişen’ sözünün tezahürüdür Selim Alan.
Geçen dönem aday adayı ve aday olan Selim Alan ile yaklaşık 5 yıldır başkanlık yapan Selim Alan arasındaki farkı Zonguldak’ta kime sorsanız size uzun uzun anlatır.
Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Erzurum’da yaptığı bir konuşmada partililere şöyle sesleniyor; ‘Kibir, büyüklenme, böbürlenme, vatandaşlarla arasına aşılmaz duvarlar örme bize asla yakışmaz. Bizim siyasetimizde milletle inatlaşmak, millete rağmen hareket etmek, milleti hafife almak diye bir anlayış kesinlikle söz konusu değildir.’
Şimdi Selim Alan’ın son 5 yılını şöyle bir hatırlayalım.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleri ile Selim Alan arasındaki tezatlığı hep birlikte net bir şekilde görürüz.
Son yapılan milletvekilliği e cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Zonguldak Merkez ilçede Ak Parti’nin aldığı oy oranı, Selim Alan’ın halkla birlikte değil, halka rağmen yapmış olduğu kibirli siyasetin neticesidir.
Selim Alan başarılı bir belediye başkanlığı yapıp, Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi milletle inatlaşmasaydı, Ak Parti son seçimlerde böyle fiyasko bir sonuçla karşılaşmazdı.
Bir belediye başkanı, kentini düşünmek yerine sokakta, caddede, makamında onun bunun hakkında dedikodu yapar, gazeteciye, siyasetçiye, iş insanlarına olur olmaz laflar ederse olacağı budur.
Diline sahip olamayan bir belediye başkanı olur mu?
Ben açıkçası Mustafa Çağlayan’a üzülüyorum.
Ne oldu, nasıl oldu, neler yaşandı da Mustafa Çağlayan kendisi için her türlü entrikayı çeviren Selim Alan’a kefil oldu veya olmak zorunda kaldı.
Çünkü Mustafa Çağlayan siyasette geleceği olan genç bir arkadaşımız.
Kendisini Selim Alan için nasıl böye bir riskin içine atabildi, anlamış değilim.
Bu seçimin kazananı da kaybedeni de herkesten çok Mustafa Çağlayan olacaktır.
Selim Alan yeniden başkan seçilirse, bu başarıda en büyük pay Mustafa Çağlan’ın olacaktır.
Selim Alan seçimi kaybederse, onunla birlikte en çok kaybeden yine Mustafa çağlayan olacaktır.
Bu seçimlerde Ak Pari’de yük alan Mustafa Çağlayan, yük olan ise Selim Alan’dır.
Bakalım Mustafa Çağlaya Selim Alan gibi bir yükle zafere ulaşabilecek mi?
Çünkü bu yük çok ağır.
Bu yükün vebali de çok ağır.
Ne diyelim…
Herkesin günahı da vebali de kendi boynuna.























