AKP'ye geçen, ya da geçmesi muhtemel…
Başkanlara hiç şaşırmayın…
Bana göre…
Bunun, Üç temel nedeni var…
Birincisi, “Ülke Siyasetindeki Çürümüşlük…”
İkincisi, “İdeolojik Bağlılıklarının Yetersizliği…”
Üçüncüsü ise, “Koltuğun Bereketi…”
İsim isim örnek vermek istemiyorum…
Ancak…
Belediye Başkanı olduklarında…
Sayın Özgür Özel, haklı olarak hepsiyle gurur duymuştur…
Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse…
Ankara’dan örnek vereyim…
AKP' nin kalesi olan yerlerde...
Bir çoğu da genç kuşaktan olan insanların…
Bu arada, siyasi anlayışları, çok tartışma konusuydu ama…
Buna rağmen…
CHP'den seçilmeleri de olağanüstü bir başarı olarak görüldü…
Hatta İzmir için çok kullanılır ya …
“Gavur İzmir” sıfatı…
Ondan esinlenerek…
“Gavur Ankara” olduk diye…
İnsanlar şakalaşıyorlardı…
Ayrıca…
O günlerde, ülkenin diğer bölgelerinde seçilmiş…
Özellikle, genç Belediye Başkanları için de…
Sadece Özgür Özel" değil…
CHP’ye oy atmış her birey…
Son derece mutluydu…
Bu girizgahdan sonra…
Neden bu AKP’ye geçişlere şaşırmadığımı anlatmak istiyorum…
Öncelikle…
CHP’nin, aday stratejisini zaman zaman eleştirebilirsiniz…
Ancak…
Bazıları hariç…
Çok hatalı olduklarını düşünmüyorum...
Çünkü partinin gençlik örgütünden gelmiş olanlar bile vardı aralarında…
Bugün, onların arasından da…
AKP’ye geçenleri ya da geçmek üzere olanları görebiliyoruz…
“İdeolojik bağlılık“ ne anlama geliyor…
Onu anlatmaya çalışayım…
Türkiye’de 80 sonrası, siyasetteki çürümüşlüğün…
Tarihte eşi benzeri olmadığını düşünüyorum…
Bu durum…
Siyasetin bütününü kapsamış durumda...
Bunun bir çok sosyal ve kültürel nedeni var…
Ancak en büyük nedeninin…
Ülkede…
Son 40-45 yılda oluşan…
Ahlaki yozlaşmanın yol açtığı…
İdeolojik bağlılığın, ortadan kalktığını görüyorum…
Bu parti değiştirmelerin…
Birçok kişinin söylediği gibi…
Sadece “konjonktürel birer pragmatizm örneği” olduğunu kesinlikle düşünmüyorum…
Aslında bu son cümledeki yabancı kelimeleri…
Hayatımda da, yazılarımda da kullanmayı tercih etmiyorum…
Daha kısa ve vurgulu olduğu için…
Bu dili kullanmak zorunda kaldım…
Türkçesi…
“ Değişen güncel koşullardan (konjonktür)…
Maksimum faydayı sağlamak(pragmatizm) amacıyla…
İnançları veya davranışları ilkesiz bir şekilde, anlık çıkarlara göre esnetmektir...
Sabit ahlaki kurallarının yerini, "duruma göre en kârlı olanın" almasıdır...”
İki tane örnek vereyim…
“Dün birbirlerine en ağır suçlamaları yönelten, siyasi partilerin…
Seçim barajını aşmak veya güç kazanmak amacıyla aniden ortaklık kurması…
Ya da, bir devletin, uzun yıllar boyunca eleştirdiği başka bir ülkeyle…
Kendi ticari çıkarları için bir gecede stratejik ortak müttefik ilan etmesi…”
Çok iyi bildiğimiz bir iktidara…
Ne kadar çok benziyor, değil mi…?
Ancak, ben bu parti değiştirmelerinin…
Daha köklü ve derin bir toplumsal ve ahlaki dönüşümün…
Bir tür "değer erozyonunun" sonucu olarak görüyorum…
Biraz daha açayım…
Türkiye’nin son 40-45 yıllık hikayesine bakın…
Bu durumu besleyen birkaç temel neden dikkat çekiyor:
1980’li yıllarla birlikte Türkiye’de ekonomik ve toplumsal yapı…
Köklü bir dönüşüm geçirdi...
Kolektif aidiyetlerin, yerini…
"köşeyi dönme" ve…
“Bireysel başarı/kurtuluş” anlayışları aldı…
Bu anlayışlarla beraber…
Belediyelerdeki olumsuzluklar, yolsuzluklar, adam kayırmaca v.b durumlar…
Sadece bu dönem değil…
Son 40-45 yıldır…
Parti ayırmaksızın…
Bir çok belediyede yaşanmaya başladı…
Sanki kendi dönemlerinde…
Hırsızlık ve yolsuzluklarla ilgili zirve yapmamışlar gibi…
En büyük aktörleri de, İ. Melih Gökçek’dir…
Mevcut İktidar…
Bu insanımsı yaratıkları…
Kendi partilerine gelmeleri için tehdit etti…
Çünkü ne kadar kirli olduklarını…
Kendi tecrübelerinden ötürü…
Çok iyi bilmekteler…
Bu anlayıştan uzak Başkanlar ise…
Onurlarıyla başarılı çalışmalarını sürdürüyorlar zaten…
Anlayacağınız…
Dava veya ideoloji merkezli bağlılık, yerini…
Siyasetçinin kendi siyasi bekasını ve gücünü en üst düzeye çıkarma arayışına bıraktı…
70'lerdeki uğruna büyük bedeller ödenen doğal ideolojik anlayışlar…
Zamanla yerini pragmatik (faydacı ) kitle siyasetine bıraktı…
İdeolojiler birer kurucu ilke olmaktan çıkıp…
Seçmene ulaşmak için kullanılan birer araca dönüştü...
Çizgiler bu kadar bulanıklaşınca…
Bir partiden diğerine geçmek de…
Bu insanımsı yaratıklar için…
İlkelerinden, fikirlerinden, değerlerinden kopmak onlara normal gelmeye başladı…
Bu durumu…
Bir "kulvar değişikliği" olarak görmeye başladılar…
Kısaca…
İdeolojik bir bağlılık yerine…
Güce ve pozisyona yönelik bir sadakati tercih ettiler…
Nazım Usta’nın, sözleriyle bitirelim…
“Gocuklu celep, kaldırınca sopasını…
Sürüye katılıverirsin hemen…
Ve adeta mağrur, koşarsın salhaneye…
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani…”

























