“Kozlu’ya yapılmış en büyük kötülük nedir” diye sorsanız, hiç düşünmem, “Ali Bektaş’ın belediye başkanı olması” derim kesinlikle. Kendi halinde, naif bir maden kasabasıyken, “Altına hücum” dönemlerindeki kovboy kasabasına döndü onun döneminde. Başkan olmasıyla birlikte, organize kötülük harekete geçti, dünyanın en güzel maden kasabalarından biri Kozlu’nun doğal, tarihi mirası resmen yağmalandı. Övünebilir eseriyle, Kozlu, “ülkenin imarı en bozuk kenti” sayesinde…
Organize kötülük, bölgenin ayakta kalmış tek kilisesi dahil önüne gelen ne varsa yıkıp geçti. Rant paylaşımında tam bir kurtlar sofrasına dönen Kozlu’da, imara açmadık yeşil alan, betonlanmadık dağ, bayır kalmadı. Yetinilmedi, kamu arazileri, işini bilir müteahhitlere haraç mezat verildi. Abuk sabuk yapılaşan Kozlu’nun ne yapı deseni kaldı, ne mimari dili. 3-4 katlı yapıların yanına 10-15 katlı heyulalar dikildi, 5 katlı yapılar yıkıldı, yerine 20-25 katlı silolar geldi yerlerine…
ADI “AKP KAVŞAĞINA” ÇIKTI, YÜZÜ BİLE KIZARMADI HİÇBİRİNİN
Planlı şehirleşme denen kavramın rafa kaldırıldığı o kötülük günlerinde dağlar devrildi inşaat uğruna, çıkan on binlerce ton hafriyat hunharca denize dökülüp, canım koylar dolduruldu. İki cihanda yatacak yeri yok hiçbirinin, doğanın bu geri döndürülemez tahribi FETÖ’cülerle el ele yapıldı hem de. Dünyada bir ilk başarıldı denize sıfır arsaya, araba galerisi ruhsatı verildi. Kentin en büyük mahallesinin girişinde yaptıkları arsızlık ayyuka, oranın adı da “AKP kavşağına” çıktı, yüzü bile kızarmadı hiçbirinin de…
Milli Emlak gözünü kararttı gözbebeği gibi koruması gereken sahilleri rantçılara inşaat deposu, hurdalık, şantiye alanı olarak kiraladı, şehrin emini, tıpkı kent çeperinde alıp başını giden kaçak yapılaşmalar, hukuksuzluklar gibi tık ses çıkarmadı bu kötülüğe de. Piyasaya milyonlarca lira borcun takıldığı o günlerde, aylarca işçi maaşları da ödenmedi. Belediyesi ülkenin en borçlu kurumlarından biri haline gelirken, tilmizleri, “Kozlu revaçta” afişleri asıyordu her yere…
ORGANİZE KÖTÜLÜK KENTE KARŞI SUÇ İŞLEMEYE DEVAM EDİYOR
Şimdi, “Durduk yerde bu yazı da nereden çıktı” diyeceksiniz, o gitti, kötülük sürüyor. “AKP kavşağı” denen utanmazlık bölgesinde verilen akla ziyan imar, sahil yolunu yavaş yavaş bulvara döndürüyor. Cambazlığı semeresini veriyor, 4-5 kat çekmeyen heyelanlı arazide 20-25 katlı binalar yükseliyor. Yollar bir karış genişlemeden, kat yükseklikleri 3’le 5’le çarpılan Güney Mahallesi ve Fatih Sitesi’nde yaşam çekilmez hale geliyor. Demem o ki, organize kötülük kente karşı suç işlemeye devam ediyor...
Benim ki de iş mi yani? “Ellere verir talkını” türünden bir şey yapıyorum gerçekten de. Şikâyet ettiğim rezalette payım var, 1999 seçimlerinde Ali Bektaş’a oy verdim çünkü. Kendisine “Oyum kıymetlidir, ölünceye kadar peşinden giderim” de dedim hatta. Dedim ama kaç para? Tıpkı Beştepe’deki piri muganı gibi atı aldı Üsküdar’ı geçiverdi. Bana da karın ağrısından kıvrım kıvrım kıvrılmak kaldı yıllarca, bünyemdeki tansiyonla diyabet de cabası elbayrıca…

























