Geçtiğimiz Ramazan ayında birkaç kez Bartın Kent Lokantası’nda iftar yaptım. Sosyal Tesisler’in büyük salonu iftar için açılmış, masalar yerleştirilmişti. Çoğu zaman yalnızca gözlem amacıyla salona uğradım.
Yoğun olarak üniversite öğrencilerinin ve ailecek iftara gelen yurttaşların orada bulunduğunu gördüm.
60 liralık yemek ücreti, sağlıklı ve nitelikli gıdaya erişmekte zorlanan dar gelirli aileler için kent lokantasını gerçek anlamda bir kamusal destek aracına dönüştürmüştü. Kent lokantası, bu yönüyle sosyal belediyeciliğin somut bir karşılığıydı.
19 Şubat 2026 tarihinde Ramazan ayının ilk iftarı yapılacak. Bu Ramazan’da da üniversiteli gençler ve dar gelirli aileler kent lokantasından yararlanacak.
Tam da bu nedenle yemek ücretinin 80 liradan 110 liraya çıkarılması yerinde olmamıştır. Bu artış Ramazan ayı sonrasına bırakılabilirdi.
Bartın Belediyesi’nin Ramazan ayı boyunca yemek ücretini 80 lirada tutabilecek mali gücü vardır. Asıl olan, kamu kaynaklarının adil ve hakça paylaşılmasıdır. Ramazan boyunca öğrencilerin ve dar gelirli ailelerin birlikte, ucuz ve kaliteli gıdaya erişimini sağlamak hem sosyal devlet ilkesine hem de vicdani sorumluluğa uygundur.
Öte yandan, spor adı altında yalnızca seyircilik faaliyeti yürüten taraftara bedava maç izleme hakkı tanınması da tartışmaya açıktır. Bugün statta ücretsiz giriş sunarsınız, yarın deplasmana ücretsiz taşırsınız. Ardından halk ekmek arasına kent lokantası üretimi et döner dağıtılır, yanına ayran eklenir. Sosyal destek ile popülizm arasındaki çizgi bu noktada belirsizleşir.
Buradan Bartınspor meselesine gelmek gerekiyor.
Bölgesel Amatör Lig (BAL), Türkiye genelinde profesyonelliği hedefleyen amatör kulüplere yeni bir perspektif kazandırmak, kulüplerin kurumsal ve çağdaş yapılara evrilmesini sağlamak amacıyla kurulmuştur. Aynı zamanda futbolcuların, teknik adamların ve hakemlerin profesyonel liglere hazırlanması hedeflenmiştir.
Ne var ki BAL’da mücadele eden Bartınspor, bugüne kadar kalıcı bir sportif başarı ortaya koyamamıştır. Son kayda değer başarı rahmetli Sayın Rıdvan Yaman döneminde yaşanmıştır. Ancak “profesyonel ligde bu başkanlık olmaz” denilerek yapılan bir müdahale ile görevinden uzaklaştırılmış, sonrasında gelen yönetimler Bartınspor’un düşüşünü engelleyememiştir.
10 Ekim 1992 tarihli Bartın Gazetesi’nde “Bartınspor en büyük olacak” manşetiyle sunulan iddia, aradan geçen yıllara rağmen karşılığını bulamamıştır. Zaten taşıma suyla değirmen dönmez. Bu gerçek göz ardı edilince hedef, zamanla “o sene bu sene” söylemine dönüşmüştür.
Bartınspor’un yasal başkanı Sayın Mehmet Maden’i statta linç ettirebilirsiniz. Ancak şu gerçeği görmezden gelemezsiniz: Kontrolü kolay olsun diye üyesi bulunmayan bir Bartınspor Derneği oluşturuldu. Ardından Sayın Mehmet Maden yönetiminin seçildiği kongreye; vali, milletvekilleri, belediye başkanı ile kurum ve kuruluş temsilcileri katılmayarak Bartınspor kaderine terk edildi. Bugün ise bu yanlışlardan dönmek adına yeni yanlışlar yapılmaktadır.
Sorularım açıktır ve nettir.
Son yirmi yıl içinde Bartın Belediyesi tarafından Bartınspor’a aktarılan ayni ve nakdi yardımların toplam tutarı nedir? Özellikle Sayın Cemal Akın’ın belediye başkanlığı döneminde ne kadar kamu kaynağı aktarılmıştır? Bu kaynaklar Bartınspor yönetimleri tarafından nasıl kullanılmıştır?
Ne yazık ki benzer yaklaşımın Sayın M. Rıza Yalçınkaya döneminde de sürdüğünü görmek üzücüdür. Bartın Belediyesi’nin Bartınspor’a düzenli gelir sağlamak amacıyla otopark ve terminal gelirlerini tahsis ettiği bilinmektedir. Ancak son günlerde, yasallığı tartışmalı bir yapıya belediye bütçesinden hatırı sayılır bir maddi destek daha sağlanmıştır.
Bartın Belediyesi, yıl yıl belediye kasasından Bartınspor’a aktarılan nakdi yardımları kamuoyuna açıklamalıdır. Ardından bu kaynakların Bartınspor tarafından nasıl değerlendirildiği şeffaf biçimde tartışmaya açılmalıdır.
Bartınspor taraftarlarına da bir çağrım var: TFF’nin internet sitesine girin ve bugün mağlup olduğumuz Çarşambaspor’un futbolcularının filiz lisanslarına bakın. O zaman Çarşambaspor’un neden lider olduğunu daha iyi anlayacaksınız.
Artık Bartın’ın aklını başına toplaması gerekmektedir. Tartışılması gereken Bartınspor’un günü kurtaran sonuçları değil, Bartın’daki futbolun ve futbol eğitiminin geleceğidir. Bu konuda başta Sayın Valimiz ve milletvekillerimiz sorumluluk almalı; yerel yönetimler bu sürece katkı sunmalıdır.
Bartın Belediye Başkanı Sayın M. Rıza Yalçınkaya’nın önünde açık bir tercih bulunmaktadır:
Ya taşıma suyla değirmen çevrilecek, yani Bartınspor’a sürekli ayni ve nakdi kaynak aktarılacaktır.
Ya da Bartın’da futbolun ve futbol eğitiminin gelişmesi için bir çalıştay düzenlenerek gerçekçi ve sürdürülebilir bir yol haritası oluşturulacaktır.
Tercih kaçınılmazdır.























