Bartın’ın Ulus ilçesine bağlı Abdipaşa beldesinde kurulması planlanan Uluslararası Temizlik, Hijyen ve Kozmetik Sanayicileri İhtisas OSB projesi, bölgenin ekolojik dengesi üzerindeki potansiyel riskleri nedeniyle kamuoyunda ciddi endişelere yol açıyor. Yaklaşık bir yıl önce yayımlanan “Su Havzamızı Kirletme İhtisası Kurulamaz” ve “Beşinci Bölge Bartın’ı Dilovası Yapar mı?” başlıklı yazılarımda bu projeye dikkat çekmiş, özellikle su havzası ve çevresel riskler konusunda kamuoyunu uyarmıştım. ÇED sürecinin ilerlemesiyle birlikte konu yeniden gündemin ilk sıralarına taşındı.
Proje için hazırlanan ÇED başvuru dosyasında yer alan ifadeler, yerel yöneticilerin projeye yaklaşımı konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. Dosyada Bartın Belediyesi için kullanılan “Kurum görüşümüz daha sonra bildirilecektir” ifadesi, bölgenin geleceğini doğrudan etkileyecek böylesine kritik bir süreçte net bir tavır ortaya konulmadığı eleştirilerine neden oluyor. Çevre konusunda duyarlı yurttaşlar ise yüksek çevresel risk taşıyan üretim süreçlerine karşı seçilmiş yöneticilerin sessiz kalmasından endişe duyuyor.
ÇED başvuru dosyasında yer alan kurum görüşleri de projenin taşıdığı riskleri açık biçimde ortaya koyuyor. AFAD, bazı parsellerin yüksek heyelan duyarlılığı bulunan alanlarda yer aldığını belirtmiş durumda. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü ile Bartın İl Müdürlüğü ise proje alanının 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda “Tarım Arazisi”, “Orman Alanı”, “Mera”, “Ekolojik Öneme Sahip Alan” ve “Taşkın Alanı/Dere Yatağı” olarak tanımlanan bölgelerde kaldığını ifade ediyor. DSİ bölgede taşkın riski bulunduğunu belirtirken, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü proje alanının yaklaşık yarısının dere yatağının uzun yıllar boyunca taşıdığı malzemelerle kaplı olduğunu bildiriyor. Orman Bölge Müdürlüğü de proje sahasının bir kısmının orman alanına denk geldiğini, bu alanlara mevzuat gereği izin verilemeyeceğini ve ilgili bölümlerin projeden çıkarılması gerektiğini vurguluyor.
Belki de en önemli konu ise OSB’nin kurulmasının planlandığı alanın, Bartın kent merkezinin içme ve kullanım suyunu sağlayan yeraltı ve yerüstü su havzası içerisinde yer almasıdır.
Devlet kurumlarının görüşleri birlikte değerlendirildiğinde, proje sahasının heyelan riski taşıyan ve önemli ölçüde dere yatağında kalan bir bölgede olduğu açıkça görülmektedir. Yoğun kimyasal kullanımının söz konusu olacağı, tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan üretim faaliyetlerinin yapılacağı bu tesisin; heyelan, sel ve taşkın riskleriyle birlikte Abdipaşa’yı, Kirazlıköprü Barajı’nı, Bartın kent merkezini ve Karadeniz’i tehdit edebileceği göz ardı edilmemelidir.
Kirazlıköprü Barajı’nın taşkın önleme, enerji üretimi ve tarımsal sulama amacıyla inşa edildiği unutulmamalıdır. Modern borulu sulama sistemiyle sulanması planlanan 30 bin 620 dönümlük tarım arazisini kapsayan bu yatırımın zarar görmesi ihtimali de bulunmaktadır.
6 Mayıs 2026 tarihinde saat 15.00’te gerçekleştirilen “ÇED Sürecine Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılım Toplantısı” ise adeta “Entelköy Efeköy’e Karşı” filminin gerçek hayattaki bir yansımasına dönüştü. Toplantıya katılan çevre aktivistleri Prof. Dr. Erdoğan Altmış, sağlık öğretmeni Sedat Bora, ziraat mühendisi Ayşe Sevtap Uzun ve farklı meslek gruplarından yurttaşlar, ÇED başvuru dosyasındaki eksiklikleri ve çelişkileri ortaya koydular.
Ancak toplantıda dikkat çeken en önemli nokta, Abdipaşalı yurttaşların projeye çoğunlukla yalnızca istihdam açısından yaklaşmalarıydı. İşsizlik ve ekonomik kaygılar nedeniyle projeyi destekleyen vatandaşlar, tıpkı filmde olduğu gibi gürültülü tepkiler verdiler. Aslında konuşması ve projeyi savunması gereken yetkililer ise bu hayati konular karşısında sessiz kaldı. Böylece projeyi savunmak, ne yazık ki yoksulluk ve işsizlikle mücadele eden Abdipaşalı yurttaşlara bırakıldı.
Oysa su havzasını kirletme riski açık olan bu proje derhal revize edilmelidir. Zararlı kimyasallarla yapılacak üretim türleri projeden çıkarılmalı, gaz ve sıvı arıtma tesisleri kurulmalı, yanlış ve eksik veriler düzeltilmeli, heyelan ve sel riskine karşı gerekli önlemler alınmalıdır. Bunun yanında dere yataklarının, orman alanlarının ve tarım arazilerinin işgaline son verilmelidir. Ayrıca tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfa giren üretim alanları için iş güvenliği ve acil müdahale önlemleri eksiksiz biçimde planlanmalıdır.
Bu gerekçeler doğrultusunda, projenin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturan Endüstriyel Temizlik Kimyasalları Üretimi, Ev Tipi Temizlik Ürünleri Üretimi ile Medikal ve Kozmetik Ürünler Üretimi faaliyetlerinin projeden çıkarılması toplantıda talep edilmiştir.
Bartın kent merkezinin su kaynağı niteliğindeki bu bölge için CHP’li Bartın Belediyesi’nin herhangi bir görüş bildirmemesi dikkat çekmiştir. CHP örgütlerinin ise konuya karşı çıkıyormuş izlenimi verdiği ancak yeterince güçlü bir tutum sergilemediği yönünde eleştiriler yapılmaktadır.
Öte yandan Bartın’da çevreye duyarlı kesimlerin de bu konuda tavır almakta geç kaldığı görülmektedir. Geçen yıl yayımlanan yazılar dikkate alınabilseydi, kamuoyunda daha güçlü bir farkındalık oluşturulabilirdi.



























