Bir önceki yazımda, CİMER üzerinden yaptığım başvuruya gelen yanıtı paylaşmıştım. O yanıtı bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunuyorum:
“Yönetim Kurulumuz bu konuyla ilgili gerekli çalışmaları, ilimizi ilgilendiren tüm konularda olduğu gibi Çevre Düzeni Planı konusunda da yakından takip etmekte ve çalışmalarını sürdürmektedir. Plan çalışmalarının süreçlerini izah etmemiz mümkün değildir. Teşekkür ederiz.”
Revize Çevre Düzeni Planı, çok gizli bir çalışma değildir. Aksine, toplumun tüm kesimlerinin sürece katılımının öngörüldüğü, aleni yürütülmesi gereken bir planlama sürecidir. Bu tür çalışmalar, kapalı kapılar ardında değil, şeffaf biçimde yürütülür.
Nitekim Ulus Belediyesi, 5 Kasım 2025 tarihinde resmi sosyal medya hesabından Revize Çevre Düzeni Planı kapsamında yetkililerle yaptığı toplantıyı kamuoyuyla paylaşmıştır. Plan ekibi bu saha çalışmalarını zaten yapmak zorundadır. Asıl sorun, bu ekiplere sahada yeterli desteğin verilip verilmediğidir.
Şimdi biraz gerilere gidelim.
22.01.2018 tarihinde Bartın TV Gazetesi’nde yayımlanan bir haberden kısa bir alıntı:
“Başkan Balık, Bartın TSO olarak yürüttükleri çalışmalar ve girişimcilere ilişkin açıklamasında, ‘Depo alanıyla ilgili üyelerimizden ciddi talepler var. Talep sayısı şu anda 110’u buldu. 750 metrekarelik depolar istiyorlar. Bunun için yaklaşık 150–200 dönümlük bir araziye ihtiyaç var. Bu işe başladığımızda taleplerin artacağına inanıyoruz. Organize Sanayi Bölgeleri için uygulanan devlet teşvikleri, depo alanları için de uygulanabiliyor. 150 ya da 160 deponun sığabileceği bir alan daha uygun olacaktır. Alanla ilgili çalışmalar yapıyoruz. İl Özel İdaremizin Akçamescit Köyü güzergâhında 290 dönümlük bir arazisi bulunuyor. Bu konudaki düşüncelerimizi Sayın Valimize, Sayın Milletvekilimize ve İl Özel İdaremize ilettik. Şu an cevap bekliyoruz. Bartın’da bu metrekareye sahip, hele ki yol kenarında bir arazi bulmak mümkün değil. Atılım Sanayi Sitesi’ndeki alanlar artık yeterli gelmiyor. Özellikle imalat sektöründeki iş insanlarımızın depolama alanlarına çok fazla ihtiyacı var. Bir üyemizin bu konuda KOSGEB’ten 1 milyon TL’lik desteği onaylandı ancak yer bulma sıkıntısı yaşıyor. Yer sorunu bu kadar önemlidir.’ dedi.”
Bartın TSO, 2018 yılından bu yana bu konuda tek bir somut adım dahi atmamıştır. Oysa ortada, yasal zeminde ilerleyen ve herkesçe bilinen bir bürokratik süreç vardır. Bu süreci bilenler —örneğin Bartın Abdipaşa Belde Belediye Başkanı— işi, bu süreci yürütebilecek nitelikteki ekiplere bırakmaktadır.
Ne yazık ki Bartın TSO’da bu süreci yönetecek bir Genel Sekreter bulunmamaktadır. Olan ise kâğıt üzerinde var olan bir “konu mankenidir”. Ve onu destekleyen, adeta düz dünya teorisinin yılmaz savunucuları gibi davranan bir anlayış söz konusudur.
Bu süreci yönetecek güçlü ve işini bilen bir ekibe sahip olan Karabük TSO ise “Depolama Alanı” sorununu, yürürlükteki Çevre Düzeni Planı’nda yapılan tadilatla sonuçlandırmıştır. İlgili Bakanlığın internet sitesinde yapılan plan tadilatlarına bakıldığında bu durum açıkça görülebilir.
Sadece Bartın TSO’nun değil, başta belediyeler olmak üzere tüm kurumların bu planlama çalışmalarına katılması gerekir. Ancak Bartın TSO, iş dünyasının en önemli örgütlü gücü olarak; sanayicinin, esnafın ve al-sat yapanların taleplerini en üst perdeden dile getirmekle yükümlüdür.
Bartın TSO Başkanı Sayın Halil Balık, bu sorunları sık sık dile getirmektedir. Ancak yakın çalışma arkadaşlarından yeterli desteği görememektedir. Buna bir de Genel Sekreterlik görevlerini üstlenen personelin yetersizliği eklenince, dile getirilen sözler havada kalmaktadır.
Ulus Belediye Başkanı’nın yaptığı gibi, Revize Çevre Düzeni Planı saha çalışmalarına katılmak bir tercih değil, zorunluluktur. Bu çalışmalara katılım sağlanmazsa, taleplerin karşılanması daha da zorlaşacaktır.
Bu plansızlık nedeniyle TSO üyeleri ciddi sıkıntılar yaşayacaktır. Bir yandan kiralar yükselirken, diğer yandan maliyetler artacaktır.
Küçüğünden büyüğüne işyeri kiralarındaki artışlara bakılması bile tabloyu net biçimde ortaya koymaktadır. Arz-talep dengesi kurulamazsa, hep birlikte zarar göreceğiz.
Sorunları, liyakatsiz konu mankenleriyle ve düz dünya mantığına sahip anlayışlarla çözemezsiniz; sadece ötelersiniz.
Gelin, hiç olmazsa liyakatli personelle yol yürüyelim. En azından.























