Ülke genelinde CHP’deki mutlak butlan kararı sonrasında okuyucularımdan gelen soruları bir süre beklettim. Umarım okuyucularım bu durumu anlayışla karşılar.
Ancak Bartın kent merkezinde yaşayan vatandaşların yerel sorunlarının giderilmesi ya da en azından bu sorunların dile getirilmesi de bence büyük önem taşımaktadır. İşte bu nedenle bunları yazmak zorundayım.
Umarım bazı CHP’li arkadaşlar bu eleştirileri olumlu karşılar; kaba güç gösterisinde bulunmayı tercih etmezler.
Sayın M. Rıza Yalçınkaya’nın Bartın’daki ilk belediye başkanlığı döneminde şehirde sık sık su kesintileri yaşanıyor, musluklardan çamurlu su akıyordu.
Aradan yıllar geçti. Üç dönem belediye başkanlığı yapan Sayın Cemal Akın döneminde de benzer sorunlar devam etti. Şimdi Sayın Yalçınkaya yeniden göreve geldi ve görünen o ki Bartın hâlâ aynı temel problemle karşı karşıya: su kesintileri ve sağlıklı içme suyuna erişim sorunu.
Bu durum, Bartın’ın altyapı konusunda ne denli geri kaldığını açıkça ortaya koymaktadır. Yaklaşık otuz yıldır çözülemeyen bu sorun, sadece teknik bir eksiklik değil, aynı zamanda siyasi irade eksikliğinin de göstergesidir.
Ne yazık ki bugüne kadar hiçbir belediye başkanı bu sorunu çözme konusunda kararlı ve cesur bir adım atamamıştır. Sürekli tekrarlanan vaatler, pansuman niteliğindeki geçici çözümler ve sorumluluğun ötelenmesi, Bartın halkını hem mağdur etmiş hem de umutsuzluğa sürüklemiştir.
Ancak Sayın Yalçınkaya, Bartın kent merkezinin altyapısına el attı. Su altyapısı etap etap yenileniyor. Böylesine önemli bir sorunun çözümü için cesaret gösteren Sayın Yalçınkaya tebrik ve takdiri hak etmektedir.
Ancak bir eksikliği de belirtmeden geçemeyeceğim. Özellikle kent çeperlerinde bulunan yerleşim yerlerinde suların berrak olmaması, tüketicilerde kuşku uyandırmaktadır. Su şebekesinde pratik tecrübeye sahip kişiler, kullanım suyunun berrak olmamasının hat sonlarında biriken tortulardan kaynaklandığını ifade etmektedir. Şebekenin uç noktalarında yapılacak temizlik çalışmalarıyla bu sorunun giderilebileceğini söylemektedirler. Bildiğim kadarıyla belediyemizde bir Çevre Mühendisi de bulunmaktadır. Şebeke temizliklerinin denetlenmesini kendisi sağlayabilir.
Ayrıca kentte tüketime sunulan suların çıkış noktalarından, arıtma tesisinden ve yerleşim yerlerinden alınması yasal zorunluluk olan analiz raporlarının belediyenin internet sitesinde yayımlanması, şeffaf yönetim anlayışını daha belirgin hâle getirecektir. Böylece vatandaşların önyargıları ve farklı söylemler de ortadan kalkacaktır.
Bartın Belediyesi şirketlerinde çalışan personel üzerinde mobbing uygulandığına ilişkin okuyucularımdan bilgiler gelmektedir. Mobbinge maruz kaldığı ifade edilen personelin tamamına yakını sendikal güvenceye sahip değildir.
Bildiğiniz gibi çalışanlar çeşitli birimlerde görevlendirilmektedir. Doğal olarak personelin performansını değerlendirecek kişi, görev yaptığı birimin amiridir. Çalışanın görevlerini yerine getirip getirmediğini gözlemleyecek olan da yine ita amiridir. Ancak ita amirinin değerlendirmesi dahi alınmadan bazı çalışanlar üzerinde baskı kurulduğu ifade edilmektedir. Bu baskının, tutanak tehdidi veya görev yerini değiştirme tehdidi şeklinde uygulandığı belirtilmektedir.
Bu uygulamaları gerçekleştiren yetkilinin görev ve yetki sınırlarını belirleyen makam elbette Belediye Meclisidir. Bu görevli, yetkisini Belediye Meclisi adına kullanmaktadır. Ancak nedense bu bilgiler çeşitli şekillerde Belediye Başkanına aktarılmakta ve bu yolla ilgili personelin çalışma performansının yetersiz olduğu kanaati oluşturulmaktadır.
Bu uygulama, Belediye Meclisi üyeleri tarafından da gündeme getirilmiş; söz konusu yetkilinin bu tür mobbing uygulamalarının kabul edilemez olduğu ifade edilmiştir. Buna rağmen ne yazık ki bu görüş dikkate alınmamıştır.
10 Haziran 2025 tarihinde köşe yazılarımın yayımlandığı Özgür Halkın Sesi gazetesinde, "GARİP BİR SINAV: Bir Memleket Gerçeği" başlıklı yazımda Bartın Belediyesi şirketine yapılan personel alımlarını değerlendirmiştim.
Geçtiğimiz günlerde Amasra Belediyesi de benzer nitelikte grafiker ve fotoğrafçı alımı için ilan yayımladı. Bu tür ilanlar çoğu zaman adrese teslim olarak değerlendirilmektedir.
Buradan iddia ediyorum: İsmi bende saklı olan kişi ile hem Bartın Belediyesi hem de Amasra Belediyesine alınan personeli bağımsız bir kurum tarafından sınava tabi tutalım. O zaman gerçek ortaya çıkacaktır.
Yeterlilik ve liyakat her şeyden önemlidir. Üstelik aynı niteliklere sahip çok sayıda genç bulunmaktadır. Böyle bir durumda liyakat ve yeterliliği esas alarak personel seçebilirsiniz. Ancak bunları görmezden gelip adrese teslim işe alım yaparsanız, işte bu olmaz.
Son günlerde Kent Kafe ve Gençlik Merkezi gibi sosyal tesisler için yapılan personel alımları da yoğun şekilde tartışılmaktadır. Hatta bu tartışmalar Belediye Meclisi üyeleri arasında bile yaşanmakta ve doğal olarak kamuoyunda olumsuz yorumlara neden olmaktadır.
Bartın Belediye Meclisi üyelerinin en önemli görevlerinden biri, Bartın kent merkezinde yaşayan vatandaşların sesini belediyeye taşımaktır. Eğer meclis üyeleri vatandaşın sesini duyuramıyorsa, o zaman vatandaş da benim gibi bağımsız köşe yazarlarına başvurmaktadır.
Keşke CHP’li, AK Partili ve MHP’li meclis üyeleri vatandaşların bu taleplerini doğrudan Bartın Belediyesine aktarabilselerdi.
Önümüzdeki günlerde Bartın Belediye Meclisinde görev yapan bazı meclis üyeleri seçildikleri partilerden istifa ederse, buna hiç kimse şaşırmasın. Belki de böylece Belediye Meclisinde daha yapıcı ve yol gösterici eleştiriler yapılabilir. "El kaldır, indir" anlayışıyla yürütülen meclis düzeni de sona ermiş olur.
"Ben yaptım oldu" anlayışı bir yere kadar gider; sonu ise çoğu zaman hüsran olur. İlk ayrılıklar şartları daha da zorlaştıracaktır.
Liyakatli ve yeterli insanlar zaman zaman dik dururlar. Ancak yeterliliği olmayanlar çoğunlukla yalnızca güçlünün yanında yer alırlar. Oysa önemli olan, hakkını savunamayacak durumda olan zayıfların yanında durabilmektir.
Siyasette başarı bekliyorsanız, liyakatinizi ve yeterliliğinizi ortaya koyarak güçsüz ve hakkını savunamayan insanlara hizmet etmelisiniz.
Umarım bu meclis üyeleri seçildikleri partilerden ayrılma kararlarından vazgeçerler. Bunu da hakkını savunmakta zorlanan Bartınlılar için yaparlar.

























