Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır. Her siyasal anlayışın icraatları da farklıdır. Ancak ne yazık ki bu durum ülkemizde geçerli olmaz. Gücü elinde tutanlar siyasetçiyi yönlendirir ve kendilerine uygun hale getirir. Gücü elinde tutanların da çok kullanışlı aparatları vardır. Bunları istedikleri yere monte ederler. Bir de siyasetçilerin, bazı yerlerde kendi sözlerini dinleyecek kurşun askerlere ihtiyaçları vardır. Bunlar hiçbir şekilde vasıflı olmasalar bile, o günkü siyasetçinin kurşun askeri olmak için can atarlar.
Şimdi bu konuyu iki mecliste açıklamaya gayret edeceğim. Birincisi Bartın Ticaret ve Sanayi Odası Meclisi, diğeri ise Bartın Belediye Meclisi.
Bartın Ticaret ve Sanayi Odası
Bartın Halk Gazetesi’nde Eylül 2022’de yazı dizisi olarak bu konudaki düşüncelerimi kamuoyuna aktardım. Ancak ne siyasetçiler ne de onların kurşun askerleri duymadı. Aynı tas, aynı hamam yollarına devam ediyorlar.
İki örnekle konuya açıklık getirelim.
1992 veya 1993 yılıydı, hatırladığım kadarıyla. Sayın M. Rıza Yalçınkaya o zaman TTK Amasra Taşkömürü İşletmesi’nde görev yapmaktaydı. Aynı zamanda TMMOB Bartın İl Temsilciliği görevini yürütmekteydi. Sayın Mesut Yılmaz Başbakan olarak Bartın ilini ziyaret ettiğinde, Amasra ilçesine de uğramıştı. Sayın Yılmaz Amasra’ya geldiğinde, Bartın TSO adına Sayın Yalçınkaya tarafından hazırlanan "Bartın Ekonomik ve Sosyal Göstergeleri" dosyası sunuldu. Bartın TSO’nun bu bilgileri verecek bir altyapıya sahip olmadığını o zamanlarda bizzat gördüm. Şu anda da farklı değil. Sayın Halil Balık, başkan olarak elinden geldiğince gelişime açık kanalları açmaya çaba gösteriyor ama kurşun askerler bağlı oldukları siyasi yapının sözünden çıkamıyorlar. Yüzlerini üyelerine dönemiyorlar. Çünkü onları seçen, bağlı oldukları siyasi yapının güç odaklarıdır.
Biliyorsunuz, Bartın’da bir tane Organize Sanayi Bölgesi (OSB) var. Bartınlı bir sanayici, seramik iş kolunda yeni bir fabrika açmak için birkaç yıl önce çalışmalara başladı. Ancak Bartın OSB’den yer tahsis edilmediği için Çaycuma OSB’ye gitmek zorunda kaldı. Ama kamu kaynaklarıyla yatırım yapan özel sektöre hem hazine arazisi tahsis edildi, hem bu arazinin niteliği değiştirildi, hem de ÇED sürecinden muaf tutuldu.
Böylesi olayları bile görmezden gelen Bartın TSO Meclisi, “Şu danışmanı istemiyorum, benim siyasi düşünceme yakın olan adamı istiyorum” diyebiliyor. Sayın Meclis Üyeleri, bırakın peyniri, tabelayı, kâğıdı… Yüzünüzü üyelerinize dönün. Tamam, tacirsiniz ama bu Bartın’a sanayici lazım. İşgücümüze ekmek kapısı lazım. Çalışan ne kadar çok olursa o kadar bina yaparsınız, daha fazla peynir satarsınız, daha fazla tabela satarsınız. Bırakın engel olmayı; değişimi, gelişmeyi talep eden Başkanınıza destek verin. Biraz Bartın dışına çıkın, yeni vilayetlerin TSO’larına gidin, farkı görün.
Yeni Türkiye’de artık Devlet Planlama Teşkilatları yok. Şimdi kentlerin ve bölgelerin birbiriyle rekabeti var. Bu nedenle bir vilayetin Çevre Düzeni Planı çok önemli. Bu nedenle çağın ve ülkenin şartlarına uygun teknik personelle çalışmak zorundasınız. Kopyala-yapıştır planlarla, programlarla geldiğiniz yer belli. Sadece şu bilgiyi sorun: Bartın vilayetinde kişi başına düşen kamu ve özel sektör yatırımı ne kadar? Bartın’da kişi başına düşen gayrisafi gelir ne kadar? Bu rakamları öğrenin ve bunları bizim gibi iki milletvekiline sahip diğer vilayetlerle karşılaştırın.
Gelelim Bartın Belediye Meclisi’ne
Bildiğiniz gibi bir önceki mahalli seçimlerde AKP’nin adayı Sayın Yusuf Ziya Aldatmaz, MHP’nin adayı Sayın Cemal Akın ve CHP’nin adayı Sayın Mehmet Arslan’dı. Kıran kırana bir seçim oldu. Ancak CHP, kendi iç bünyesindeki sorunlar nedeniyle kazanabileceği bir seçimi kaybetti. Seçim sonrasında yapılan bir toplantıda Sayın Mehmet Arslan, kaybetme nedenini açıkladı ve sonrasında tartışmalar çıktı. Bu seçimin kaybedilmesinde temel neden, CHP örgütünün hizipçiliğinin bir türlü bitmemesidir. Bunun da nedeni, CHP üyelerinin seçmenden kopuk ve iletişim kuramaması. Sonuçta, yaşlı ve hantal; ununu elemiş, eleğini duvara asmış üyelerin hâlâ partide görev yapması ve partinin gençleşmemesi. Bu seçim kaybı, parti içindeki sorunları daha da artırdı.
İşte bu sıralarda bir kişi, ısrarla Sayın M. Rıza Yalçınkaya’nın bir sonraki seçimlerde aday olmasını dillendirdi. O dile getirince etraftaki herkes güldü. Hem Genel Merkez nezdinde hem de Bartın örgütü içindeki yapı nedeniyle Sayın Yalçınkaya’nın adaylaşmasının olanaksız olduğunu herkes biliyor ve söylüyordu. Ama bu iri yapılı arkadaş ısrarından vazgeçmiyordu. Zaten ciddiye alan da olmuyordu.
Ancak ülkedeki siyasal süreç o kadar hızlı ilerliyordu ki CHP’nin birinci parti bile olması sağlandı. CHP güçlendikçe, Sayın Yalçınkaya’nın adını daha sık ifade edenlerin sayısı bir iki kişiyle sınırlı kaldı. Ama en çok sesi çıkan yine bu iri kıyım olandı.
CHP İl ve İlçe seçimleri yapılırken, bu iri kıyım arkadaş özellikle İl Yönetimi’nin belirlenmesinde çok çaba gösterdi. O yaşlı ve hantal yapılılar, kendi oluşturdukları delegeleri bile kontrol edemediler ve seçimi kaybettiler. Bu arkadaşla yeni seçilen İl Başkanı zaten bu sürecin içindeydiler.
Sonrasında neler oldu? CHP Genel Başkanı değişti. Partide farklı bir Genel Merkez yönetimi oluştu. En son yapılan mahalli seçimlerde, AKP ile MHP’nin ek adayla seçime girmesi, Sayın Yalçınkaya’nın adaylaşmasının önünü açtı. Çünkü Bartın Merkez İlçe’de bu seçime girecek aday olmaması, bu iri kıyım arkadaşın ısrarını haklı çıkardı.
Sayın Yalçınkaya’nın eski belediye başkanlığı dönemlerinde, milletvekili olduğu dönemlerde ve en son bu seçimde kendisini hiçbir zaman terk etmeyen birkaç kişi oldu. Ancak böyle olmasına rağmen, bu kişileri hâlen bağırıp çağıran da kendisidir. Hem de başkalarının yanında. Ama bu kişiler yine de kendisini yalnız bırakmazlar.
Sayın Yalçınkaya, seçime girerken toplumun tüm kesimlerinden oy alabilmek için çok farklı siyasal anlayışlardan kişileri belediye meclisi adayı yaptı. Bunların içinde özgül ağırlığı olan da vardı, sol siyasal yapıda olup da meclis üyesi yapılanlar da… Ancak büyük bir çoğunluğunun özgül ağırlığı olmamasına rağmen, temsil ettikleri siyasal eğilimlerin etkisiyle listede yer aldılar. İşte bu çoğunluk, Sayın Yalçınkaya’nın vatandaş nezdindeki rızasının arkasına sığınanlardır. Zaten bunların şovlarını yazılı, görsel ve sosyal medyada izliyorsunuz. Ne hikmetse, Sayın Yalçınkaya’nın gözünde kurşun asker olarak görüldüklerinden el üstünde tutulmaktadırlar.
Ama özgül ağırlığı olanlar, siyasal kimliklerinden ödün vermeyenler, Sayın Yalçınkaya’nın başarılı bir belediye başkanlığı süreci yaşamasını isteyenler ise tü kaka yapılmaktadır.
Şimdi bu Belediye Meclisi üyelerine bir öneride bulunayım: En son Sayıştay inceleme raporlarında ruhsatsız işyerlerine dikkat çekilmiş ve bu ruhsatların mutlaka alınması gerektiği belirtilmiştir. Bartın kent merkezindeki büyük bir kurumsal bankanın bile işyeri ruhsatı yoktur. İşte en basitinden bir sürü birikmiş sorun varken, sadece Sayın Yalçınkaya’ya "kral çıplak" demek işlerine gelmeyen; "kral çıplak" diyeceklerin de susması için ellerinden geleni yapan bu özgül ağırlığı olmayan Meclis üyeleriyle yol yürünmeyeceğini eninde sonunda Sayın Yalçınkaya anlayacaktır. Umarım daha geç olmadan anlar.
Kendisini en korumasız ve zayıf zamanlarında yalnız bırakmayan, adaylaşma sürecine katkı veren Meclis üyelerini kişisel hal ve tavırlarıyla güçsüzleştirmesi, sadece kendisine zarar vermektedir. Eskiden beri yanında olanları, yolda bulduklarıyla değiştirmek, sonuçta hüsrana uğratır.























