Kendini, “Sınıf’ın ozanıyım mimli / Hababam Sınıfı’nın yazarıyım ünlü” dizeleriyle tanıtan Rıfat Ilgaz, Cumhuriyet’e verdiği ölümünden önceki son röportajında, “Sivas Katliamı” ve sonrasında sergilenen insanlık dışılığa tepkisini, büyük bir bıkkınlıkla, “Yaşamla ölümün bir anlamı kalmadı. Her şey yalama oldu! Artık hiçbir şeye inanmıyoruz. Yaşama da inanmıyoruz. Artık yaşam yalama oldu. Evden dışarı çıkmamak mı lazım? Bizim aklımız ermez oldu.” diyerek dile getirmiş, kısa süre sonra da hayata veda etmişti…
İnanın aynı ruh hali içindeyim. Edebiyatımızın bilge isminin son sözleri gibi “Zonguldak’ta da her şey yalama oldu.” Kentsel konuları tartışmanın, öneriler getirmenin, ortak akılla rasyonel çözüm bulma arayışının hiçbir anlamı kalmadı. Boş gözlerle seyrediyoruz sadece, tıpkı kent gibi hayatlarımız da bir anlamsızlık sarmalı içinde yuvarlanıp gidiyor. Ölçülü davranma, ilkeli durma, empati yapma, incelikli düşünme, doğrudan yana olma gibi kavramlar buharlaşıp uçuyor…
VİZYONU GAZİPAŞA’YA HAPSOLMUŞ SIĞ BİR ANLAYIŞ
İnsana, topluma, siyasete, kurumlara, devlete olan inancımız tükeniyor; dün “ak” dediğine bugün “kara” diyen yüzsüzlük, temel kanun çünkü. İnsanı belki de en çok insan yapan, şaşırma duygumuzu yitirdik, kuralsızlıklar kentinde her an her şey olabileceği, herkesin, hiç sıkılmadan her şeyi yapabileceği insan dışı bir potansiyel mevcut çünkü. Değerleri ve masumiyetiyle birlikte ışığını, ışıltısını da kaybetti Zonguldak, her yanını saran zifiri karanlık tam da bu yüzden zaten…
Öyle görünüyor ki, daha da kaybedecek, kaderine, dağarcığında kahvehane lakırdısından fazla bir tane sözcük olmayan, vizyonu Gazipaşa’ya hapsolmuş sığ bir anlayış hükmediyor çünkü. Dünyanın nereye gittiğinden bihaber bu zevat, kentin tüm birikimini, değerlerini Vandalca dürtülerle tarumar edip, antik çağlardaki vahşi Dorlar gibi önüne geleni büyük bir acımasızlıkla yıkıp, yok ediyor. On yıllardır bir yangın yeri olan Zonguldak geri döndürülemez şekilde tahrip ediliyor…
SOLUK ALIP VERİRKEN CEHENNEM AZABI ÇEKTİRİYOR
Görmeyeniniz varsa gidip bakın ne olur, örneğin, Üzülmez Kültür Vadisi’nde son yılların belki de en güzel işlerinden birinde Fransız Lavuarı ile EKİ’nin mekanik atölyeleri gayet başarılı biçimde restore ediliyor. Yönetici zevata çalışmalar gösterilip kazandırılacak işlev anlatılırken, inanmayacaksınız ama belediye başkanı, “Burada çok güzel kır düğünü olur.” diyor. Anlatılanları duyunca kendimden utandım, yönetici diye seçip başımıza geçirdiklerimiz aynadaki suretimiz çünkü…
Zonguldak’ın alamet-i farikası Fevkani Köprüsünü de bu kafa yıkmaya çalışıyor, hastane projesinde unutulan otoparkı yapmak için Kız Meslek Lisesini de. Kentteki tüm kıyı şeridini yok edip inşaat şantiyesi, hurda deposu olarak ona buna kiralayan da bu kafa, yaptıkları imar oyunlarıyla Zonguldak’ı ülkenin şehirleşmesi en kötü kenti haline getiren de. Bu kafa daha bu dünyadayken cehennem azabı çektiriyor bir de. Her şeyin yalama olduğu yerde karşı koymanın da bir anlamı kalmıyor…


























O kafa martta siyaset çöplüğünde yanındaki zevat sürüsüyle beraber yerini alacak Ahmet bey..o koltuğu Sandığa gitmeyen Chp liler verdi sandığa gidecek CHPliler geri alacak