Yıllardır kalem oynattığım Halkın Sesi, allem kallem bir opersayonla bizim sesimiz olmaktan çıktı. Boş duracak değildik elbet, artık, sesimiz Özgür Halkın Sesi’nden yükselecek. Motivasyonu bambaşka olan “basılı gazete” olmayınca aynı disiplini sağlayabilir, sistemli yazabilir miyim bilemiyorum. En az haftada bir yazmak istiyorum ama. Ayının bildiği 10 lafın 9’u bal üstüneymiş ya, benimki de öyle… Başka bir şey bilmediğimden, yazılarımın ana başlıklarında daha çok yerel sorunlar ve ekoloji olacak…
Kendinden geçmek böyle bir şey galiba, birden cezbeye kapıldım, benden hasretle yazı bekleyenler varmış gibi havalı bir giriş yaptım. Doğrusu şu ki, çapımın da, okur sayımın da, etkimin de farkındayım. Yazıklarımın tesiri yok, biliyorum. Da, susmaya razı gelmiyor gönlüm. Yazılması gereken çok şey var çünkü. Yazınca bir şey mi değişiyor? Yooo. Okuyan gibi kale alan yetkili de yok. Ama tarihe not düşelim yine de. “Ruzi atide” torunlarıma hesap vermek gibi bir derdim var ayrıca…
BİZİM AÇIKGÖZLERDE NE ARAR BU İNCELİK
Yazılması gereken çok şey var dedim ya, Zonguldak basınında yeni bir dönem başladı, resmi ilan alan Şafak, İnanış, Pusula, Halkın Sesi gazeteleri yayın hayatına son verdi mesela. Hepsinin adına yalnızca Yeni Adım çıkıyor, resmi ilan bir tek onda yayımlanıyor, gelir de hep birlikte paylaşılıyor. Soralım: Bu gelişmeyle ilgili detaylı bir haber okuyan var mı içinizde? Detaydan vaz geçtim küçücük de olsa bir açıklama duyan oldu mu? Nasıl sağlandı bu anlaşma? Hangi ilkeler üzerinde mutabakata varıldı?
Size de tuhaf gelmiyor mu? Siyasetçisinden kamu yöneticisine, sivil toplumundan meslek odasına, kamu kurumundan özel şirketine herkese “şeffaflık” çağrısı yapan basınımızın güzide temsilcileri, sıra kendine geldi mi sus pus ne hikmetse. Kamuoyuna hep birlikte bir açıklama yapılmalı, basında yeni bir dönem diyebileceğimiz birleşmenin nedenleri ve ilkeleri tüm ayrıntıları ile açıklanmalıydı oysa. Bu gazetecilik mesleğinin gereği kadar etik bir sorundu da, bizim açıkgözlerde ne arar böyle incelik…
KENDİLERİNİ GAZETE ÇIKARAMAZ HALE GETİREN AKP’NİN BORAZANLIĞINI YAPIYORLAR
Gazeteler girdikleri ekonomik açmazdan kurtulmak için birleşirken, yapılan son düzenlemelerle hepsinin patronu olan Basın İlan Kurumu eylemi hararetle destekliyor. Öneri getiriyor, idari, hukuki kolaylıklar gösterip ön açıyor. Neden mi? AKP, çatlak sesleri ortadan kaldırıp, “Tek sesli Türkiye” istiyor da ondan. Çoğu gazetenin, devam eden internet yayınlarında, kendilerini gazete çıkaramaz hale getiren AKP’nin borazanlığına devam etmesi bunu çok iyi başardıklarını gösteriyor…
Birleşme protokolü de açıkça bu amaca destek veriyor. Ortak yayımda diğer gazetelerden tek köşe yazarı bile yok mesela. Olmadığı gibi gazeteyi Zonguldak’ın sesi yapmak, kent üzerine düşünenlerin platformuna dönüştürmek gibi bir kaygı da bulunmuyor. Tuhafın da tuhafı birçok meslektaşının işini kaybetmesiyle sonuçlanan olaya gazetecilik meslek örgütlerinden de itiraz gelmiyor. Akmaz kokmaz bir gazete çıkarılıyor, eller ovuşturulup “Gelsin cukkalar” deniyor ardından da. “Ne ala memleket…” değil mi yani…

























