Fevkani’nin yıkımıyla kentin içinde oluşan boşluk, her geçen gün içimde daha da büyüyen tanımı zor bir anlamsızlığa dönüşüyor. Yolum oraya düştüğünde şaşkın gözlerle bakıyorum etrafa. Çocukluğum, ilk gençliğim aklıma geliyor da yüreğim daralıyor. Kendime doğru yaptığım yolculuklarda ayak izlerimi oluşturan hatıralarım kanamaya başlıyor. Ait olmadığım bir yerde hissediyorum kendimi de aidiyet duygum kayboluyor. Değerlerini korumak için bir ömür verdim oysa kente…
Konuştuğum çok kişi de aynısını söylüyor: Kaç ay oldu yıkılalı ama yokluğuna alışamadım bir türlü, yön duygumu kaybettim en başta. Nereden nereye nasıl gideceğimi şaşırmaya başladım. Kenti iyi bilen insanlardan biriyim oysa. Köprünün bıraktığı boşluğa bakarken içim kalkıyor, o “çirkin” denerek değersizleştirilen yapı, ne çok pisliği örtüyormuş meğer? Kapitalizmin mabetleri olarak büyük bir açgözlülükle her yana dikilen eğri büğrü yapılar, ne kadar sakilmiş gerçekten de...
KÖPRÜALTI SİNEMASI ÇOK ÖNEMLİ BİR MEKÂNDI ÇOCUKLUĞUMDA
Fevkani ile birlikte buluşma, alışveriş yapma, sosyalleşme, yön tayin etme mekânı olan “Köprü altı” imgesi de silindi Zonguldaklıların belleğinden. Yıkanlar, ömrünün bir anında bile kent kimliği, kent belleği, kent belleğin sürdürülebilirliği, yıkımın toplumda yarattığı yabancılaşma duygusu ve travma üzerinde düşünmedi ne yazık ki. Zalimler, insanların mekânlarla oluşturduğu duygusal bağın aidiyet süreçlerindeki yeri üzerine de tefekkür etmedikleri için her şeyi yıkıp geçti. Büyük bir şehvet hem de…
Hep avantür filmler oynasa da, Köprüaltı Sineması çok önemli bir mekândı mesela çocukluğumda. Aile matinelerine cümbür cemaat gider, filmi konuşarak dönerdik eve. En büyük keyfimiz de, cilalanmış Teksas, Tommiks kitaplarının üzerine para atarak oynadığımız oyundu. Hiç beceremesem de, parayı durduran kitabı kazanırdı. GİMA’dan sonra, kentin ilk süpermarketi ERBE kuruldu yerine. Ertuğrul Emral, Behzat Baruönü tarafından kurulan ERBE, alışverişteki dönüşümün kentteki simge mekânıydı…
DEDEDEN TORUNA AKTARILAN BİR KÜLTÜR, BAŞKA BİR GELENEK YAŞIYORDU ORADA
Beş kolunun altına kentin en eski esnaflarını alan Fevkani’nin yıkımıyla kentte zaten zayıf olan “esnaf kültürü” de yok edildi. Ne yalan söyleyeyim içlerinde hiç sevmediğim paragözler epeyce olsa da, hem esnaf hem de müşteri açısından dededen toruna aktarılan bir kültür, başka bir gelenek yaşıyordu orada. Her biri zincir marketlere, frenchisinglere direnişin simgesi gibiydi. Birçoğumuz için sadece alışveriş yapılan değil, sohbet edilip çay içilen dostlukların mekânıydı da. Bu bile çok görüldü kente…
Kaderimize hükmeden cühela, yüksek katlı yapıların, avm’lerin arasından trafiğin hızla aktığı cansız, ruhsuz, bir organizma olarak görüyor kenti. Fevkani ile birlikte azıcık kalan ruhu, kimliği de öldürüldü Zonguldak’ın, alametifarikası canice yok edildi. Gerçek yaşamlarında babalarının doğduğu dede evini kat karşılığı müteahhide verecek kadar şuursuzlaşan harisler, ilk buldukları fırsatta köklerine saldırıp kökünü kuruttular kentin. “Kökleri kurusun” demeyeceğim, onlar gibi zalim değilim zira…


























Toplam boyu 750 metre civarında olan o köprüyü basından öğrendiğimiz kadarı ile 3.5 milyon civarında bir paraya sattınız. Geçenlerde bir arabaya baktım. (VW Tuareg) fiyatı satandart donanınımlısı 8.5 milyon TL dediler. Siz o çelik malzemeyi 3.5 milyona sattınız ise ihale kanununda olmayan GÖR BENİ, GÖREYİM SENİ kuralı ile mi sattınız arkadaş. Yani o köprü yü biraz standart üstü bir otomobil fiyaına bile vermediniz.. Yıkılmasını savunanlar size de soruyorum. Beğendiniz mi olanı ???? Sayın Öztürk yazınız ve yazdıklarınızla tercümanımız oluyorsunuz. Tebrikler.
Ben "kökleri kurusun" diyorum bu kentin varlık nedeninin en anlamlı simgesini, o bulunmaz eseri, o yerine getirilemez serveti sırf ilkel dünya görüşleri ve çapsız yöneticilik seviyeleri nedeniyle yok eden belediye başkanı ve destekçilerine.
Zonguldak ın yıkımı içinden iki vilayet çıkartılarak ve sonunda köprünün de yıkımı ile devam etmiştir. Yıllardır ülke ekonomisine lokomotiflik yapan Zonguldak cezalandırılmıştır. Tıpkı 9 oğluna bakan 9 oğlunun bir babaya bakmaması gibi. Hala da parçalanmaya çalışılıyor. Müebbet cezası olan garip ve sahipsiz Zonguldak ın
yazınız ıcın cok tesekkurler. evet cocukugumuzun genclıgımızın sımgesıydı o kopru. kopru altı sıneması demıstınız merdıven boslugunda ayakkabı tamırcısı vardı. koprunun altında bır suru dukkan. bakalım asma uzulmez deresı tasınca yaptıkları kopru tasıyabılecek mı. ne kadar yuksektı. tamam altındakı dere zong. gıbı hep kara akardı ama baska bır guzellıkte katardı zong. mıza. sımdı oraya gelsem asrı mezarlıga kalkan dolmusları bulabılır mıyım. bır orada kaldı benden bır parca. bırde orta kapuzdakı celıkeldekı ttk dakı hatıralar. sız koklerı kurusun dıyemıyorsunuz ama ben bıraz daha zalmım galıba. KOKLERI KURUSUN. zong. kımler oldurduyse KOKLERI KURUSUN
Yıkılan köprüyle Zonguldak makus talihini yendi ,ışıl ışıl bir şehir küllerinden doĝdu. çokta güzel oldu. Eğer yolsuzluk yapılmış ise bunun hesabı tabi ki sorulmalı
Köprünün hurdası ne oldu. Oldu bittiye gitti galiba. İhale süreçleri, hurdanın satışının tüm aşamaları denetlenmeli. Hesabı sorulmalı.
Ya siz hepiniz eleştiri yapan kimsesizim köprü ne kadar yer kalıyordu birde belediye sırtından bedava para kazananlar beleşten cuzu kira ödeyenler onlarida yazda anlayayım taraf olmadiginizi
Şehrin üzerindeki kasvetli hava kalkti her b. eleş..Şehrin üzerindeki kasvetli hava kalkti her şeyi eleştirmeyin
Ahmet Ozturk, köprü yıkım aşamasındayken hesap sorulacak, araştırılacak diyenleri göreve davet edin. Ya hesap sorsunlar ya da maval okumakla kalsın ve bir daha konusmasinlar.