İrkilerek okuduğum haberler çok kötü, Asma'da sözcüğün tam anlamıyla can pazarı yaşanmış. Aşırı yağışlar sonucu meydana gelen heyelanda bir ev göçük altında kalırken, oluşan ikinci heyelanda, bu kez, evde mahsur kalan anne ve oğluna ulaşmaya çalışan kurtarma ekipleri toprak altında kalmış. Nasıl da canım yandı gelişmeleri izlerken. Anne ve oğulun cansız bedenlerine gün ağardıktan sonra ancak ulaşılabilen olaydaki tek tesellim, kurtarma ekiplerinde bir can kaybı olmamasıydı elbette…
Vah ki ne vah! Sıkça duymaya başladık, her yağışta sık sık heyelanlar meydana geliyor kentte. Birileri gibi, "Coğrafi yapısı nedeniyle son derece riskli bir yerleşim bölgesi olan Zonguldak'ta maalesef bunlar olabiliyor" deyip geçiştirecek miyiz, "Nasıl önlenir" diye düşünecek miyiz yoksa? Bu olay “Afet dirençli bir kent” kavramını gündeme taşıyacak mı, hep yapıldığı gibi, tribün taraftarlığına soyunup sığ tartışmalarla unutturulacak mı yahut da? Birincilerin yapılacağında dair en küçük umudum yok...
YAPILAN TARTIŞMALAR, BİLDİM BİLELİ CAHİL MUHABBETİNDEN ÖTEYE GEÇMİYOR ZONGULDAK’TA
Birileri, “Şehrimizi afetlere karşı nasıl planlayabiliriz, afet öncesi mekânsal kurguya yönelik hangi kararları alabiliriz” gibi konuları tartışırken, bizse, yıllarca havanda su döğdük çünkü. Konuyu gündeme taşıması gereken sivil toplum örgütleriyle basın kuruluşları bambaşka hava çaldı. Yaşım 60’a dayandı, yapılan tartışmalar, bildim bileli cahil muhabbetinden öteye geçmiyor Zonguldak’ta. Onun için de temel hiçbir soruna da çözüm üretilemiyor…
Hepimiz biliyoruz, kentin imarı gibi yapı stoku da çok kötü. On yıllardır kuralsızlığın kural haline geldiği belediye yönetilemez bir kurum halinde. Kentin çeperindeki yerleşimlerinde otoritesi sıfıra yakın, kent merkezindeki kaçak yapılarla ilgili alınmış mahkeme kararlarını bile uygulamayarak hepimize mezar olacak kötü yapılaşmayı teşvik ediyor bir de. Anlayın artık ne olur, eyyamcılığın, çıkarcılığın zamanı değil, her türlü kritik eşik aşıldı kentte. Daha ne olması lazım, insanlar ölüyor yahu…
ZONGULDAK BELEDİYESİ ÇAĞDAŞ KENTÇİLİĞE Mİ, YOKSA RANTÇILIĞA MI HİZMET EDİYOR?
Bu konularda çok yazmış, çaba harcamış biri olarak sormak hakkım: Zonguldak Belediyesinin afet eylem planından vaz geçtim, bu tip riskli alanların iyileştirilmesine yönelik bir fikri var mı mesela? Yükselen güçlü itirazlara karşın, okul, köprü, iş hanı gibi yapılar için "riskli" kararı çıkarıp hızla harekete geçen zevat, gerçekten riskli yerleşim alanları için neden adım atmıyor? Neden gerçekten? Cevabı ben vereyim: Çünkü oralar rant yaratmıyor, Allah’ın gariplerine mezar oluyor yalnızca…
Dahası şehirleşme konusunda uzman tüm çevresel, bu gariplerden sakınılan kentsel dönüşümün, “Parsel değil ada bazında” yapılması gerektiğini söylerken neden tam tersi yapılıyor? Merkez Çarşısı’nda kentsel dönüşüm ayağıyla yapı yoğunluğunu iki üç kat artırıp inanılmaz bir ranta imza atan Zonguldak Belediyesi çağdaş kentçiliğe mi, yoksa rantçılığa mı hizmet ediyor? Sorum çok da, çıldırmamak için susuyorum. Duyan, kale alan olmadığı gibi yüreklerin kulakları da sağır ayrıca…

























