• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • karabük
  • Bartın
  • Alaplı
  • Gündem
  • İŞÇİ-SENDİKA
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Sağlık
  • Politika
  • Magazin
  • Kilimli Kozlu Gökçebey Devrek Kdz. Ereğli Çaycuma Zonguldak Spor Kültür-Sanat Bilim ve Teknoloji Eğitim Yerel Asayiş Genel Çevre
  • Ara
SON DAKİKA:
16:03
Seçim Gerginliği Yargıya Taşındı: 20 İsim İfadeye Çağrıldı
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Cemalettin Sağtekin
  3. " BİR İNSANIN ANAVATANI ÇOCUKLUĞUDUR… "
Yayınlanma: 17 Temmuz 2025 - 13:22

" BİR İNSANIN ANAVATANI ÇOCUKLUĞUDUR… "

17 Temmuz 2025 - 13:22
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Cemalettin Sağtekin
Cemalettin Sağtekin
" BİR İNSANIN ANAVATANI ÇOCUKLUĞUDUR… "

Zonguldak merkez ve TTK’ya bağlı Müesseselerimizin, geçmişten bugüne taşınması gereken madencilik mirasları ve yaşam kültürü…

1940’lı yıllardan,  80’li yılların ortalarına kadar birikmiş olan bu kurumsal hafıza,  son 40 yıldır sistemli bir şekilde, ortadan kaldırılıyor…

1980’li yıllardan sonra sosyal devlet politikalarının terk edilmeye başlanması, yeni liberal yaklaşımların  öne çıkması ile çocukluk ve gençlik yıllarımın geçtiği  Kandilli ve benzer diğer müesseselerin, dolayısıyla Zonguldak rüyasının sönmeye başlaması aynı döneme denk geliyor...

Bölgenin omurgası olan (EKİ/TTK) işlevsizleştirildikçe yaşamın her alanında gerileme yaşandığını görüyoruz…

Emek yoğun çalışılan Kömür üretim bölgelerinde, 70 li yılların başında, toplam 50 bin madenci çalışırken bugün bu sayı 10 binlerin altına kadar gerilemiştir...

İşçi sayısı ve üretim düşerken sosyal yaşam kalitesi ve refahı da düşmüştür...

Kömür Üretim bölgelerin de yaşayanların, geçmişe hep bir özlem duyması çok sık karşılaşılan bir olgu haline gelmiş ve geçmişimiz,  gelişmişlik ile özdeşleşmiştir…

Üretimi sadece meta üretimi olarak gören anlayış, kamusal üretimden uzaklaşarak sadece kurumları değil, halkın sosyal yaşamını da ortadan kaldırmıştır…

Kentin hafıza mekânları, endüstri mirası yapılar ve üreten mekânlar yok edilmiştir…

Geldiğimiz noktada, TTK küçülmeye, Zonguldak madencilik hafızası silinmeye, kent kimliksizleştirilmeye, kültür ve sanattan arındırılmaya çalışılmıştır...

Bu girizgahdan sonra, gelelim yazımın özüne…

 Ülkenin neresinde yaşarsak yaşayalım…

 Girizgahda anlattığım, gerçeklerden ötürü…

 Zonguldak kömür havzası insanları olarak, sadece çocukluğumuza özlem duymuyoruz…

 Birde fazlasıyla yüreğimiz yanıyor...

 Hepimizin hayatlarını incelediğimizde karşılaştığımız en önemli ortak özelliğimiz çocukluk hikayelerimizdir…

 Aslında, eskiye duyduğumuz özlem, belki de çok güzel olduğundan değil…

 Bir daha o zamanların geriye gelmeyecek  olmasındandır…

Eskiden çocuktuk, masumduk, hırslarımız yoktu...

Her şey eskiden mi güzeldi? Yoksa güzel olan her şey eskide mi kaldı…?

Bir de şöyle derler…

Her şey çocukken mi güzeldi, yoksa çocuk olduğumuz için mi güzeldi…?

Mesela ,  kendi çocukluğumun geçtiği Kandilli/Kdz.Ereğli sabahlarında, güneşin doğuşunu, bugünkünden daha güzel ve daha başka hissettiğim geliyor aklı­ma…

O zamanlar benim için değil, hayat için, ailem için, arkadaşlarım ve Kandillinin güzel yürekli insanları için doğardı güneş sanki…

Çünkü henüz çok ileriyi düşünemediğimden, hayat sadece hep Kandillide geçecekmiş gibi gelirdi...

Kandillide düşene el uzatılırdı. Artık, kalkmak isteyene tekme atıyorlar…!

İlkokulda beyaz yaka siyah gömlek, devlet okullarında okuduk. Artık, eğitimi parayla satın alıyoruz…

İnsanların hası makbuldü, Artık, parası olan makbul oldu...!

Bir pantolon iki gömleğimiz olurdu. Artık, dolaplarda yer bulamaz olduk..!

Hatta ailenin ve akrabaların, komşuların büyüyen abi, ablaların giysileri, bize uygun hale getirilir, tekrar giydirilirdi…

Çocuktuk hayallerimiz çok büyüktü. Artık, büyüdük, çok büyük dertlerimiz oldu..!

Komşu komşunun külüne muhtaçtı. Artık, komşu komşunun, güler yüzüne muhtaç oldu...!

Mutfaklar daha ilkeldi ama evlerde yemek pişerdi. Artık, son sistem mutfaklarda yemek pişmez oldu...!

Domates mis gibi kokardı, salatalığa doyum olmazdı. Artık, ne domatesin kokusu, ne de salatalığın tadı kaldı...

Hasret kokulu mektuplar vardı. Artık, mektuplar, hayallerimizde, hatıralarımızda kaldı...

Komşulara oturmaya gidilir sohbet edilirdi. Artık, komşu komşudan habersiz oldu...

Yağmur yağdığında camlar açılır toprağın kokusu hissedilirdi. Artık, çift camlardan ne yağmurun sesi, ne toprağın kokusu kaldı…

Mahalle maçları ya da çeşitli sokak oyunları oynardık, birbirimize dokunurduk…

Kavga ettiğimiz de olurdu. Ama barışıp sarılmasını da bilirdik…

Artık, çocuklar, evlerden çıkmadan, telefonlarından, bilgisayarlarından, karşılıklı oyunlar oynuyorlar…

Birbirlerini tanımıyorlar bile…

Küçük evlerimiz vardı oturacak yer bulunmazdı. Artık, kocaman evlerimiz var oturacak kimse kalmadı...

Bütün mahalleyi ve diğer mahalleleri de tanırdık, isimlerini tek tek bilirdik...

Artık, oturduğumuz apartmanda kimse kimseyi tanımaz oldu...

Arkadaşlara ulaşmak daha kolaydı. Artık, arkadaşların telefonuna ulaşılmaz oldu...

Anne babalar çocuklarını yönlendirirdi. Artık, çocuklar anne babayı yönlendirir oldu…

Mektuplaştığımız arkadaşlarımız vardı. Artık, facebook,  ınstagram,  twitter arkadaşlarımız var.

Öksüren çocuğun sırtına hafifçe vurulur su içirilirdi. Artık, öksüren çocuk "astım başlangıcı" diye hastaneye götürülür oldu...

Yere düşen küçük ekmek kırıntıları yerden toplanırdı. Artık, çöplükler ekmekten geçilmez oldu.

Güven vardı, utanma vardı, ayıp vardı, dostluk vardı, komşuluk vardı, yardımlaşma vardı...

Artık, güven yok, utanma yok, ayıp yok, dostluk yok, komşuluk yok, ne yardımlaşması…?

İnsanlık yok…!

76 yılında, “Renault 12 TL” alacaktı babam…

Fabrika greve gitti. Arabaya zam geldi. 111 bin lira oldu. 30 bin lirayı nereden bulacaktı…?

İnanın bana, 30 Kandillili biner TL verdi…

Babamda defterine, geri ödeme tarihlerini yazarak, zaman içinde 30 bin lira borcunu ödemiş…

89 yılında, babamı kaybettiğimde, eşyaların içinden çıkan defterde gördüm o sayfayı…

Çok duygulanmıştım…

İşte bu da Kandilli dostluğuydu…

Daha yazılacak ve karşılaştırılacak çok şey var da o zaman bu yazı bitmez...

Yaşanmış anıları, hatta sizden gelecek olanları da ileriki zamanlarda bu köşede yazabiliriz aslında…

Siz bu yazıyı okurken, kendi yaşadıklarınızı yazıya döküp gönderebilirsiniz bana…

Yazının sonunda e postamı vereceğim…

Başlıkta da kullandım…

Epictetus ; “ Bir insanın anavatanı çocukluğudur. " der. 

Bu durum, çoğu insanlar için de böyledir diye düşünüyorum… 

Zonguldak o yıllarda göç alan bir havzaydı…

Kandilli de , bu nedenle, ülkemin her yöresinden insanların göç ettiği ve yöre insanlarıyla da  bir arada huzurla yaşadığı, Zonguldak’ın kömür üretim bölgelerinden biriydi…

Çocukluk ve gençlik dönemlerinde, kurduğum hayallerin,  elbet  bir gün  gerçekleşeceğine inanırdım nedense…

Kandilli ve değerli insanlarıyla yaşadığım ve,  biz  çocuklara  masal gibi gelen günler sayesinde, bugün bir çoğu vücut buldu diye düşünüyorum…

Hepsinin önünde  önünde sevgi ve saygıyla eğiliyorum...

Kaybettiklerimizi rahmetle anıyorum…

Sevil , Erol Sağtekin, kardeşim Güliz ve bizimle yaşayan babaannem, kendimi  tanıma ve ifade etme sürecimdeki kahramanlarımdı…

Bugün de halen, Kandilli dostluğu’nun, kültürü’nün ve kahramanlarım’ın ışığıyla yol yürüyorum…

Kandilimin değerli insanlarıyla ve bugün hiç kopmadan devam eden kadim dostlarımla yaşadığım, o güzel  günler sayesinde…

Bugün  hangi  koşullarda olursam olayım, haksızlıklara, baskılara, eşitsizliklere  DİRENEBİLİYORUM…

Kandillimin bana kazandırdığı ÖZGÜVENİ  hiçbir zaman kaybetmiyorum… 

Hastalıklar, acılar ,  sevinçler, mutsuzluklar , mutluluklar, yenilgiler,  kazanımlar  yaşamışızdır hepimiz…

Son yıllarda, kendi doğrularımıza aykırı yaşamak zorunda kaldığınız günlerden geçiyoruz…

Dayanabiliyorsak tüm bu yaşananlara…

Kandilli de aldığımız dayanışma kültürü ve terbiyedendir…

Zonguldak da, Kozlu’dan Üzülmez’e ,  Karadon’dan  Gelik’e ,  benzer  kadim dostluklar hiç kopmadan devam ediyor…

Havzanın ortak paydası Taşkömürü elbette…

İnsan olabilmenin niteliklerini,  çocukluğumuzda kazandığımızı düşünüyorum…

Hani,  halk  arasında hep söylenir ya…

“Bunun çocukluğuna inmek lazım”  diye…

Kandilli gibi benzer,  sizin de çocukluğunuzun geçtiği,  neresi varsa farketmez …

Oralarda kazanmışsınızdır iyi olan niteliklerinizi…

Yazımı bitirirken…;

Kum saatiniz yoksa,  bir ara gidin bir tane alın…

Kendinize yalnız ve sakin sessiz bir ortam yaratın…

Hatta akşam saatlerini seçin, kum saatinin yanında, bir de küçük bir mum yakın…

Her tanenin dökülüşünde, hayatınızın,  geçip giden çocukluk ve gençlik zamanlarınızı hatırlamaya çalışın…

İçindeki kum akmaya devam ederken, gözlerinizi kapayın…

Kum saati, zamanı değil, sanki hafızanızda kalan anılarınızı saymaya başlar…

Aklınıza gelen bir anınızı, hatırlamaya başladığınızda da…

Gözlerinizi açın…

Saatin içinde o an, başka bir dünya varmış gibi gelecek…

Kum taneleri düşerken, unuttuğunuz hatıralarınız yeniden canlanmaya başlayacak…

Saat duracak ama siz, zamana yenik düşmüş olsanız da, anılar sizi ayakta tutacak…

Ne zaman kendinizi karamsar hissederseniz, kum saatinizi karşınıza alıp, anılarınızın eşliğinde, geçmişinize dönün…

İleriye ilişkin, o zaman daha güçlü yürüyeceksiniz…

Geçmişinizdeki anılar, iyi, kötü, acı ya da hüzünlü olabilir…

Olsun. Hepsinin sizde yarattığı etki, geleceğe daha sıkı sarılmanızı sağlayacak…

Bir ara deneyin…(Bir uzman kişinin tavsiyesi…)

Sağlıcakla kalın…

 

Sen aziz şehrim,

Uykusuz yaşadığımı bilmelisin.

Bütün işçilerin saçak altında uyuduğu bir saatte,

Ben mızıka çalarak geçiyorum sokaktan.

Sen aziz şehrim,

Ellerim gözlerim kadar benimsin…

“Rüştü Onur”

C.Sağtekin/Maden Mühendisi/ANKARA

[email protected]

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
Ali Hızır ar
9 ay önce

Kalemine sağlık..sevgiler

Cevapla
Beğen (1)
Beğenme (0)
Salih Aktürk
9 ay önce

Çok güzel nostaljik bir anlatım olmuş kardeşim, kalemin keskin olsun.( laf aramızda gerçekten çocukluğuma indim sayende????)

Cevapla
Beğen (1)
Beğenme (0)

Yazarın Diğer Yazıları

  • "Haklıdan yana değil, güçlüden yana olanlar… Korkak ve kaypak olurlar…" - 03 Nisan 2026
  • İktidar Hırsının da sınırı var…! - 13 Mart 2026
  • "Kakanomos…!!! "  - 10 Ocak 2026
  • ÖZGÜR ÖZEL; PİJAMANI ÇIKAR, GÜN DİRENME GÜNÜDÜR… - 05 Aralık 2025
  • ÜLKEMİZİN NTE HEDEFİ SÖMÜRÜ VE SINIF MESELESİ REZERV'in GERÇEK DEĞERİ - 31 Ekim 2025
  • Nadir Toprak Elementleri (NTE) İçin Stratejik Yol Haritası - 14 Ekim 2025
  • GÜCÜ KAPTIRMAMA BAĞIMLILIĞI…! - 19 Eylül 2025
  • 80'ler…BİR YAZ GÜNÜNDE YAĞMURUN DİNMESİNİ BEKLEMEYE BENZER… - 29 Ağustos 2025
  • AR DAMARI ÇATLAMIŞ BUNLARIN…!!! - 07 Ağustos 2025
  • İÇ CEPHE - 27 Haziran 2025
  • ENERJİ ve MADEN ŞİRKETLERİ YAĞMA PEŞİNDE…! - 20 Haziran 2025
  • SAYIN KILIÇDAROĞLU, "TARİH SİZİ AFFEDECEK Mİ ACABA…?" - 12 Haziran 2025
  • 68-78 KUŞAĞI, ARTIK YALNIZ HİSSETMİYOR KENDİSİNİ… - 22 Mayıs 2025
  • SOMA İÇİN ADALET, HERKES İÇİN ADALET…! - 13 Mayıs 2025
  • 23 NİSAN/KUTLANMALIK DEĞİL,DEĞİŞTİRMELİKTİR…! - 23 Nisan 2025
  • Elektrikte SOYGUN devam ediyor…! TEK ÇÖZÜM KAMULAŞTIRMA…! - 10 Nisan 2025
  • MESELE İMAMOĞLU'NU AŞTI...SONUNA KADAR MÜCADELE… - 26 Mart 2025
  • Başarmak imkansız değil… - 14 Mart 2025
  • KOZLU / 33 YIL / MÜCADELE GÜNÜ… - 03 Mart 2025
  • Mutlu insanlar ülkesi… - 24 Şubat 2025
  • 1
  • 2
Köşe Yazarları
Erol Çakır
Erol Çakır
"Kral kaybederse",İflas ve Mercan…
Yaşar Cengiz Alpan
Yaşar Cengiz Alpan
HEPSİ RASLANTI MI, HEPSİ TESADÜF MÜ ?
Şenol Kuşcu
Şenol Kuşcu
ÜNİVERSİTEMİZE YENİ BİR REKTÖR ARANIYOR!
Ahmet Öztürk
Ahmet Öztürk
Yerin altından akademi kürsüsüne: "Anlatılan bizim hikâyemiz"
Mustafa Özdemir
Mustafa Özdemir
Abim…
Fahri Bozbaş
Fahri Bozbaş
HER BİRİ VAZGEÇİLMEZ CİHAN PARÇASI
Mete Arif Tokmak
Mete Arif Tokmak
Zonguldak'ı ve Yazmayı Sevmek
AYNUR MUSLU
AYNUR MUSLU
KARA ELMAS, KARA TALİH, KARA HABER, KARARAN YAŞAM
Gülden Işık
Gülden Işık
"Bu Şehirde Doğup Büyümemişler ki"
Cemalettin Sağtekin
Cemalettin Sağtekin
"Haklıdan yana değil, güçlüden yana olanlar… Korkak ve kaypak olurlar…"
Mustafa Yüce
Mustafa Yüce
ZONGULDAK'IN SİNEMA EMEKTARLARI 1: ÖZKAN GÜREL
Bingül Öz
Bingül Öz
Zorbalık Büyüyor, Biz Susuyoruz
NURDAN PAR ASLAN
NURDAN PAR ASLAN
Radyodan Podcast'e: Sesin Zamanla Yolculuğu
Selma Aydın
Selma Aydın
BÜYÜTEÇ
Seyfi Boyraz
Seyfi Boyraz
ZONGULDAK'A ATILAN BÜYÜK KAZIK
Emrah Feşel
Emrah Feşel
BAŞKAN!
Kılçık
Kılçık
Muhtar Selim Yalan
Yüksel Yıldırım
Yüksel Yıldırım
FOTOĞRAFTAKİ BASAMAKLI KÜRSÜYÜ GÖRÜYOR MUSUNUZ?
Fikret Gökçe
Fikret Gökçe
ASIRLIK GAZETE; BARTIN
Hayri Sarı
Hayri Sarı
O İŞ BÜYÜKLERE KALDIYSA
Çok Okunan Haberler
TTK’DA KRİTİK KARAR!
TTK’DA KRİTİK KARAR!
"BABAANNEMİ BİLE BİLE ÖLÜME SÜRÜKLEDİ" 
Bir Ayda İki Kayıp: Babasının Ardından Oğlu Hayatını Kaybetti
Bir Ayda İki Kayıp: Babasının Ardından Oğlu Hayatını Kaybetti
Ana Sayfa
karabük
Bartın
Alaplı
Gündem
İŞÇİ-SENDİKA
Ekonomi
Dünya
Sağlık
Politika
Magazin
Kilimli
Kozlu
Gökçebey
Devrek
Kdz. Ereğli
Çaycuma
Zonguldak
Spor
Kültür-Sanat
Bilim ve Teknoloji
Eğitim
Yerel
Asayiş
Genel
Çevre
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Yerel Haberler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Hava Durumu
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • Asayiş
  • Bilim ve Teknoloji
  • Çevre
  • Dünya
  • Eğitim
  • Ekonomi
  • Genel
  • Gündem
  • Kültür-Sanat
  • Magazin
  • Politika
  • Sağlık
  • Spor
  • Yerel
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Yerel Haberler
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Hava Durumu
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Sitemap
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.