23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.
TBMM’nin açılışının ve Egemenlik halkındır/ulusundur ilkesinin ilan edildiği günün 105. yılı…
Mustafa Kemal ve arkadaşları emperyalizm ve işbirlikçi Saray’ın karşısına Anadolu’nun iradesini koymuştur.
Kurtuluş ve kuruluşun günüdür…
Bugün bize tek kişi yönetimini dayatanlara karşı tekrar haykırıyoruz;
Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Hiçbir kişiye bırakılamaz!
105 yıl önce açılan Meclis, ülkenin bağımsızlık ve kurtuluş mücadelesine önderlik ederek ilerici bir kuruluş sürecini başlatmıştır.
105 yıl sonra ise, bugün Meclis’in kapısına fiilen kilit vurulmuştur.
Cumhuriyet’in ilerici birikimleri büyük oranda tasfiye edilmiştir.
Amerikan emperyalizmi eliyle geliştirilen, askeri faşist darbeler yoluyla güç kazanan, karşı devrimci sürecin devamı olanlar, yeni bir saltanat rejimi kurmuştur.
Bu rejim altında Meclis tümüyle işlevsizleştirilmiş; hukuk, iktidarın saldırı ve sindirme aracı haline dönüştürülmüş, tüm kurumlar tek adam anlayışına tabi kılınmıştır.
Bu ucube dönemde yaşadıklarımız gösteriyor ki bu düzende, halk egemenliğinin, demokrasinin ve özgürlüğün yeşertilmesi mümkün değildir.
Halkın her düzeyde söz, yetki ve karar sahibi olduğu bir düzen halkın kendi güçlü kollarıyla, örgütlü mücadelesiyle kurulacaktır.
Emperyalist işgal sırasında gerek Osmanlı saltanatı ve gerekse şeyhülislamlık, emperyalist işgale sessiz kalmış, onay vermiş ve ulusal kurtuluş mücadelesinin karşısında yer alarak emperyalist işgalin saflarında olmuşlardır.
Bu açıdan 23 Nisan tarihi aynı zamanda saltanata ve işbirlikçilere karşı verilen yanıtın da tarihidir!
Emperyalistleri ve her türden işbirlikçilerini, yeni padişahlarıyla birlikte göndereceğimiz, özgür günler çok uzak değildir…
İnsan soyunun en büyük düşmanı emperyalistler ve onlara ruhlarını satan yerli işbirlikçiler bir daha bu topraklar üzerinde egemenlik kuramayacaklardır.
Tarihteki bütün zalimlerin gönderildiği, tarihin çöplüğüne gönderileceklerdir.
Hiçbir çocuğun ayağı yalın, sırtı çıplak kalmasın…
İstismara uğramasın, sömürülmesin…
Öldürülmeden ve gülerek yaşadığı güzel günleri olsun…
Ülkemizde, 750.000’i aşkın çocuk çalışmak zorunda…
3.000’i aşkın çocuk cezaevinde…
Çocuklara yönelik cinsel istismar sayısı 25.000’e yakın…
17.000 civarı, çocuk gelin olan bir ülkede yaşıyoruz.
İSİG Meclisi’nin verilerine göre 2025 yılında, yılbaşından 23 Nisan’a kadar 17 çocuk/genç işçi, iş cinayetlerinde hayatlarını kaybetti.
2024’ün tamamında ise 71'i çocuk/genç işçi öldü.
Son 10 yılda çalışırken ölen çocuk/genç sayısı ise en az 742.
Bugününü yaşayamayan, yarını güvencede olmayan, parkta olması gerekirken çalışan ve işçi cinayetlerinde can veren, ruhu ve bedeni örselenen, adlarına armağan edilen mecliste, çocukla evliliğin yolunu açan kararlar ve sayamadığımız nedenlerle hayatı yok edilen tüm çocuklarımıza gerçek bayramları armağan edeceğimiz günleri mutlaka getirmeliyiz…
Bu manzara kutlanmalık değil, değiştirmeliktir…!
İşte o zaman çocuklarımızın yüzünde korku ve endişe yerine güven, hüzün yerine neşe, acı yerine mutluluk gördüğümüz, bayram günlerini hep birlikte kutlarız…
Mustafa Kemal’in tüm dünya çocuklarına armağan ettiği bu kutlu günün 105. Yılında tüm dünya çocuklarına sözümüz olsun:
‘Çocuklar inanın, inanın çocuklar, güzel günler göreceğiz, güneşli günler…”























