İktidar hırsı derken…
Sadece, siyasi hayattaki iktidar hırsından bahsetmiyorum…
Kültürel, ekonomik…
Hangi süreçte olursa olsun…
Bazılarının iktidar hırsı, kesinlikle doymak bilmez…
Hırsların en korkuncudur…
En aç gözlüsüdür…
En doymak bilmeyenidir…
Aklını, duygularını, tüm benliğini esir alır...
İçinde bulunduğu varlığı son zerresine kadar tüketir…
Etrafındaki dalkavuklar da onu pohpohlar…
İktidar hırsına yenik düşen, onu denetleyemeyen, ona esir olan varlık…
Sonunda kendisini yok eder...
Bu öldürücü iktidar hırsınınen önemli kaynağı…
Büyüme içgüdüsüdür…
Önce, iktidara gelmek için sürekli büyür…
Sonra da iktidarını devam ettirmek için rakiplerine nefes aldırmayarak…
Onları yok etme planları yaparak…
Büyümesini sürdürür…
Ekonomideki ölümcül iktidar hırsı…
Arz ve talepte tekelcilik ile sonuçlanır…
Girişim özgürlüğünü yok eder…
Kültürdeki öldürücü iktidar hırsına gelince…
Tek taraflı bir kültür ve sanat yaklaşımı anlamına gelir…
Dayatılan bir kimliğin, ideolojinin her türlü farklı yaratıcılığı engellemesine yol açar...
Siyasetteki ölümcül iktidar hırsı ise…
Önce sadece kamuyu kapsayan otoriterlik…
Sonra özel ve siyasi hayatların da bütün alanlarına egemen olan totaliterlik ile sonuçlanır...
Ölümcül hırsların en korkuncudur…
En acımasızıdır…
En umarsızıdır…
Yok olma noktasından önce ulaştığı, totaliterlik çerçevesinde…
Ekonomik, kültürel ve siyasal bütün yaşam alanlarına da hükmeder…
İnsanlara nefes alacak hiçbir yer bırakmaz…
Elbette bu korkunç ve ölümcülsiyasal hırsın sınırı da…
Sahibininde yok olduğu, yani iktidarıkaybettiği…
Adaletin, Özgürlüğün veDemokrasinin kazandığı noktadır…























