5 Nisan 2025‘ten itibaren geçerli olmak üzere konutlarda elektriğe ,yüzde 25 zam yapıldı.
Bu Soyguna Mahkûm muyuz? Elbette değiliz…!
Elektrik üretimi ve dağıtımı acilen Kamulaştırılmalıdır…!
Bu takdir de ne mi olur?
Ödeyeceğimiz para, yarı yarıya düşer...!
Hatta yarıdan bile daha aza düşer.
Biraz kısacık matematik yapacam ama, sıkılmazsınız umarım…
4 kişilik bir ailenin asgari yaşam standartlarını koruması için, aylık 230 kWh enerji tüketeceği varsayılıyor…
Bu tüketime göre;
1 Nisan 2021`de 4 kişilik ailenin elektrik asgari faturası 183,4 TL idi...
Aradan geçen 4 yıllık dönemin sonunda, 1 Nisan 2025 itibarıyla yüzde 224,8 artışla 595,8 TL`ye yükselmiştir...
Değişimin detaylarına bakıldığında, dağıtım bedeli yüzde 642 artarken, enerji bedeli yalnızca yüzde 24,5 artmıştır...
Dağıtım bedelindeki fahiş artış yaşanmasa, dağıtım maliyetlerindeki artış enerji üretim maliyetlerindeki gibi şekillense, fatura toplamına yansıyan artış yüzde 24,5 ile sınırlı kalırdı...
Bu durumda, 1 Nisan 2025 itibarıyla aynı tüketime sahip konutlara 595,8 TL yerine 228 TL fatura edilirdi…
İşte gördüğünüz gibi, faturamız yarıdan bile aza düşerdi…!
Bu rakamlar, enerji üretim maliyetlerinin artmadığı koşullarda bile dağıtım bedeline zam yapıldığını ve özellikle dar gelirli vatandaşlardan dağıtım şirketlerine kaynak aktarıldığını işaret etmektedir.
Şöyleki, Nisan 2025 itibarıyla, düşük tüketimli konut faturasının yalnızca yüzde 19,1`i enerji bedeli,
yüzde 70,9`u ise dağıtım bedeli adıyla dağıtım şirketlerine gitmektedir…
İşte bu “yüzde 70,9” 23 yıllık özelleştirme politikalarının bizlere hediyesidir ve gözden kaçırılmak istenen nokta budur.
Elektrik fiyatlarının baş sorumlusu iktidardır…
Sanki zamlar kendi kontrolünün dışında, küresel ekonomik şartlar gereği yapılıyormuş gibi algı yaratıyorlar…
Kamu eliyle yürütülmesi gereken hizmetin özelleşmesi, pahalılık yaratmanın yanında, kamu kaynaklarının özel sektöre sınırsızca aktarılmasına yol açmaktadır…
Çünkü enerji sektöründe bugüne kadar yapılan özelleştirmelerden aslan payını götüren şirketlere baktığımızda taşın altından yine iktidarın kıymetlileri çıkıyor.
Milyonlarca liralık vergi borçları silinen Beşli Çetenin eli yine cebimizden çıkmıyor.
İktidar da kıymetlilerini üzecek değil ya, küfeyi halkın sırtına yüklüyor.
Esas yapılması gereken elektrik enerjisi üretiminde ve dağıtımında kamunun ana belirleyici olmasıdır...
O zaman, dağıtım bedeli adı altında, elektriğin ulaşması, sayaçların okunması, bakım ve onarımlarının yapılması gibi sorumluluklarını da halkın üzerine yıkan, özel şirketlere akan musluk, böylece kesilmiş olur.
Mesele artık sadece kabaran faturalarımız olmaktan çıktı.
Birkaç yıl önce, Ispartada yaşananları, bilmiyorum hatırlıyormusunuz…?
On binlerce insan, şiddetli kışın ortasında elektriksiz kalmıştı,
Özelleştirme politikalarının bizi buradan başka götürebileceği bir yer yok.
Halkı soyan şirketlerin, altyapı yatırımlarına bir kuruş bile harcamamasının bedelini Isparta halkı acı bir şekilde ödemişti.
Isparta’da hizmet veren ve Cengiz-Kolin-Limak üçlüsüne satılan Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. (AEDAŞ)’nin TEDAŞ tarafından denetlenmediği Sayıştay raporlarına da yansımıştır.
Yarın benzerlerini, Zonguldakta ya da bir başka yerde yaşamamamız için hiçbir sebep yok.
Elektrik üretim, iletim ve dağıtımı; denetim mekanizmaları tamamen ortadan kaldırılmış dağıtım şirketlerinin insafına terk edilmemesi, kamu tarafından tek elden ve kar amacı gütmeden yapılması gereken hayati bir organizasyondur.
Bu enerji anlayışı ve politikaları devam ettiği ve özel dağıtım firmaları olduğu sürece zamlar devam edecektir…
EÜAŞ elektriği, dağıtım şirketlerine ve bir elin parmaklarını geçmeyen patronlara değil, 41 milyon 190 bin mesken abonesine direk versin…
Ucuz, kaliteli ve güvenilir enerjiye erişim, tüm yurttaşlar için temel haktır.
Halka elektrik üreten, ileten, dağıtan TEK(Türkiye Elektrik Kurumu)’nun yeniden yapılandırılması sonucu, ayrı ayrı iktisadi devlet teşekkülleri olarak kurulan, EÜAŞ, TEİAŞ, TEDAŞ gibi kamu kurumlarının yapısını bozup çalışmasını engelleyen iktidar, araya bu soyguncuları koymadan halka hizmet veremez mi? Elbette verebilir...
Bu soyguna bizi mahkûm etmeyebilir…
Tekrar ediyorum ;
Ödeyeceğimiz para, yarı yarıya düşer...!
Hatta yarıdan bile daha aza düşer.
























Kamulaştırma halkın soyulmasının önündeki en önemli tampondur,batılı ülkelerin çoğunda bu önlemler vardır,bizdeki uygulama özelleştirme değil soygundur.
Çok açık anlatmışsın kardeşim, ellerine emeğine sağlık ????????????????????????????