Bir gazeteci, Taliban iktidar olduktan bir süre sonra Afganistan’a gidiyor, gözlemler-temaslar yapıyor.
Ülkeden ayrılmadan bir dinî liderle de görüşmek istiyor ve zar-zor randevu almayı başarıyor…
Molla’ya, “ülkenizdeki işsizlik, yoksulluk, eğitim ve sağlık gibi sorunları çözmek için ne gibi bir planınız-programınız var” diyor…
Molla, biz insanları öteki dünyaya hazırlıyoruz diyor…
Dolayısıyla ortada çözülmesi gereken bir sorunun da olmadığını ifade ediyor…
Esasen, Politik İslam’ın bir toplum projesi yoktur…
Yönetme özürlüdür…
Cumhuriyet rejimi, halkın sigortasıdır…
Çok yakından tanıdığımız…!!
Ülkenin birinde de, kurumların içi boşaltılmış.
Sınırlı, göstermelik demokrasileri de ortadan kaldırılmış…
Millet Meclislerinin de içi boş…
Bakanlar bakan değil, tek kişinin memuru olmuş…
Yargı yargı değil, medya medya değil…
Kuvvetler ayrılığı diye bir şey kalmamış…
Baskıyı, şiddeti, dayatmak dışında bir alternatifleri de yok…
Kurumlar, sanki varmış gibi bir algı yaratıyorlar…
Millet Meclisleri’nin, tam üyesi var ama orada da bir bütün olarak halk iradesinin varlığı yok…
Elbette iyi niyetleriyle vekillik yapanlar, yapmak isteyenler var elbette,
Ancak etkili olmaları, taşı yerinden oynatmaları mümkün değil…
Tek kişi ve yakın çevresi halkıyla yabancılaşmış durumda…
İki ayrı dünyaların insanları gibiler…
Bu rejimi bilim insanları tanımlayamıyorlar…
Yeni bir kavram bulmak için çalışmalar yapıyorlar…
Öyle ucube bir rejimleri var ki, toplumun öteki büyük yarısını, yandaş olmayan geniş toplum kesimlerini düşman sayıyor ve öyle muamele ediyorlar…
Yasaları, iki taraf için aynı şeyi ifade etmiyor…
Bunun dünyada bir benzeri var mıdır acaba…?
Siz hiç muhalif belediyelerin yapmak zorunda olduğu hizmetleri engellemeye çalışan bir devlet biliyor musunuz?
Toplum sorunlarıyla değil, yağma ve talanla meşguller…
Doğrusu geride kalan dönemde yağmalanmamış, talan edilmemiş pek bir şey bırakmamışlar… Açlık, yoksulluk, işsizlik, sefalet, ilgi alanlarının dışında…
Yaptıkları en iyi şey bütçeyi, hazineyi, doğayı yağmalamak, talan etmek…
Toplumun temel sorunlarına yabancılaşmış durumdalar.
Halkının yüzleşmek zorunda olduğu sorunlar sadece açlık-yoksulluk-sefalet-aşağılanma değil… Üzerlerinde durdukları temel hızla aşındırılıyor…
Herkesin, aklını başına alması gereken zamanlardan geçiyorlar…
Geç kalırlarsa, geriye kurtarılacak pek bir şeyleri kalmayabilir…
Aslında, bu gidişi durdurmak, iradelerini aşan bir şey de değil kesinlikle…
İngiliz romancı gazeteci ve eleştirmen, George Orwell demiş ki, bir tarihte…
“Sahtekarlığın evrensel düzeyde egemen olduğu dönemlerde, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir…”
Ez cümle …
Gerçekleri inatla söylemeye devam ederseniz ve gerçeklerin peşinde koşarsanız,
“Başarmak da imkansız değildir…”
























Devrimci olmak öyle kolay değil.Teori ve pratik alanlarda haykırarak kitlelere ulaşılmalı.Sadece Devrimciler değil bu gün Sosyal Demokratlar Devrimci tavır sergileyebilmeli.Herhangi kimliğe oturtamadığımiz Kürt temsilcisi parti ikinci kez aynı sığ suda boğulmak üzereyken.En zayıf olduğu dönemde can simidi olma yolunda laf.