Ülkede gencinden, yaşlısına, çalışanından, emeklisine, işçisinden, köylüsüne, esnafından, çiftçisine, herkes huzurlu ve mutlu...
Ülke güllük gülistanlık...
Demokrasilerde iktidar sahiplerinin eleştirilmesi doğal bir hak olduğu için, ülkemizde de bu suç teşkil etmiyor…
Krallık rejimlerinde olur eleştiri yasağı, burada istediğin kadar eleştiri de bulunabilirsin…
Yazarlar yazmaya, hatipler ve siyasetçiler konuşmaya, sanatçılar, sendikacılar, vatandaşlar sesini çıkartmaya korkmuyor…
Siyasetçiler, gazeteciler, sanatçılar, Dernek üyeleri, öğrenciler tutuklanmıyor…
Sokak röportajı yapan halk bile istediğini söyleyebiliyor… İşçinin hakkını savunmaya çalışan sendikalar susturulmuyor…
Hukuka, hakimlere ve savcılara olan güven en üst düzeyde…
Eleştirmenin adı cumhurbaşkanına hakaret olarak algılanmıyor…
İktidarın yanlışlarını ortaya koymanın adı halkı kin ve düşmanlığa tahrik olarak değerlendirilmiyor…
Bu ülkede böyle bir şey mümkün değil…
Toplumda bir korku iklimi hiçbir zaman yaşanmıyor.
Kim yaşanıyor derse bilin ki yalan...
Yok efendim, vatandaş yorgunmuş, yoksulmuş, gergin ve huzursuzmuş...
Mutluluk araştırmalarına göre dünya liginde 1. sıradayız.
Yapılan “Yaşam Memnuniyeti Anketi'ne” katılan gençlerin yüzde 90’ı çalıştığı işin ücretinden ve koşullarından memnun olduğunu söylüyor…
İş arayan gençlerin yüzde 95’i geleceğe umutla bakıyor...
Rakamlar ortada diğerlerine bakmaya gerek bile yok...
Memlekette işler iyi gidiyor…
Ama şu muhalefet var ya, tam tersini savunuyor...
Yok memleket büyümüyormuş, insanlar mutlu değilmiş, umutları tükenmiş, ekonomi berbatmış…
Nasıl da huzuru bozuyorlar…
Daha ne olsun….
Çalışanlar aldıkları maaşlarla, rahatlıkla geçiniyorlar, kendi evlerinde oturuyorlar, çocuklarına aldıkları yatırım amaçlı evlerini bile kiraya vermeye gerek duymuyorlar…
Tatile çıkıyorlar, hafta sonları arabalarına binip geziyorlar, tiyatro ve sinemaya gidiyorlar…
Ayrıca, artırdıkları paralarla geleceğe güvenle bakıyorlar…
Kamuda, kapısının önünden geçmedikleri kurumlara, yönetici olarak atandığı haberleri de külliyen yalan…
İşe alımlarda, verdikleri sözü tuttular, mülakat kaldırıldı….
Her kurumda liyakat çok önemli bir kere…
Bu insanların keyfi yerinde olmasın da kimlerin olsun...!
Kamunun tüm parası müteahhitlere mi akıtılıyor sanki…?!
Nerede büyük kamu ihalesi varsa üçlü beşli çetelere mi gidiyor…?!
Bu üçlü beşli çetelere, vergi, ve harç istisna belgeleri indirimi de sağlanmıyor…
Bunların aldığı ihalelerin toplam bedellerinin , milyar euro’ları bulduğu da yalan…
Hanları, hamamları, jipleri, jetleri de yok…
Bir de bunların taşeronları bile yok…
Aldıkları her ihaleyi kendileri gerçekleştiriyor…
Doğayı da yağmalamıyorlar…
İktidarın çocukları ve yakınları devlette 'kadrolu ihale takipçiliğinden' köşeyi dönmüyorlar ki…
Bunların “İktidar’ın çocukları” olarak nam saldıkları da yalan…
Hayatlarında habere gitmemiş, bu iktidar gelene kadar kimsenin doğru dürüst ismini bilmediği onlarca kişi, gazeteci kılığına girerek aracılık ve dosya takibi yapmıyor…
İktidarla yakınlıklarını, gazetedeki köşelerini silah olarak kullanmıyorlar…
Dünyada üye sayısı en hızlı yükselen bir sendikanın Türkiye’de olması mümkün olabilir mi…?
Memur Sen ve Hak İş’in, emek ve demokrasi mücadelesine verdikleri katkı çok fazla…
İktidarla yakın temas kurmuyorlar...
İktidarın bir dediğini iki etmedikleri ise büyük yalan…
Yüksek maaşlı sendika yöneticiliği kariyeri ya vekillikle ya da bir KİT’in yönetim kurulu üyeliğiyle devam etmiyor…
Benzer zenginleşme tarikat, cemaat ve üfürükçülerde de yaşanmıyor…
Tarikat evleri şatolara, şeyhler de CEO’ya dönüşmemiş…
Vakıflarına sağlanan desteklerle devasa servetleri yönetmiyorlar…
Ortalıkta bir de mafya bozuntuları yok. Rezillikler diz boyu değil.
Dünyanın en zengin siyasetçilerinin, ülkemizde olduğu da yalan…
Çoluk çocuk tüm aile bireylerinin gemi ve uçak filoları yok…
Bir evlilik yüzüğüyle başlayan hikayeleri, 30 yıl sonra saraylarda devam etmiyor...
Türkiye’yi laik-muhafazakar, Türk-Kürt, Alevi-Sünni diye ayırmıyorlar…
Siyasetlerini de bu dilin üzerine kurmuyorlar…
Ülkenin kaynakları üzerine çöreklenen İktidar elitlerinin ve yandaşlarının olduğu mutlu azınlık ile onların yarattığı ülkede eziyet çeken milyonların arasında büyük bir uçurum olduğu da yalan…
Milyonlarca insanın, bir avuç elit mutlu ve refah içinde yaşasın diye her türlü eziyeti çektiği de yalan…
Bu arada “Avrupa Dolandırıcılıkla Mücadele Ofisinin” verilerine göre, dolandırıcılık girişimlerinde, ilk sırada yer aldığımız haberi de kesinlikle yalan…
Sabah kalktığımda, gece gördüğüm rüyam buydu…
Keşke rüyalar gerçek olsa…
Hayat oradan devam etse…
























En önemli vurgu gazeteci,televizyoncu kılıklı tiplerin dosya peşinde koşmaları,bu davranışları yerel basında da görüyoruz,tabi hepsi için geçerli değildir bu tespit,sevgiyle kal cemo.
Okurken bir an dedim ki sanırım rüyadayım... keşke rüyalarda kalabilsek ama bu mümkün değil, umudun tükenmediği, gençlerimizin her şeyi gördüğü ve mücadele gücünün olduğu, olacağı bir YARIN gelecek inşallah... Bu saltanat bitecek ve ATATÜRKÇÜ,MİLLİYETCİ,HALKÇI bir gençlik ADALET için kolları sıvayacak ben inanıyorum... inanmak başarmanın yarısıymış evlatlarımıda bu şekilde yetiştirmek için elimden geleni yapıyorum... Ağzına,yüreğine ,kalemine sağlık Cemalettin bey... Duyarlı bir toplum olabilmek adına size Teşekkür ediyorum.
Cemalettin kardeşim öyle bir ülke görürsen bana da haber ver ama inşallah ülkemiz bu düzlüğe çıkacak elbet iktidar izin vermese bile her şeyden memnun olan bu halkımız yapacak merak etme selamlar
Bende okurken uykuya daldım rüya görüyorum sandım. Keşke yazı bitmeseydi.