Bartın’ın siyasi tarihinde en çok dikkat çeken gerçeklerden biri, gücü elinde tutanların kısa sürede “birinci adam” olmayı başarmaları; ancak o güçten ayrıldıklarında aynı hızla unutulmalarıdır. Millî Mücadele yıllarına baktığımızda bile bu tabloyu görebiliyoruz.
1920’de Bartın ve Havalesi Komutanı olarak görevlendirilen Yüzbaşı Cevat Rıfat Bey’in hatıraları bunu açıkça ortaya koyar. Şehrin üzerine yıldırım hızıyla girip “her türlü melhûz mukavemeti kırdık” sözleri, aslında Bartın’ın Milli Mücadele’ye gönüllü bir şekilde katılmadığını gösteriyor. Çünkü Bartınlı gücü sever, güce boyun eğer ama kolay kolay da bırakmaz. Daha güçlü bir aktör çıkınca da yönünü ona döner. Bu, bizim en büyük siyasi zaafımızdır: Gücü elinde tutanı kayıtsız şartsız destekler, gücünü kaybettiği anda terk ederiz.
Cumhuriyet’in ilerleyen dönemlerinde de bu tablo değişmedi. Özellikle 24 Ocak 1980 kararlarıyla birlikte kırsaldan merkeze yoğun bir göç başladı. Kentin nüfusu arttı, Bartın il statüsüne kavuştuktan sonra da belediye başkanları siyasetin merkezine oturdu. Bartın siyasetini şekillendiren, milletvekillerinden çok belediye başkanları oldu.
Örneğin Avukat Oğuz Pir’in belediye başkanlığı dönemi, plansız yapılaşma ile hatırlanacaktır. O yıllarda KİT’lerde çalışan işçilerin konut ihtiyacı kooperatifler aracılığıyla karşılandı. Altyapısı tamamlanmamış bölgelerde hızla binalar yükseldi. Belediye, klasik hizmetleri yerine getirdiği için seçmen nezdinde başarılı kabul edildi. Aslında o dönem milletvekili olma ihtimali çok yüksekti. Ama adaylık sürecinde yaşananlar, onun başkanlığı bırakmasına yol açtı.
Sonrasında Makine Mühendisi Rıza Yalçınkaya dönemi başladı. Onun en büyük başarısı, selefinden kalan konut bölgelerine altyapı hizmeti götürmesiydi. Bartın’ın merkezinde yapılan üstyapı çalışmaları da seçmen tarafından başarı olarak görüldü. Kemer Köprü ile Orduyeri arasındaki dar bölge, hâlâ kentin kalbi olmaya devam etti. Ancak bu çalışmalar Yalçınkaya’yı da milletvekilliğine taşıdı. Belediye başkanlığı bir kez daha yarım kaldı. Onun dönemi de Bartınlıların hafızasında “demir ferforje dönemi” olarak yer etti.
Bugün ise Belediye Başkanı Cemal Akın görevde. Uzun süredir başkanlık yapıyor ve hâlâ makamında. Ancak 30 yıldır Bartın’ın belediyeciliği Park ve Bahçeler ile Fen İşleri’nin rutin işlerine sıkışmış durumda. Eğer o da milletvekilliğine yönelirse, kazanması yüksek ihtimal. Fakat bu durumda kendi başkanlık dönemi “renkli aydınlatmalar” ile hatırlanacak.
Bartın, il statüsü kazanalı otuz yıl oldu. Nüfusu 70 binlere dayandı. Artık vitrin düzenlemeleriyle oyalanma zamanı geçti. Bugün Bartın’ın ihtiyacı, kalıcı ve temel yapısal değişimlere cesaretle adım atacak bir yerel iradedir.
Kısacası, Bartın’da “ikinci adam” çıkmaz. Çünkü herkes birinci olmak ister. Ama asıl mesele, güç peşinde koşarken kente gerçek anlamda ne bırakıldığıdır.
Bu yazı dizisinin son bölümünde, bu kısır döngünün nasıl aşılabileceğini tartışacağız.























