İbrahim BALIK, Hüseyin BALIK ve şimdi de Halil BALIK
Genç Cumhuriyetin ilk yıllarından 1940’a kadar Bartın, Batı Karadeniz’in ithalat ve ihracat merkeziydi. O dönem, bölgenin lojistik kalbi burada atıyordu. Bartın Ticaret ve Sanayi Odası’nın 1927 tarihli Bartın Rehberi kayıtlarına göre, kentte tam 216 esnaf ticari faaliyette bulunuyordu. Ticaret; fevkalade, birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf olmak üzere dört kategoriye ayrılmıştı.
1927 yılı verileri dikkat çekicidir: Türk ve yabancı limanlara yapılan ihracatta kereste %45, yumurta ise %27,32’lik payla öne çıkarken; ithalatta ise manifatura %27,47 ile başı çekmiştir. İhracatın ithalatı karşılama oranı %106’dır. Kısacası, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki Bartın; orman ürünlerinin, tarımın ve hayvancılığın merkezinde yer alan, küçük ama üretken bir Anadolu kasabasıdır.
Bir Çıkmaz Sokağa Doğru
1940’tan sonra demiryolu ve karayolu ağları gelişmeye başlayınca, Bartın lojistik merkez olma özelliğini kaybetmeye başladı. Üstelik II. Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkileri de kenti derinden sarstı.
Enerji ihtiyacı savaş koşullarında dışarıdan karşılanamayınca, hükümet kömür üretimini artırmak zorunda kaldı. Bu çerçevede 26 Şubat 1940’ta çıkarılan “Ereğli Kömür Havzasındaki İstihsalatın Artırılması İçin Ücretli İş Mükellefiyeti Tesisi Hakkındaki Kararname”, 27 Şubat 1940 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Sonuç, Bartın için ağır oldu. Tarım, hayvancılık ve orman üretimi aksadı. Lojistik önemini yitiren kent, küçülmeye ve adeta bir “çıkmaz sokağa” dönüşmeye başladı.
Kurtuluşun Öncüleri
İşte tam da bu dönemde Bartın’ı yeniden ayağa kaldıracak adımları atanlar, Bartın Ticaret ve Sanayi Odası’nın o dönemdeki yöneticileriydi.
O Dönemin TSO Başkanları:
- Ziya Uğur (1941–1942)
- İbrahim Balık (1942–1945)
- Hüseyin Avni Öktem (1945)
- Hüseyin Balık (1945–1949)
60’lı, 70’li ve 80’li yıllarda hızla büyüyen Bartın’ın temelleri, işte bu dönemde atıldı. Özellikle İbrahim Balık ve Hüseyin Balık, uzun süre görev yaparak kentin ekonomik dirilişinde büyük pay sahibi oldular.
Ancak 24 Ocak 1980 Ekonomik Kararları sonrasında tablo tersine döndü. Bartın geriledi, göç vermeye başladı. Kamu yatırımları azaldı, üretimden çekilen devletle birlikte Bartın da üretim kalelerini bir bir kaybetti.
Durgunluk Yılları
2000’li yıllara gelindiğinde Bartın TSO’da yönetim sık sık değişti:
- Hakan Çöme (2004–2005)
- Mehmet Kemik (2005–2009)
- İsmail Toksöz (2009–2013)
- Cihat Çakır (2013–2016)
Ne yazık ki bu dönemlerde bir türlü uyum sağlanamadı. Ortak hedefler oluşturulamadı. Kısır çekişmelerin gölgesinde geçen yıllar, Bartın’ın yeniden gerilemesine zemin hazırladı.
Geriye Gidişin Sayısal Yüzü
Sosyo-ekonomik gelişmişlik araştırmaları bunu açıkça gösteriyor. Bu araştırmalar; demografi, teknoloji, sağlık, eğitim, ekonomik kalkınma, mali kapasite, rekabetçilik ve yaşam kalitesi gibi ölçütleri kapsıyor.
Bartın’ın sıralamalardaki yeri ise düşündürücü:
- 1996: 51.
- 2003: 55.
- 2011: 48.
- 2017: 46.
- 2025: 56.
Bir Zamanlar Bartın’a İnceleme Gezisi Yapılıyordu
1940’lı yıllarda TSO’da görev yapan İbrahim Balık ve Hüseyin Balık, kente kazandırdıkları yatırımlarla Bartın’ın yeniden güçlenmesini sağladılar. Özellikle Çimento Fabrikası başta olmak üzere birçok kamu yatırımının Bartın’a gelmesinde öncülük ettiler.
Öyle ki, Bartın TSO kayıtlarında Denizli TSO’nun Bartın’a inceleme gezisi düzenlediği bilgisi yer alır. O dönem Bartın bir ilçe, Denizli ise bir ildi. Ama ekonomik ve sanayi gelişimini yerinde görmek isteyen Denizlililer, Bartın’a geliyordu.
Yeni Dönem, Yeni Lider
Bugün ise Halil Balık, ailesinden aldığı vizyon ve kişisel özellikleriyle Bartın’a hizmet edebilecek nitelikte bir liderdir. Ancak en büyük sorun, yönetime gelenlerin düşünce biçimlerindedir.
Bartın TSO, siyasi rekabetin değil, Bartın’ın ortak çıkarlarının temsil edildiği bir kurum olmalıdır.
TSO’nun artık yapısal bir dönüşüme ihtiyacı var. Bu dönüşümü gerçekleştirecek bilgi ve birikim, atalarından gelen bir mirastır. Halil Balık, bu mirası geleceğe taşıyabilecek bir isimdir.
Bu koltuk, dönüşümlü oturulacak ya da emir alınacak bir makam değildir. Bu koltuk, yalnızca “ortak paydası Bartın olanların” koltuğudur.
2026 Seçimleri: Bir Yol Ayrımı
2026 yılı TSO seçim yılı olacak. Ortaya çıkacak adaylar ya siyasilerin vitrin figürü olacak ya da dar çevrelerin ticari çıkarlarını temsil edecek.
Oysa Bartın’ın ihtiyacı, Halil Balık’la birlikte çalışacak nitelikli ve donanımlı bir kadrodur. Ancak bu şekilde Bartın TSO’nun değişimi ve dönüşümü mümkün olabilir.
Aksi halde, geçmişte olduğu gibi yine kısır çekişmelerin yaşandığı bir Oda yapısı ortaya çıkar.
Değişim Nerede Başlamalı?
Bu değişim önce Bartın TSO’nun içinde, yani “mutfağında” başlamalı. Ardından yönetim kuruluna yansımaldır.
Toplantılar; anlamsız tartışmaların yapıldığı değil, uzlaşı ve kararların üretildiği yerler olmalıdır. Genel Sekreterlik dâhil tüm kadrolar, bu tempoya ayak uydurabilecek bilgi ve hızda olmalıdır.
Alınan kararlar uygulanmalı, zaman verimli kullanılmalıdır.
Son Söz
Halil Balık, bu vizyona ve kararlılığa sahip bir başkandır. Bartın TSO’nun ihtiyacı, bu başkana ayak uyduracak bir yönetimdir.
Eğer bu dönüşüm sağlanmazsa, sonuç yine aynı olur: birkaç yıl içinde yeni başkanlar, yeni yönetimler gelir gider. Ama olan Bartın’a olur.
Sosyo-ekonomik göstergelerde son sıralara düşen, potansiyelini kaybeden bir şehir tablosu yeniden karşımıza çıkar.
Ve yine… olan Bartın’a olur.























