Bartın’ın bilinen tarımsal ürünlerinin yanı sıra, sebzecilik ve özellikle turfanda sebzecilikte dönüm noktası 1930 yılı olmuştur. Bahçıvanlık mesleğini icra eden Hafız Ahmet Niyazi Aydın, 1930 yılında Bartın’a göç etmiş ve önce ırmak kıyısında bulunan İnceoğlu’nun bahçesinde, ardından karşı kıyıda yer alan Emin Arslan’ın bahçesinde sebze üretimine başlamıştır. Bununla birlikte, Bartın’da turfanda sebzeciliği ilk kez uygulayan kişi olmuştur. O yıllarda Zonguldak’taki kömür üretiminde çalışan işçilerin sebze ihtiyacını karşılamış; öncü ve önder bir çiftçi olarak Bartın’da sebzeciliğin gelişmesine büyük katkı sunmuştur. Bugün Bartın’ın köylerinde yaygın olarak yapılan sebze yetiştiriciliği ve çeşitliliği, bu önder çiftçinin mirasıdır. Kendisini rahmet ve minnetle anıyorum.
Genç Cumhuriyet’in tarıma verdiği önemle birlikte, ülkemizin her yanında üretici köylünün tarım çeşitliliğini artırmak amacıyla örnek işletmeler kurulmuştur. Bu örneklerden biri de Bartın Merkez’de, Gölbucağı ile Kemer Köprü arasında kalan ırmak kıyısındaki geniş arazi üzerinde kurulmuştur. Burada Bartın çiftçisine her türlü desteğin yanı sıra meyve ve sebze fidesi de verilmiştir. Bartın’ın dört bir yanında, bu fidelerden oluşan meyve bahçeleri oluşturulmuştur. Hatta bugün bile birçok evin önünde, bahçelerde bu örnek işletmeden temin edilen fidanlardan büyüyen meyve ağaçlarını görebilirsiniz. Bu nedenle halk arasında burası “Fidanlık” olarak anılır olmuştur.
Bugün ise Bartın Belediyesi’nin, artık neredeyse hiç üretilmeyen çileğin festivalini yapması, tartışılması gereken ayrı bir konu. Ancak asıl sorulması gereken, Bartın’da neden artık çilek üretilmediğidir. İlk çilek festivali 1982 yılında düzenlenmiş. O günleri hatırlayanlar bilir; her yer çilekle doluydu. Pazara her köyden bol miktarda çilek gelirdi. Üstelik çeşit çeşitti. Özellikle “Osmanlı Çileği” reçel yapmak için tercih edilirken, yemeklik çilekler farklı olurdu. Şimdiyse pazarda yalnızca devasa boyutlu ve az miktarda çilek görüyoruz. Peki neden? Bu sorunun muhatabı elbette Bartın İl Tarım Müdürlüğü’dür. Onlar bize Bartın’ın yıllara göre çilek üretim miktarlarını açıklamalı. Gerçekten festival yapacak kadar çilek üretiliyor mu, ortaya çıkmalı.
Ne yazık ki Bartın İl Tarım Müdürlüğü, çok farklı bir anlayışla hareket ediyor. Üretime devam eden az sayıdaki çiftçiye, bilerek ya da bilmeyerek üretim dışı kalmalarına neden olacak öneriler sunuyor. Örneğin aronya, yaban mersini, kivi, kızılcık, kiraz gibi ürünlerin demonstrasyon bahçeleri kuruluyor ve üretici bu meyvelere yönlendirilmeye çalışılıyor. Oysa yerli tohumlarla, Bartın’a özgü meyvecilik teşvik edilseydi, çilek üretimi bu kadar gerilemezdi. Bugün pazarda gördüğümüz çilekler, İl Tarım Müdürlüğü’nün yönlendirmeleriyle üretilen, devasa boyutlardaki, kokusuz, lezzetsiz çilekler. Tüketiciye adeta “benden uzak dur” diyorlar. Keşke Zonguldak Ereğli’de olduğu gibi doğru yönlendirme yapılabilseydi de, Bartın’a özgü kokulu çileğe yeniden ulaşabilseydik. Geçmişte lavanta için yapılan tanıtımların onda biri Bartın çileğine yapılsaydı, belki durum bugün çok farklı olurdu. Üstelik kimse, kurulan bu demonstrasyon bahçelerinden hangisinin başarıyla sonuçlandığını da sorgulamıyor.
Bu yılki Çilek Festivali’nde, tıpkı ilk yıllarda olduğu gibi, Bartın İl Tarım Müdürlüğü’nün çilek üreticileri arasında "en iyi çilek" yarışması düzenlemesi gerekir. Böylece üreticileri de tanımış oluruz. Ancak tahminimce, yarışma yapacak kadar üretici bulmakta zorlanacaklar.
Bartın Çilek, Kültür ve Turizm Festivali gibi yerel etkinlikler, destinasyonlarda turizmin gelişmesine önemli katkılar sağlar. Ayrıca yerel halka birlik, aidiyet ve gurur gibi duygular yaşatır. Turistik ürün çeşitliliği kapsamında önemli bir unsur olan festivaller; yerel değerlerin kutlanması, ziyaretçilerle paylaşılması, ekonomik kalkınma sağlanması ve turizmin mevsimselliğinin dengelenmesi açısından da büyük öneme sahiptir. Bu nedenle, Bartın Belediyesi’nin çilek artık üretilmese bile bu festivali düzenlemesi, geleceğe dair umut vermektedir. Belki de bu sayede Bartın, çilek üretiminde eski günlerine döner. Belediyenin bu çabası, İl Tarım Müdürlüğü’nü de etkiler ve planlamalarını yeniden yerli çileğe yöneltir. Eskiden olduğu gibi mis gibi kokan Bartın çileğine yeniden kavuşuruz.
Eski festivallerde olduğu gibi, festival süresince çeşitli yarışmalar, tiyatro gösterileri, sergiler, söyleşiler ve paneller düzenlenmelidir. Ayrıca, artık aramızda olmayan Bartınlı sanatçılar Hüdai Aksu ve Şenel Gizli anısına Amatör Ses Yarışması yapılmalı; gençler için bu bir fırsata dönüştürülmelidir. Genç kızlar için "Çilek Güzeli" yarışması, çocuklar için geleneksel oyun gösterileri, halk için ise halk oyunları düzenlenerek festival coşkusu yaşatılmalıdır. Etkinlik, ünlü sanatçıların sahne aldığı büyük bir konserle taçlandırılmalıdır.
Umarım 2026 yılında yapılacak festival, yukarıda sıraladığım sorunların çözümü için bir başlangıç olur. Çilek üretimi yeniden canlanır ve etkinlikler, eski festivallerdeki gibi coşkulu ve kapsamlı hale gelir.























