Bartın Merkez Karaçay Deresi'nin taşkın koruma inşaatı ihalesinin, 18 Ocak 2017 tarihinde DSİ 23. Bölge Müdürlüğü tarafından Kastamonu’da gerçekleştirileceğini Bartın Milletvekili Sayın Yılmaz Tunç açıklamıştı.
Link 1: https://www.facebook.com/media/set/?vanity=Ytunc74&set=a.1235755989837577
Bu ıslah çalışmaları kapsamında DSİ, yaptığı hidrolik modelleme sonucunda Bartın il merkezi için 50, 100 ve 500 yıllık tekerrürlü taşkın olaylarının risk oluşturduğu bölgeleri belirlemiş ve buna göre imalat planlamıştır.
Peki biz bunu nereden biliyoruz? 2019 yılında yayımlanan “Batı Karadeniz Havzası Taşkın Yönetim Risk Planı”ndan öğreniyoruz.
Link 2: https://www.tarimorman.gov.tr/SYGM/Belgeler/Taşkın%20Yönetim%20Planları/Batı%20Kardeniz%20Taşkın%20Yönetim%20Planları.pdf
DSİ, bir proje hazırlarken bu kadar hassas davranıyor. Zamanın milletvekili, bugünün Adalet Bakanı Sayın Yılmaz Tunç’un da söylediği gibi, proje hızla tamamlandı. Bartın-Amasra yolu üzerinde bulunan Karaçay Deresi'nde yapılan ıslah çalışmalarını herkes gördü, tamamlandığını da.
Ancak sonrasında yaşanan taşkın, bu ıslah projesinin yetersizliğini gözler önüne serdi. Su yolundaki kanal genişliğinin yeterli olmadığını duyduk – hem de sağdan soldan.
Bartın ilinde sel ve taşkınlarla ilgili önlemler DSİ eliyle yürütülüyor. Özellikle Karaçay Deresi üzerindeki çalışmalar sonrasında, Bartın Halk Gazetesi'nde yayınlanan yazımda şu soruları yönelttim:
> “Geçtiğimiz günlerde yaşadığımız selde iki yerleşim yeri özellikle dikkat çekti. Birincisi, Atılım Sanayi Sitesi'nde yaşanan su taşkını; çünkü DSİ tarafından yapılan ıslah çalışması tamamlanmamıştı. Diğeri ise Bartın-Amasra-Arıt yol ayrımında bulunan Karaçay Deresi’nde yapılan ıslah çalışması sonrasında yaşanan taşkındı. Bu iki yerleşim yeriyle ilgili açıklamaları DSİ yetkilileri yapmak zorundadır. Ana muhalefet partisinin hukukçu milletvekili, eğer DSİ tarafından bir hata, görev ihmali veya Taşkın Planı’na aykırı bir proje uygulaması varsa, hukuki destek sağlamalıdır. Atılım Sanayi Sitesi’nde zarar gören küçük ve orta ölçekli sanayici ve esnafın mağduriyetine neden olan yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunulmasına öncülük etmelidir.”
Link 3: https://www.bartinhalkgazetesi.com.tr/yazarlar/yasar-cengiz-alpan/akarsu-islahlari-ve-sonrasinda-yasananlar/679/?fbclid=IwY2xjawKNt41leHRuA2FlbQIxMQBicmlkETFHVHo4UEFQRzlOZm51NlN6AR5SgQGCuGcUrP4Csb53krQ-GF_Ig2QsapUo_4pcQ5ozAu7ywN6NGxe5TQBozw_aem_ZlBS2wKmVC4fR8nEpQK4RA
Ancak bu sorulara herhangi bir yanıt alamadım. Yanıt yerine, yapılan imalat yıkılıp yeniden çalışma başlatıldı. “Yeter ki beton kazansın” anlayışı maalesef hâlâ ölmemiş, ölecek gibi de durmuyor.
Görsellerde Bartın Uzunöz Köyü Karaçay Deresi ıslah projesinin tamamlanmış halini göreceksiniz. Ancak bu haliyle, ilk yaşanan taşkında yetersiz olduğu ortaya çıktı. DSİ’nin 50-100-500 yıllık analizleri ya yanlış yapıldı ya da proje hazırlanırken açılan su yolunun genişliği yanlış hesaplandı. Bu kadar dar bir su yolunun, taşkına neden olacak bir yağışı taşıyamayacağı açıkça belliydi. Ama DSİ bunu göremedi. Normal mi, değil elbette.
Neyse, şimdi görsellere bakalım.

Karaçay Deresi üzerindeki ıslah çalışmaları bittikten sonra geçen yıl yaşanan taşkında, ıslah duvarlarının dışına taşkın sularının taştığını açıkça gördük. Bunun nedeni çok net: Akarsu yatağının çok dar bırakılması, suyun yayılacağı alanın olmaması ve taşkın sularının hızlanması. Sonuçları görsellerde görebilirsiniz.



Bugün Amasra’ya giden herkesin görebileceği üzere, bölgede hummalı bir çalışma yürütülüyor. Kısa süre önce yapılan ıslah imalatları yıkılıyor, dere yatağı genişletiliyor. Tabi ki yeniden ıslah duvarları inşa ediliyor.


Benim de bir önerim olacak:
Madem başladınız, bu dere üzerindeki yaya ve taşıt köprülerini de projeye dahil edin. Taşkın anında baraj görevi yapmasınlar. Özellikle Arıt yol ayrımındaki Karaçay Deresi köprüsü değerlendirilmelidir. Çünkü her taşkında baraj gibi suyu tutuyor.
Aslında size öneride bulunmamıza gerek yok. Nasıl olsa projelerinizi 50-100-500 yıllık verilere göre hazırlıyorsunuz (!)
Ama görünen o ki DSİ, nerede bir ıslah çalışması yaparsa, orada sel ve taşkın riski artıyor ve bu risk bir süre sonra gerçeğe dönüşüyor. Her sel sonrası yetkililerce yapılan açıklama ise hep aynı:
“Tahmin edilemeyecek büyüklükte yağış aldık. Ne kadar önlem alırsak alalım, bazı doğa olayları önlenemez.”
İyi güzel de, sizin o 50-100-500 yıllık projeksiyonlarınız nerede kaldı?
DSİ demek beton demektir.
DSİ demek yanlış hesap demektir.
Benim düşüncem tabii ki!
























Yaşar bey ellerinize sağlık. Belgelerle ile ortaya çıkarıyorsunuz. Lakin betona her anlamı ile karşı durmak gerekiyor. Avrupa standartlarına biraz olsun yaklaşılmak isteniyorsa yapılması gereken doğal örtüyü koruyarak ıslah etmektir. Tabiata uyumlu bir yönetim anlayışını yerleştirmek zorundayız. Maalesef yöremiz taş/beton içinde. Toprağa kirli muamelesi yapılıyor.