Bugün 17 Ağustos…
Bundan tam 24 sene evvel ülkece çok karanlık bir sabaha uyandık. Çaresizlikten uyanabildiğimize utandığımız, ağustos ayının sıcak güneşinin doğmadığı bir sabaha…
Kocaeli’nin Gölcük ilçesi merkezli bir depremin kimimizin canını, kimimizin hayallerini alıp götürdüğünü öğreniyorduk gecenin bir yarısı radyolardan. Az buz değil tam 7,6 (kimi kaynaklara göre 7,8) şiddetinde yıkıcı bir deprem!
Açıklanan 17.480 ölü, 23.781 yaralı…
Açıklanamayan belki bir o kadar daha kayıp!
*
Yıllardır ülke olarak her 17 Ağustos tarihinde söylediğimiz tek bir söz var; “UNUTMADIK”
Külliyen yalandır bu söz!
Unuttuk!
Hem de öyle güzel unuttuk ki!
Bırakın 17 Ağustos Gölcük depremini, 6 Şubat 2023’de Kahramanmaraş’ta meydana gelen büyük felaketi bile unuttuk!
Üzüldük!
Ağladık!
Kimimiz deprem bölgesine koştu fiilen yardım da bulundu, kimimiz devlet kurumlarına ya da özel derneklere yardım da bulunarak bölgedeki insanlara destek olmaya çalıştı.
Peki ya bugün?
Sanıyor musunuz ki o insanların dertleri bitti, hayatları normale döndü? İki yardım ettik, kendimizi rahatlattık ve hayatlarımıza geri döndük, geçti gitti!
Dönelim 99 depremine!
Dile kolay tam 24 sene geçti. O tarihten beri sadece depremden depreme hatırlanan uzmanlar gerçekleşmesi beklenen büyük İstanbul depremi için bağıra çağıra uyarıyorlar bizleri. Peki sonuç?
Bu kadar sene de neler yapıldı? Bu hayati konuya ne kadar önem verildi?
2006’dan beri sektörün içinde bulunan biri olarak söylüyorum ki bu süreçte ülkeyi yönetenler güzel kararlar da aldılar ancak ne kadarı uygulandı, ne kadarı kontrol edildi? Yapılması gerekenler evrak üstünde veya kanun hükmünde gayet güzel yazıldı çizildi ama peki ya sahadaki uygulamada bunların ne kadarına dikkat edildi?
Kentsel dönüşüm projeleri başladı, işin içine rant girdi! Çürük binadan ziyade konumu ve manzarası güzel olan yapılar hedeflendi. Zeminin uygun olup olmadığına bile bakmadan 5 katı geçmeyen binaların olduğu yerlere gökdelenler dikilmeye başlandı.
Yapı denetim sistemi kuruldu, son 1-2 seneye kadar yapı denetimler inşaata anca ruhsat alma zamanı uğruyorlardı. O zamanlar şimdiki gibi havuz sistemi de yoktu. Herkes istediği, tanıdığı yapı denetimle çalışıp işini kolay yoldan hallediyordu. İşini düzgün yapmaya çalışan kontrol mühendisleri de zaman zaman işçiler tarafından dövülüyordu.
Önüne gelen müteahhitlik yapmaya başladı. Teknik bilgi ya da diploma önemini kaybetti, ne kadar galerici, market sahibi vs. cebinde parası olan varsa müteahhit oldu. Dolayısıyla da amaç sağlam ve güçlü yapılar değil, ucuz ve basit yapılar yapmak oldu.
Hiç edilen deprem vergilerinden, yok edilen deprem toplanma alanlarından, açık açık kaçak yapıya izin veren ”imar affı” gibi yasalardan bahsetmeyeceğim bile…
*
Dönelim Zonguldak’a!
Zonguldak bölgesinde tarihteki en büyük deprem 1968 yılında Bartın merkezli ve 24 kişinin can verdiği, çok fazla yaralının olduğu ve çok fazla yapının zarar gördüğü 6.5 şiddetindeki depremdir. Uzmanlar bu bölgede bundan daha fazla şiddette bir deprem beklemediklerini söylüyorlar.
Zonguldak merkeze en yakın fay hattı ise Devrek’in 6 km güneyinden geçmektedir. Deprem haritalarında Ereğli, Alaplı ve Devrek 1. dereceden deprem bölgesinde yer alırken, Zonguldak şehir merkezi ve diğer ilçeler 2. derece deprem bölgesinde yer almaktadır.
Bölgede çok büyük şiddetli depremler beklenmese de mevcut fay hattının şehir merkezine sadece 40 km mesafede olması bizleri yine her türlü önlemi almaya mecbur bırakıyor.
AFAD’ın Zonguldak için hazırlamış olduğu deprem raporunda şehrin en büyük sorunlarının; bazı bölgelerde zeminin sıvılaşmaya yatkın olması, depremden sonra olabilecek olası heyelanlar, bugün bile belirlenmemiş olan eski usul yapılmış çürük binalar, özellikle şehir merkezindeki bitişik nizam yapılar ve eski yapıların zemin etütlerinin olmayışı olarak belirlenmiş.
Aman ihmal etmeyelim!
*
Cevaplanmayacağını bilsem de bir soruyla bitirmek istiyorum!
Sağlık Bakanlığı’nın 2013 yılındaki yayınlamış olduğu genelge de “1. ve 2. derece deprem bölgelerinde 100 yatak ve üzeri hastanelerin taşıyıcı sistemleri sismik izolatörlü olarak projelendirilecektir” yazmaktadır.
Nedir sismik izolatörler?
Binanın taşıyıcı kolonlarına yerleştirilen bu yapı elemanı sayesinde deprem anında binaya gelen yükler, izolatörler sayesinde salınımı azaltır ve binanın depremden etkilenmemesini sağlar. Öyle ki bu sistemin kullanıldığı hastanelerde deprem anında ameliyatlar bile devam edebilir.
Her yerin yerle bir olduğu Maraş depreminde Malatya ve Gaziantep’te ki izolatör sistemi ile yapılmış iki hastanenin hasarsız olarak ayakta kaldığının altını çizmek isterim.
Gelelim benim soruya;
Zonguldak 2. derece deprem bölgesinde olmasına rağmen,
Yapılan hastane 400 yatak kapasiteli olmasına rağmen,
Hemen yanı başımızda yeni yapılan Bartın Devlet Hastanesi’nde de sismik izolatörler kullanılmış olmasına rağmen,
Neden yeni yapılan Zonguldak Devlet Hastanesi’nde deprem izolatörleri kullanılmamıştır?
İsminin başında “Zonguldak” yazdığı için mi?

























