Yıkılmalı mı, yıkılmamalı mı?
Restore mi edilmeli, yıkılıp yenisi mi yapılmalı?
Aylardır süre gelen bu sorular nihayetinde artık son buldu.
Yerel seçimlerden önce “BİZ YIKMAYA DEĞİL, YAPMAYA GELİYORUZ” diyen sayın belediye başkanı ve ahalisi nihayet istediğine ulaştı ve Fevkani Köprüsü’nün yıkımına başlandı.
Muhtemelen ofislerinin camlarından ellerini ovuştura ovuştura izliyorlardır büyük zaferlerini!
Tebrik ediyorum…
Ve de Allah’a havale ediyorum!
Dünya üzerinde 150-200 yıllık çelik köprüler sağlıklı bir şekilde var olmaya devam ederken, biz 67 yıllık köprüyü koruyamadık gözünü hırs bürümüş siyasilerden!
Elinde köprünün yıkılmasına yönelik doğru dürüst bir rapor yokken, hazırlanan bilir kişi raporlarında uyarı olarak köprünün bu halde kullanımının çok tehlikeli olacağı ancak bakım ve onarımlarının yapılması halinde kullanılmasının mümkün olduğu belirtilmişken apar topar yıktılar şehrin en büyük tarihi eserini!
*
İstedik ki; bilime inansınlar, mühendis ve mimarlardan tarafsız bir bilir kişi heyeti oluşturup yeni bir rapor hazırlasınlar. Bu rapor sonucuna göre de son kararı versinler.
Böylece atılacak her adım herkesin içine sinmiş olacak ve bu tartışmalar bu kadar uzamayacaktı. Ve nihayetinde bugün hala insanların kafasında soru işaretleri dolaşmayacaktı!
Malum, siyasilere güven pek kalmadı. Anlaması güç ama millet “çalıyor ama çalışıyor” kafasında. İşte tüm bu soru işaretleri silinsin istemiştik zihinlerden!
Ama kim takar mühendis odalarının raporlarını?
Kim ciddiye alır ülkenin en köklü üniversite hocalarının hesaplarını?
Vatandaş ne demiş, ne düşünmüş kimin umurunda?
Dediğim dedik, çaldığım düdük misali yine kafalarına göre iş yaptılar.
Suç bizde!
Çok şey istedik bu zihniyetten!
Neden mi?
İmar affı yasası ile binalardaki kaçak yapılara alenen izin verenler bunlar değil miydi? Sırf para hırsı uğruna binlerce binaya yanlış yapılaşma ile gereksiz onlarca yükü yükleyip binaların ilk depremde yıkılması ya da yıkılacak olmasının sorumlusu bu kafa yapısı olmayacak mı?
Dere yataklarına bina yapılmasına ruhsat verip sel baskınları sonucu insanların ölmesine neden olanlar bunlar değil miydi? Sadece önceki sene Samsun, Sinop, Kastamonu ve Bartın’da ki sel felaketlerinde 108 vatandaşımız ölmedi mi?
Tren yollarını doğru zeminlere yapmayıp ufak bir yağmurda rayların altındaki toprakların akması sonucu tren kazalarına yol açanlar bunlar değil miydi? Tekirdağ’da basit biz zemin dolgu malzemesi eksikliği nedeniyle gerçekleşen tren kazasında 24 vatandaşımız vefat etmedi mi?
Mimarlar ve Mühendisler Odası’nın defalarca uyarısına rağmen tam da kuşların yoğun olarak kullandıkları göç yolu üzerine havalimanı kuranlar bunlar değil miydi? O havayolu üzerinde uçaklar defalarca kuşlara çarparak düşme tehlikesi atlatmadı mı? Yüzlerce kuş telef olmadı mı?
Evet bunların hepsini yaptılar. Hem de gözümüzün içine baka baka yaptılar. Tüm uyarılara tüm itirazlara rağmen, hatta ve hatta “yapamazsın” diyen mahkeme kararlarına rağmen yaptılar.
Ve işin sonunda bir felaket olup canlar yitip gittiğinde “fıtrat” deyip geçtiler…
*
Bugün de Fevkani Köprüsü’nü sırf siyasi emelleri doğrultusunda yıkıyorlar.
Yapının çürük olduğunu iddia ediyorlar.
Kendi sempatizanlarına köprüden iki paslı fotoğraf çektirip “bakın yıkılmak üzere” diyorlar!
Güç bende deyip, kabadayı misali karar alıp iş yapıyorlar.
Şehrin bu durum nedeniyle sosyal ve kültürel açıdan neler kaybedeceğini düşünmüyorlar.
İnsanların kaç sene trafik çilesi çekeceğini umursamıyorlar.
Yerine yapılacak çevre düzenlemesinin ne zaman biteceğini bilmiyorlar!
Umursadıkları tek şey; hurda çeliğin ton fiyatı veya devamında yapılacak olan inşaat işlerinin ihale bedeli!
Geçmiş olsun Zonguldak!
Bakalım Fevkani’den sonra sıra nereye gelecek!

























