Kentler yalnızca binalardan değil, kuşaklararası aktarımı sağlayan mekânsal hafızadan oluşur. 1960’lı yılların sonundan itibaren Zonguldak Bahçelievler Mahallesi sokaklarında yaşanılan özgür çocukluk ve mahalle kültürü, motorlu taşıt sayısının azlığıyla doğrudan ilişkiliydi. Ancak günümüzde kaldırımları dahi istila eden plansız araç yoğunluğu, kenti yaya ve çocuk güvenliği açısından tamamen felç etmiştir. Çocukluğumda, İncivez Mahallesi son duraktan Bahçelievler İlkokulu’na yürüyerek gitmek ne kadar doğalsa bugün bir o kadar olanaksızdır. Günümüzde veliler 300 metre mesafedeki okul için bile servis araçlarına mahkum edilmiştir. Kentlerin, taşıtlar tarafından işgali, sadece lojistik bir sorun değil, çocukların kentsel yaşam hakkının elinden alınmasıdır.
Nüfus artışının belirli bölgelerde yığılması, şehir merkezindeki eğitim kurumları üzerinde taşınamaz bir yük oluşturmuştur. Dr. Derviş Nihat Arkat (Hürriyet / Ahmet Erdoğan), Bahçelievler ve Zonguldak İlkokulu gibi köklü yapılar, kentin en büyük mahallesinin tüm yükünü sırtlamaktadır. Planlama aşamasında bu yükü hafifletmesi öngörülen; Dumlupınar, Anıl Cömert ve Vali Tevfik Başakar gibi diğer çevre okullar ise sistematik bir ihmal döngüsündedir: Kronikleşen öğretmen istihdamı eksiklikleri, teknolojik donanım ve fiziki altyapı yetersizlikleri bu okulların cazibesini yok etmekte, velileri merkezdeki okullara doğru bir "eğitim göçüne" zorlamaktadır. Ortaya çıkan bu kısır döngü, bazı okulların aşırı kalabalıklaşarak yılların kazandırdığı değeri aşındırmasına , bazılarının ise atıl kalmasına neden olmaktadır.
Son dönemde kent merkezindeki nitelikli kamusal yapıların tasfiyesinde en kullanışlı araç, teknik detayları halktan gizlenen "deprem riski" söylemidir. Yayla Ortaokulu ve eski SSK Hastanesi gibi şehrin hafızasını oluşturan yapıların dönüşüm süreçlerinde, kamuoyunun haklı endişelerini giderecek kurumsal açıklamalar yapılmamakta, süreçler bilinçli olarak sürüncemede bırakılmaktadır.
"Sönümlendirme Stratejisi" olarak adlandırabileceğimiz bu yöntemle, halkın ilk andaki yoğun tepkisinin zaman içinde eritilmesi beklenmektedir. Yıkılan kamusal alanların yerine yapılacak ticari etkinliklerden kimlerin, hangi ölçüde faydalanacağına dair kapalı kapılar ardındaki pazarlıklar "rant kardeşliği" ile pekiştirilmektedir.
Atatürk Devlet Hastanesi’nin yeni binasındaki otopark planlama hatası ve yetersizliği, kentteki yıkım lobisine yeni bir seçenek sunmuştur: "Okulları yıkalım, otopark yapalım." Bu yıkım lobisinin hezeyanlarından Karabük Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun tarihi ve hukuki tescil kararı sayesinde otopark olmaktan son anda kurtulan Kız Meslek Lisesi’nin yaşadığı kurumsal koruma sevincini, ne yazık ki Yayla Ortaokulu yaşayamamıştır.
Yayla Ortaokulu'nun yıkımı sonrasında, "otopark korosu"nun halka şeffaf bir plan sunamamasının temel nedeni, alan üzerine inşa edilecek otopark, büfe ve ticari dükkanların kime, ne şekilde tahsis edileceği pazarlıklarının sonuçlanmamış olmasıdır. Bir eğitim müzesi ya da yeşil alan olarak bırakılmasının dışında oraya yapılacak ne olursa olsun keşmekeşe dönen kent trafiği daha da yoğunlaşacaktır. Benzer bir biçimde, eski Atatürk Devlet Hastanesi binasının resmi deprem analiz ve karot raporlarının kamuoyuna ısrarla açıklanmaması, yapının güçlendirme ile kurtarılabilecekken bilinçli olarak "yıkım lobisinin" insafına terk edildiği şüphesini kesinleştirmektedir.
Okulların ve kamusal alanların ticari ranta kurban edilmesini engellemek adına acilen şu yapısal reformlar hayata geçirilmelidir:
Kentteki hiçbir kamu binası (hastane, okul, idari bina), performans analiz raporları, karot test sonuçları ve laboratuvar verileri halka açık dijital platformlarda yayınlanmadan yıkılmamalıdır. Güçlendirme maliyetinin yeni bina maliyetine oranı kamuoyu önünde hesaplanmalı, "yıkım lobisinin" manipülasyonu hukuki olarak engellenmelidir.
Bir okul yıkıldıktan sonra arazisine otopark, büfe, dükkan veya ticari işletme yapılamayacağı kanunla sabitlenmeli ve Yayla Ortaokulu arazisi derhal bu statüye alınmalıdır.
Merkez okullardaki yığılmayı ve velilerin kaçış refleksini önlemek adına, Dumlupınar, Anıl Cömert ve Vali Tevfik Başakar ve benzeri çevre okulların yardımcı personel sorunu giderilmeli , bütçeden öncelikli pay ayrılmalıdır. Bu okulların öğretmen kadroları tamamlanmalı , laboratuvar ve teknolojik donanımları merkez okulların üzerine çıkarılarak cazibe merkezleri haline getirilmelidir.
Zonguldak'ın geleceği, "deprem" gibi hayati bir riski ranta çevirenlerin değil; Kız Meslek Lisesi örneğinde olduğu gibi tarihi hafızasına sahip çıkan Kurul kararlarının ve kamusal direncin şeffaflıkla desteklenmesiyle kurtulacaktır. Eski hastane binası ve yıkılan Yayla Ortaokulu arazisi bu kent için tarihi bir sınavdır. 20.06.2026

























