Ramazan Bayramı’nı geride bıraktık. Birçok insan bayram ile hafta sonunu birleştirip 9 günlük tatil yaptı. Kimisi köyüne gitti, kimisi turistik yerleri tercih etti, kimisi ise yurt dışında geçirdi tatilini.
Ben de bayramda hem Zonguldak’ta hem de Safranbolu’da bulundum.
Ve maalesef canım şehrim için hiç de güzel gözlemlerde bulunamadım.
Neden mi?
Bakınız,
Bir şehrin gelişmesi, güzelleşmesi ve kalkınması için belki de en önemli konu turizmdir. Turizmi geliştirirseniz şehrinize insanlar akın eder. O insanlarla birlikte şehre para gelir. Esnafınız kazanır. Şehrinizin tanıtımı arttıkça devlet daha fazla yatırım yapmaya başlar. Bu da bulunduğunuz yerin daha da güzelleşmesine sebep olur.
Ancak birçok turistik ve doğa güzellikleri bulunmasına rağmen kendi coğrafyasında en kötü tanıtımı olan şehir maalesef Zonguldak’tır.
Bakınız hemen komşularımıza…
Kastamonu…
Karabük…
Bartın…
Sadece bayramlarda değil normal zamanlarda bile turist çeken yerler buralar.
8 bin nüfusu olmayan Amasra’yı bayramda kaç kişi ziyaret etti biliyor musunuz?
Yaklaşık 700 bin!
Yanlış yazmadım, dikkat edin, tekrar yazıyorum, 700 bin!
Amasra’daki Tavşan adası ve çevre sahilleri görmek için sadece 50 bin kişi tekne turuna katıldı.
Geçelim UNECO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Safranbolu’ya.
Evleri ve lokumu ile meşhur eski ilçemizi yaklaşık 500 bin kişi ziyaret etti.
Peki ya Zonguldak?
Bu bayram için valilikten bir sayı öğrenemedim ama geçen sene Kurban Bayramı’nda Zonguldak’ı yaklaşık 20 bin kişi ziyaret etmişti. Hadi bu sayı bu bayramda 50 bin olsun…
700 bin nere, 500 bin nere, 50 bin nere Allah aşkına?
Peki çok mu zor bu şehrin turizmini canlandırmak?
İnci gibi sahillerimiz yok mu?
Abartısız söylüyorum yeşilin her türlü tonunu bulacağımız ormanlarımız yok mu?
Şelalelerimiz, mağaralarımız, anıtlarımız, müzelerimiz yok mu?
Aslında hepsi fazlasıyla var ama maalesef tanıtım yok.
Reklam yok.
Pazarlama yok.
Çalıştığım yerdeki personel servislerinin büyük otobüs olanları her hafta sonu Safranbolu, Amasra, Kastamonu’ya tura giderken Zonguldak’a uğramıyorlar bile…
İnsanların aklına “Zonguldak” deyince kömür ve is kokusu geliyor. Hani yabancı ülkelerin bazılarında Türkiye’de hala fes takıldığını sananlar var ya, bu da tıpkı onun gibi bir görüş…
Belki Kastamonu’daki gibi kanyonlarımız yok ya da Safranbolu’daki gibi eski evlerimiz… Veya Amasra gibi şirin bir ilçe de değiliz…
Ama Cumhuriyet’in bu ilk vilayetinde aslında hepsinden güzelleri var…
Mesela Kapuz, Filyos, Ereğli, Ilıksu ve Kozlu sahilleri var…
Buralara güzel tesisler yapılsa fena mı olur?
Tesis dediğim iki şezlong bir soyunma kabini değil!
Şehir dışından insanların hafta sonu 1-2 günlüğüne gelip kalacağı güzel ve kaliteli oteller olsa mesela çok mu zor?
Harmankaya Kanyonu’nun, Tas Gölü’nün, 4116 yaşındaki Porsuk ağacının, Filyos Kalesi’nin adını duyursak ya mesela daha çok?
Maden Şehitleri Müzesini, Varagel Tünelini, Şarjömen Rapid İskelesi ve Zonguldak Limanını, Tarihi Kok Fabrikası’nı daha fazla anlatsak ya insanlara?
Amasra’ya her yıl uğrayan ve yüzlerce yabancı turist taşıyan kruvaziyer gemilerini Zonguldak’a uğratamaz mıyız mesela?
Bunları yapmak gerçekten çok mu zor?
Şu şehir biraz akıllı ve vizyoner insanlar tarafından yönetilse bölgenin birinci şehri olur ama maalesef bugüne kadar göremedik öylesini.
Tam da Turizm Haftası’nı yaşadığımız şu günlerde inşallah birilerinin dikkatini çeker bu konu!
Bekleyip, göreceğiz…
Emrah Feşel

























