Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan valiler kararnamesine göre, Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz’ın Zonguldak’taki görevi sona erdi. Tutulmaz merkeze alınırken yerine en son Siirt’te görev yapan Osman Hacıbektaşoğlu atandı.
Veda turlarına çıkan Mustafa Tutulmaz için düzenlenen veda yemeği ise bambaşka bir başlıkla düştü yerel haber sitelerine!
“Protokol Krizi!”
Habere ve haberde yer alan fotoğraflardan gördüğümüz kadarı ile devletin valisi protokol kuralları ve nezaketi bir kenara bırakmış, yanına AKP’li vekil ve belediye başkanını almış etrafa gülücükler saçarak oturuyordu.
Masada kendine yer ayrılmayan CHP Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğrul ise hemen yan masada yer alıyordu. Ardından sayın vekil bu durumu saygısızlık olarak görmüş ve bir milletvekili olarak yerinin valinin yanında oturmak olduğunu düşünerek salonu terk etmişti.
Şöyle düşünülebilir;
Vali bey baş misafir, gecenin ağır abisi, yemek onun adına veriliyor dolayısı ile herkes ona yakın olmak isteyebilir.
Sonra yanına varsa bakan, yoksa vekiller, sonra belediye başkanı ve sonrasında diğer bürokratlar gelir, bu bir protokol kuralıdır.
Ya da, bu sadece bir yemek, kim kiminle oturmuş bir önemi yok, veda yemeğinde protokol kuralı neden aransın der geçilir.
Her düşünceye saygı duyarım fakat ben işin bu kısmına takılmıyorum.
Takıldığım nokta şurası;
2023 Türkiye’sinde hala bir CHP vekili, devletin valisinin AKP kadrosu ile oturmasına nasıl şaşırır? (!)
Vali beyin AKP siyasetçileri ile oturması tam da bugünün protokol kuralıdır aslında.
Şöyle ki..
Son 10-15 sene de ülke de liyakat diye bir şey kaldı mı sizce?
Devletin hemen her kurumuna saçma sapan atamalarla vasıfsız kişiler atanmadı mı?
Haksızlığa sesini çıkartmayan, sadece ama sadece iktidara biat edecek tipler yönetmiyor mu birçok kurumu, idareyi?
Hayvanat Bahçesi müdürü TÜBİTAK’a Müdür Yardımcısı olarak atanmadı mı?
Güreş hakemi Şehir Tiyatroları’na müdür olmadı mı?
Hele hele valiler!
Ülkede “devletin valisi” kaldı mı sizce?
Yoksa sadece ama sadece iktidara hizmet eden parti valileri mi kaldı?
Mesela “devletin valisi” bir başbakanın oğlunun karşısında hazır ol da bekler miydi bundan yıllar önce?
Veya “devletin valisi” iktidar partisinin il ilçe teşkilatlarında gezer miydi?
Ya da “devletin valisi” şehrine gelen iktidar partisinin genel başkan yardımcısını meşaleler yakarak karşılar mıydı?
*
Sene 1986…
Turgut Özal’ın başbakan ve siyaseten Anavatan Partisi’nin en güçlü olduğu yıllar. Turgut Özal Malatya’da miting düzenliyor. Miting alanında otobüsün üstüne çıkarken dönemin valisi Naim Cömertoğlu’nu da otobüse davet ediyor.
Vali çıkmak istemese de bir şekilde otobüste buluyor kendini.
Ancak bir sorun var.
Otobüsün önündeki izleyiciler Turgut Özal’ı göremiyor ve başlıyorlar otobüsün üstünde duranlara “çök, çök, çök” diye bağırmaya.
Otobüsün üstündeki bakan ve partililerin hepsi çöküyor tabi.
Bir kişi hariç!
Vali Naim Cömertoğlu çökmüyor.
Bunun üzerine Turgut Özal vali beye “vali bey, sende şöyle çök” deyince vali beyden mükemmel bir cevap geliyor:
“Sayın Başbakanım, ben devletin valisiyim. Vali çökmez, vali çömelmez. Vali çökerse devlet çökmüş olur. İzin verirseniz ben aşağıya ineyim”
İşte koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin geldiği nokta.
Bir tarafta devleti temsil eden ve bunu her hareketinde gösteren değerli devlet adamları.
Diğer tarafta ise gücün kuklası, korkunun esiri olmuş yandaş parti valileri!
*
Neyse..
Eski valimiz Mustafa Tutulmaz’a yeni görevinde başarılar dilerim. Bu şehir kendisini, görevden alındığı gün gerçekleştirdiği acele bir toplantıyla Fevkani Köprüsü’nün yıkımına onay veren eski bir vali diye hatırlayacak!

























