Toplumların hafızası ne kadar güçlü olursa, kökleri o denli derine iner ve benliği sarsılmaz bir kale hâline gelir. Ancak bu sadece tarih bilmekle ilgili değildir; bu olgunun toplumun her bir bireyi tarafından içselleştirilmesi ve özümsenmesi gerekir. İşte o zaman bir millet, başka kültürlerin parıltılı zenginliği karşısında kendini aciz hissetmez, kendi hazinesinin farkına varır.
Kültür, kuşaklar ötesinden devralınan bir ata mirasıdır. Bu mirasın üzerine yeni değerler ekleyerek onu büyütmek bir görevdir; fakat asıl hüner, özünü bozmadan onu muhafaza edebilmektir. Günümüzün küreselleşen dünyasında teknoloji, devasa bir hızla ilerleyerek farklı kültür katmanlarını birbirine karıştırıyor; adeta toplumları tek bir potada mezcediyor. Ancak bu büyük karmaşanın içinde bile toplumsal hafıza, kendine has dokusunu ve o orijinal donelerini saklı tutmayı önceleyebiliyor.
Bu bağlamda kültür, hiç kuşkusuz ona sahip çıkılmasını bekler; işlevselliğini yitirmeden kuşaklar arası aktarımla ölümsüzleşmek ister. Bir gelenek ne kadar uzun süre yaşatılırsa, toprağa o kadar derin kök salar. Türk kültürü; Orta Asya’nın sert coğrafyasından, dağlarından ve bayırlarından süzülen "savaşçı bir bilincin" tohumlarıyla inşa edilmiştir. Bu yüzden bizim genlerimizde sadece fiziksel saldırılara karşı değil, her türlü yozlaşmaya ve zorluğa karşı direnmek, mücadele etmek gibi kadim bir miras vardır.
Miraslar, onlara sahip çıkanlar olduğunda anlam kazanır; talan edildiğinde ise yok olur. Bu değerlerin altını boşaltmak isteyen güruhlara karşı direnç göstermek ise atalarımıza karşı bir borç ve zorunluluktur. İlginçtir ki bu birlik olgusu bizde genellikle "bıçak kemiğe dayandığında" tüm ihtişamıyla uyanıyor. Kriz anları, derinlerde uyuyan kültürel kodlarımızı canlandırarak bizi sarsılmaz bir bütün hâline getiriyor. Asıl mesele, bu direnci sadece zor zamanların bir refleksi olarak bırakmayıp gündelik yaşamın temel bilinci hâline getirebilmektir.
Türk kültürünün din merkezli bir yapısı var, bunu elbette yadsıyamayız. İnançlarımızın gücünü ve ayrıcalığını ne kadar içselleştirir ve içini boşaltmadan muhafaza edebilirsek, insani yanımızı yapılandırmamız da hiç şüphesiz o denli sağlam olacaktır. Ancak gösteriş ve bilinçsizlik, din olgusunun zaman içinde içini boşaltmaya meyletmiştir. Suni söylemler ve eylemler, din teması için ciddi bir tehdit oluşturmuştur. Bu bağlamda genetiğimize sirayet eden virüslerin kurbanı olmamak; köklerimizde çürümelere ve değer yargılarımızda zehirlenmelere meydan vermeden bir duruş sergilemek, bizi biz yapan özelliklerimizle ortaya büyük bir fark koyabilmemizi sağlayacaktır.
Türk ulusu bugün; dünyanın tüm karanlığına rağmen dini bayramlarından birini daha idrak ediyor. Ramazan Bayramı, örf ve adetlerimizin kuşaklar sonrasına ulaşmış bir nişanesidir. Yardımlaşma ve birbirlerinin eksiklerini tamamlayabilme gayreti, tam da o genetik kodların bir yansıması olarak sürekliliğini devam ettiren bir miras olarak güncelliğini korumaktadır. Buradaki asıl amaç; mirasın devamlılığı için gösterilen özveriyi ve bu minnet duygusunun izdüşümlerini layığıyla yansıtabilmektir.
Tüm ideolojik savaşlara, farklı bir bilinç inşası için köklerine ihanet edenlere rağmen kirletilen bu dünyaya yine de umutla bakabilmek, atalarımızın savaşçı ruhundan kaynaklanıyor olmalı. Pes ettirmek için kurulan baskı inanç duvarında asılı kalıyorsa, özgürlüğe vurulan kilitleri kırmak da yine ata mirasının bilinciyle mümkün olacaktır.
Köklerimiz bizim yeşermemiz için elbette yadsınamaz bir güç, yeşeren dallarımız ise köklerimiz için bir vefa timsalidir. Nerede duracağımız ve nerede durduracağımız, genlerimizin orijinalliği ile ilintilidir. Suni kan pompalayan güçlere karşı tetikte olmak ve düşmanın nereden geleceğini sezme yetisi unutmayalım ki bir ata mirasıdır; lütfen bu mirasa sahip çıkalım. Aksi halde benliğini yitiren bir çöküşün enkazı altında kalmak kaçınılmaz olacaktır. Satın alınamayan bir irade sadece kendi dünyamızı değil tüm dünyayı yeniden inşa etmeye yetecektir.
Biz Türkler; iç içe geçen değerlerimizle ayrışmadan, bütün güçlüklere rağmen birlikte yaşamaya meylediyoruz… Bu düşünceye gölge düşüren ve saflar inşa eden benliğini yitirmiş figürlerden kurtulmak yine ata mirasının içinde gizli. Dünyanın canını okuyanlara karşı güç birliği inşa edebilmek dileğiyle coşkuyla kardeşçe nice bayramlara diliyorum.

























