Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim
Akar suyun, meyve çağında ağacın
Serpilip gelişen hayatın düşmanı
Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına…
“Nazım Hikmet”
Erzincan İliç’teki Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat’ta yaşanan liç yığını kayması faciasının üzerinden 365 gün geçti.
Yerel saatle 14.28’de yığın liç malzemesi altında kalarak, 9 maden emekçisi can verdi…
Faciaya ilişkin 3 ayrı Komisyon oluşturuldu…
Meclis Araştırma Komisyonu / İliç Bilirkişi Komisyonu / ETKB Teknik Bilirkişi Komisyonu
-Meclis Araştırma Komisyonu 64 günde kurulabildi…!
80 gün sonra İliç’e gitti…!
-Bilirkişi Komisyon raporu faciadan 102 gün sonra çıktı…!
-ETKB Teknik Bilirkişi Komisyonu 45 gün sonra kurulabildi…!
Bu komisyon faciadan 70 gün sonra İliç’e gitti…!
Raporu faciadan 220 gün sonra Bakanlığa sundular…!
Bu Komisyon Kamu çalışanlarından, konularına hakim meslektaşlarımızdan oluşturulduğu için doğru sonuçlara ulaştıklarını düşünmek istiyorum…
Bakanlık Kamuoyu ile bu raporu henüz paylaşmadı…
Sonuçlar Anagold açısından rahatsız edici herhalde…!
Ayrıca şu durum da çok dikkat çekici…
2020 yılından sonra ETKB bağlı kuruluşu statüsünde olan Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından Anagold’un, işletme projesine yönelik, üretim yapılan açık ocaklarındaki denetimlere bakıldığında,
16.09.2020 tarihli mahallinde tetkik ve inceleme raporunu başlangıç olarak kabul edersek…
Özetle:
“Sahadaki faaliyetlerin projesine uygun şekilde yürütülmediği”
Ve 2023 Eylül ayına kadar yapılan son tetkik ve incelemeye kadar ki 6 ayrı tetkik ve inceleme raporlarında da “Sahadaki faaliyetlerin projesine uygun şekilde yürütülmediği”, ifadesi yer almakta…
Tüm bu olumsuz tespitlere rağmen,
Bugüne kadar Türkiye’de meydana gelen maden facialarının hangisinin hesabı soruldu…?
Hoş hangi faciaların hesabını sorabildik ki…? ( Deprem-yangın ve diğerleri…)
Geriye döndükçe yüreğimiz yanıyor…
Sadece 80 sonrasına bir bakalım…
Tablo daha da kararıyor ve insanlığınızdan utanıyorsunuz…
Çocukluğumun ilk travmasıydı…
Kandillide yaşıyorduk o yıllarda…
7 Mart 1983 TTK/ Armutçuk 103 Madenci hayatını kaybetmişti...
Unuttuğumuz, diğer faciaları hatırlayalım…(Atladıklarım olabilir)
1983 Nisan, TTK/Kozlu, 10 Madenci
1983 Temmuz, Amasya/ Yeniçeltek, 5 Madenci
1987 Ocak, TTK/Kozlu, 8 Madenci
1990 Ocak, TTK/Amasra, 5 Madenci
1990 Şubat, Amasya/Yeniçeltek, 68 Madenci
1992 Mart, TTK/Kozlu 26,3 Madenci
1995 Mart, Yozgat/Sorgun, 38 Madenci
2003 Ağustos, Erzurum/Aşkale, 3 Madenci
2003 Kasım, Karaman/Ermenek, 10 Madenci
2004 Eylül, Kastamonu/Küre, 19 Madenci
2005 Nisan, Kütahya/Gediz, 18 Madenci
2006 Haziran, Balıkesir/Dursunbey, 17 Madenci
2009 Aralık, Bursa/M.Kemalpaşa, 19 Madenci
2010 Şubat, Balıkesir/Dursunbey, 17 Madenci
2010 Mayıs, TTK/Karadon, 30 Madenci
2011 Şubat, Afşin/Elbistan, 11 Madenci
2013 Ocak, TTK/Kozlu, 8 Madenci
2014 Mayıs, SOMA, 301 Madenci
2014 Ekim, Karaman/Ermenek, 18 Madenci
2016 Kasım, Siirt/Madenköy, 16 Madenci
2018, Balıkesir/Dursunbey, 18 Madenci
2022 Ekim, TTK/Amasra , 43 Madenci
2024 Şubat, Erzincan/İliç, 9 Madenci
Bu son İliç maden faciası, iktidarın felaketleri hazırlayan anlayışını iyice ortaya çıkardı…
Halkı aldatmak adına, depremde ve Kartalkaya otel yangınında da yaptıkları gibi, “algı” yönetimine nasıl başvuruldu hatırlayalım…
Önce ilk ağızdan; "Çevre Bakanlığının ANAGOLD madeninin izin ve lisansını iptal ettiği” haberi yayıldı.
Böylece İktidarın “Bir adım sağa bir adım sola at, ama hep istediğini yap!” politikası yine uygulandı.
Ancak, “AKP’nin mumu bu kez yatsıya kadar” yanamadı.
Halkı kandırmak için yapılan manevra hemen ortaya çıktı.
Çünkü CHP Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda,
“Söz konusu altın madeninde yaşanan felaket sonrası; İşletmenin çevre izninin ve lisansının iptal edilmesine rağmen, Enerji Bakanlığının ANAGOLD’a verdiği 6 işletme ruhsatının iptal edilmediğini” duyurdu.
Anlaşılan o ki çok uluslu bu şirket, “Sömürge ülkelerinde uyguladığı vahşi çalışma koşullarını, Türkiye’de de aynen ve sorunsuzca” sürdürmekte…
Nitekim ANAGOLD’un, Fırat Nehri'ne sızdırdığı tespit edilen siyanür ve ağır metal kimyasalları nedeniyle milyonlarca ceza aldığı, ancak daha sonra bu cezasından vazgeçildiği iddiaları da gündemde yerini aldı…
Madenlerin çıkarılması ciddi bir iştir.
İnsanın yaşayacağı doğa ve çevreye zarar vermeden usulüne uygun teknik ve ustalık isteyen bir sektördür.
Doğa ve toprağın tahribi, dönüşü olmayan yokluklara neden olur.
Bu bilinçle Cumhuriyetimiz 1935 yılında, maden ve hammadde kaynaklarını araştırmak, rezerv ve tenörlerini (kapasite, hacim) tespit ederek ekonomiye kazandırmak adına “Maden Tetkik ve Arama” MTA Genel Müdürlüğünü kurmuştur.
Bu kurum çok ciddi çalışmış, ruhsatlar yine devlet kurumu olan ETİBANK’a devredilmiştir…
AKP iktidarı gelene kadar toplam 1200 maden ruhsatı vererek ülke ekonomisine katkı sağlanmıştır.
Madenlerimizi emperyalist anlayışa peşkeş çekmeyi hedefleyen iktidar ise, iktidarı süresince 386 bin maden ruhsatı vermiştir.
Partili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinde bulunan yetkiyle ve tek imzasıyla verilen bu ruhsatlar sonucunda; Tema Vakfının verilerine göre, “Tarım alanlarının yüzde 57’si, meraların yüzde 55’i doğal koruma alanlarının yüzde 57’sinde” maden aramaya müsaade edilmiştir.
Kısaca, bu ruhsatlar illerin yüzölçümlerinin yüzde 63’ünü kapsamaktadır!
Ülke topraklarının yarısından fazlası, maden arama ruhsatıyla birilerinin elinde delik deşik edilmektedir.
Ülke yer altı kaynaklarının hınçla peşkeş çekilmesi, ülkenin doğası ve insanının yaşamını da doğrudan tehlikeye sokmaktadır.
Nasıl mı?
Örnek olarak ANAGOLD şirketine verilen İliç’i ele alalım!
İliç, meşhur “Erzincan Peynirinin” üretildiği, 260 bin küçükbaş hayvanın beslendiği meralar ve çeşitli tarım ürünlerinin yetiştirildiği sulak topraklardan oluşurdu.
Orada yaşayan yurttaşlarımız çalışkan ve üretkendiler.
Yaşamlarını mutlu ve kısmen de olsa refah içinde sürdürürler-di…!
Ta ki bazı işbirlikçiler gelip, "Burada altın çıkacak, hepiniz çok zengin olacaksınız, ev ve araba alacaksınız” diyene kadar.
ANAGOLD, siyasal İslamcılar ve açgözlü yetkililerin katkısı ve baskısıyla bu verimli araziyi, maden sahası olarak ele geçirdi.
Sonra; ANAGOLD, iki verdiyse 98 aldı.
Nasıl mı?
Ruhsat için hazırlanan ÇED raporuna (s.169) göre; “Şirket 2019-2044 yılları arasında 23milyar dolar değerinde 269 ton altın çıkarmayı hedefliyor.
Faciadan 1 ay öncesine kadar(Aralık 2023) 93.60 ton altın üretmiş…
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün (MTA) raporuna göre 1,7 gr/ton Au tenörlü 71 milyon 600 bin ton altın rezervi bulunuyor. Yani İliç’te 1 ton toprağın içinde 1,7 gram altın bulunuyor.
Gözünüzde canlandırmaya çalışın, basit bir hesapla (son 15 yılda) en az 60 milyon ton ve daha fazla bir doğal örtünün, doğal olmayan yollarla yer değiştirdiği bir yığın…
Bu arada iktidar, ANAGOLD şirketine bu sürede yüzde 40 vergi indirimi yapıyor.
Yer tahsisi, ruhsatlar ve bürokratik kolaylıklar(!) nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti altından sadece yüzde 2 pay alıyor.
Yani tam bir “Yağma Düzeni!!”
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde İliç Altın Madeni soruşturması açan
İlhan Cihaner; “Devlet, tüm kurumlarıyla, bu yağmacı sistemin arkasında duruyor…”demişti
Akıllanmıyoruz…!
İktidar, emperyalist yandaşlarına hem ülkenin yer altı zenginliklerini hem de insanlarının emeği ve yaşamını peşkeş çekiyor.
Frantz Fanon’un sözüyle bitirelim…
“Kapitalistler yüzyıllar boyu, azgelişmiş dünyada suç işlemekten başka iş yapmadılar”.
























İster ezan, ister Çan dinlet artık fark etmiyor,bir kişiye verilen yetkinin sonuçlarını görüyoruz,doğu toplumunun hastalığı bu.