“Hükümete Çağrımızdır…
Bir toplumun demokratik hak ve özgürlük taleplerinin en güzel dile getirildiği süreç olan Gezi’nin üzerinden 12 sene geçmesinin ardından başlattığınız haksız ve hukuka aykırı soruşturmalar yetersizdir (!)
Lütfen bir an önce 1826 yılında İstanbul kale inşaatında başlatılan işçi grevi, 1968 üniversite işgalleri ve 15-16 Haziran 1970 işçi direnişi ile ilgili de soruşturma başlatın.
Ülkemiz yetmezse de 1871 Paris Komünü, 1917 Bolşevik Devrimi ve 1975 Vietnam Savaşı’na soruşturma açabilirsiniz.
Nasıl olsa sınır, dur durak yok. Buyurun...”
“İzmir Barosu” İktidarın düştüğü çaresizliği kısaca ne güzel açıklamış…
Gezi Direnişi iktidar tarafından yargı sopası haline getirildi.
Halkın gözünde meşruluğu kalmayan iktidar baskının dozunu her geçen gün artırıyor.
MHP Lideri Bahçeli, Gezi’yi hedef alarak hepimizi tehdit etti…
Ülkeyi her alanda çıkmaza sürükleyen, ekonomik krizin yükünü halkın sırtına yükleyen, milyonların rızasını almakta zorlanan iktidar, yargı sopasını gösterdiği yurttaşı, toplumsal muhalefeti sindirmek için tüm tuşlara basıyor.
12 yıl önceki “Gezi Direnişi” bahane edilerek kültür sanat camiasına, belediyeler üzerinden muhalefete yönelik peş peşe operasyonların, soruşturmaların ve tutuklamaların ardı arkası kesilmiyor.
Demokratik protesto hakkını engelleyen, Gezi’yi ve sokağı düşmanlaştıran rejim tüm toplumu sindirmeye çalışıyor.
Derinleşen yoksulluk ve geçim sıkıntısı başta olmak üzere, ülkedeki hukuksuzluklara, adaletsizliğe, gericilik kuşatmasına, tek adam rejiminin neden olduğu yıkıma karşı çıkan milyonların öfkesi ise gün geçtikçe artıyor.
Türlü baskılarla köşeye sıkıştırılan toplumsal tabanda enerji birikiyor. Durumun farkında olan iktidar kendisine karşı gelişecek itirazlara ön almaya çalışıyor.
Son haftalarda başka bir boyut kazanan topyekûn bir savaş hali ile karşı karşıyayız. Muhalif olan ve muhalif olma potansiyeli taşıyan herkese karşı bir savaş bu.
Hukuk ve vicdan tanımayan, ancak sadece tanımamakla da yetinmeyen, aklı, hukuku, vicdanı ve haysiyeti doğrudan hedef alan bir iktidarla karşı karşıyayız.
Zayıf olması, meşruluk krizi içinde olması zora daha fazla başvurmasını da beraberinde getiriyor.
Ancak burada zayıflar o halde sonları yakın yanılgısı oluşmasın, zayıf ve meşru olmayan siyasal iktidarlar da tarih sahnesinde varlıklarını sürdürebiliyorlar…
Hukukun en temel ilkelerini yok sayan bir pervasızlık ve iktidar sarhoşluğu söz konusu.
Böylesine kutuplaştırdıkları bir toplumda hukuk sadece iktidar sahiplerine ve yandaşlarına ihtiyaç duydukları kadar var.
Muhalif olanlar için ise zor ve işlemeyen bir şey hukuk
Gezi toplumun çok geniş kesimlerine temas etmiş bir hareket.
Türkiye’nin her kentinde bu süreçte eylemler düzenlendi. Bu coğrafi kapsamının yanında hem örgütsel çeşitlilik hem de katılanların toplumsal profil özellikleri bakımından çok kapsayıcı bir eylemdi…
Gezi’nin iktidarın hamlelerinde merkeze oturmasının nedeni, tüm muhalif sınıflara bu protesto döngüsü üzerinden korku salabilmesi.
Başka protesto eylemleriyle bunu yapabilmesi daha zor.
Aslında CHP, iktidarın bu ‘savaş ilanına’ karşı sokakta mücadele edeceğini son günlerde ifade etti. İktidarın sopasını bir kez daha Gezi eylemleri üzerinden göstermesinin bir nedeni de CHP nin bu çıkışı.
İktidar cephesi bu hamleleriyle sokakta siyasetin önünü almaya çalışıyor.
Korku duvarını aşmaya yönelik eylemlerle, insanlar arasındaki güven ilişkilerini yeniden inşa edecek ve güçlendirecek stratejiler kol kola ilerlemeli.
Güvenin tesisi korku duvarının aşılmasına da katkı sunacaktır.
Bir aradalığı mümkün kılacak, muhaliflerin nicelik olarak az olmadığını anlamalarını sağlayacak, en önemlisi de insanların başta CHP olmak üzere toplumsal ve siyasal örgütlenmelere güvenini tazeleyecek ve oluşan güveni sarsmayacak adımlar atılmalı.
Paul Velery’nin sözüyle bitirelim;
“Düşüncenin üstesinden gelemeyen, Düşünenin üstesinden gelmeye çalışır”…
























Kalemine,yüreğine sağlık kardeşim.
Biz sustukça daha da ileri gidecekler ????
Ne kadar güzel anlatmışsınız içinde olduğumuz durumu.
Emeğine sağlık, bu sessizlik biter, güzel günler gelir.