Hepimizi yakından ilgilendiren ve hepimizin aslında yakından bildiği ve özellikle iş yaşamında, siyasette, toplumsal kurum ve kuruluşlarda, her yerde karşımıza çıkan, adaletsiz bir sistem olan Nepotizm’den bahsetmek istiyorum…
Yazımı okuduğunuzda, benzer bir ya da birçok kişi gözünüzün önüne gelecektir diye düşünüyorum. Hatta eminim…!
Nepotizm kelimesi köken olarak, Rönesans öncesi Katolik papaların yeğenlerini kilise içinde kardinallık gibi önemli pozisyonlara getirmelerine dayanmaktadır.
Latince'de yeğen anlamına gelen "NEPOT" kelimesinden türemiştir.
Nepotizm, günümüzün toplumsal bir sorunu haline gelmiştir.
Türk Dil Kurumu, bu kavramı arkadaş veya akraba kayırma" şeklinde açıklamıştır.
Nepotizm kavramı, günümüzde akraba ve yakınların aynı işyerinde, işe alınması şeklinde ele alınmaktadır.
Ayrımcılık içeren alımlar bir kimsenin beceri, kabiliyet veya eğitim düzeyine bakılmaksızın istihdam edilmesi yönündedir.
Nepotizm kavramı öznel bir şekilde yapıldığından dolayı genellikle mağdurlar yaratır…
Nepotizm kavramı, Türkçe'de kayırmacılık olarak kullanılsa bile aslında kayırmacılıktan daha azını ifade etmektedir.
O yüzden size diğer torpil çeşitlerinden bahsedeyim.
Torpil Çeşitleri:
Nepotizm “Arkadaş veya akraba kayırma” anlamındadır.
Kronizm “Tanıdık, eş-dost kayırmacılığı” anlamındadır.
Patronaj “Siyasal ve dinsel kayırmacılık” anlamındadır.
Klientelizm “İktidara ve seçmen kesimlerine yönelik kayırmacılık” anlamındadır.
Favoritizm “Toplulukların iç grup ve dış grup olarak ikiye bölünmesi ile oluşan bölünme sırasında, etnik ve bölgesel ayrımcılık, tarikatçılık, mezhepçilik gibi sebeplerle oluşturulan iç gruplara ayrıcalık verilmesi ve dış grupların dışlanması” anlamındadır.
Aynı zamanda bu çeşitler üzerinden atanmış “ torpil çocukları ”, toplumsal karar süreçlerine de zarar vermektedir…
Basından takip etmişsinizdir
Halkın paralarının iktidar tarafından nerelere harcandığını işaret eden ve yapılan yolsuzlukları da belgeleriyle gün yüzüne çıkartan Sayın Deniz Yavuzyılmaz, Kuzey Marmara Otoyolu'na yapılan örtülü zammı ortaya çıkarmıştı.
İktidar yine bir kurnazlıkla, Kuzey Marmara Otoyolu’na %65 oranında örtülü zam yaptı.
1 Ocak 2025 itibariyle,
Kuzey Marmara Otoyolu’nda araç geçiş ücretleri artırılmamış olsa da,
Hazine, otoyolu işleten KALYON, KOLİN, CENGİZ, LİMAK’a garanti ettiği araç geçiş sayısını 136 milyon adet artırdı.
Böylece Hazinenin 2025’te bu şirketlere garanti ettiği araç geçiş sayısı toplamı 344 milyon adet araca çıkmış oldu.
Tutturulması neredeyse imkansız olan bu araç sayısının faturası yine vatandaşa çıkacak
Türkiye’deki tüm otomobiller sırayla Kuzey Marmara Otoyolu’ndan 22 kez geçse bile 2025 yılı için garanti edilen toplam araç geçiş sayısı tutturulamıyor.
Bunun adı soygundur! diye ifade etmişti Sayın Yavuzyılmaz…
Kaynak: KGM 2019 Yılı Sayıştay Resmi Taslak Raporu, 16.09.2019 tarihli 2 No’lu Mutabakatname
İktidar tarafından, kayırmacılık marifetiyle makam ve mevkileri dolduran bu “ torpil çocuklarının…” !!
Kamu yararı lehine ve toplumcu düşünememiş olmalarına hiç şaşırmıyorum…
Oto yollar, köprüler, hastaneler gibi YİD (Yap-işlet-devret) projelerinde toplum lehine değil, ağa babalarının ve sermayenin lehine yaptıkları, adına da fiyat düzenlemesi dedikleri ya da asgari ücret düzenlemesi gibi kararlar almalarına da şaşırmıyorum elbette…!
Yahu mantıklı bir açıklaması olabilir mi…?
Varsayalım, müşteri garantisi yüzünden zarar eden bir işyeriniz var…
Siz de karar vericisiniz…
Müşteri garanti sayısını daha da yükseltip, zararınızın daha da fazla olmasına izin verirmisiniz…?
Bir de geçenlerde ne oldu biliyormusunuz ?
Aklmızla çok kolay alay ettikleri için…
Ve sanki 23 yıldır iktidarda değillermiş gibi,
Kamu malı ve kamu görevinin millete emanet olduğunu, ve nepotizm meselesinin yakından takip edileceğini ifade etti baş muktedir.
Kitlede alkışladı…!!!
Kim olabilir bu sizce…?
Ayrıca bu, kayırmacılık gibi durumlara, belediyelerde çok fazla rastlanır…
Yerel seçimlerde bir adayı destekleyen grupların, o adayı bir menfaat çerçevesi içerisinde mi yoksa davalarını savundukları partilerin, seçim kazanması için mi canla başla çalıştıklarını ve desteklediklerini de sorgulamışımdır hep.
İşin ehli olan insanları bulmak ve verimli çalışabilecekleri doğru pozisyonlarda onları değerlendirmek işin en doğrusudur.
İşinin ehli kişi; sorunu belirler, ihtiyacı tespit eder ve gerekli müdahaleyi yapıp, sorunu çözer. Bir sorununuz olduğunda, yolunuz, işinin ehli bir kişiye düşerse, işin ehli kavramının, ne demek olduğu çok daha net anlaşılır.
Nepotizm yoluyla işe alınmış kişilerin alındıkları iş pozisyonunda belki tecrübe sahibi olabilirler fakat ne kadar verimli olacağı tartışılır.
Çünkü azmetmeden gelinen pozisyon yada makamın kıymetinin pek bilinmeyeceği kanaatindeyim.
Hani bir tabir var, tırnaklarımla kazıya kazıya geldim...
İşte bunu yaşamayan, bulunduğu mevkinin değerini pek fazla bilemez.
Bir de işin içine güç dengesi girdiyse, yani belli bir gücün etkisiyle o kişi oradaysa bir müddet sonra güç zehirlenmesi olacak, o kişi ya da kuruma karşı, diyetini ödemek zorunda kalacak ve kişi verimli çalışmayacaktır.
AKP iktidarları döneminde liyakatsizlik, torpil, nepotizmle anılan kamu bürokrasinin yol açtığı zararlar artık milyarlarla ifade ediliyor. En önemli kamu kuruluşlarının başına, eski bakanları, eski milletvekillerini, AKP adaylarını, Saray danışmanlarını, hatta güreşçileri atayan ve bu kadrolaşmayı en alt kadrolara kadar sürdüren iktidar partisinin bürokratlarının kamuda yol açtıkları 23 yıllık zarar milyarlarca lirayı buldu….
Meclis adına kamu idarelerinin gelir ve giderleri ile mallarının kullanımını denetleyen ve denetimler sonucu ortaya çıkan mevzuata aykırı işlemlerle ilgili hesap yargılaması yapan Sayıştay’ın hükme bağladığı zarar tutarı giderek büyüyor.
Sayıştay denetçilerinin yaptığı tespitlerin raporlara sansürlenerek alındığı ilk raporlarla Meclis’e sunulanlar arasında farklar olduğu iddialarına karşın kamu görevlilerinin yol açtıkları zararlar gizlenemiyor.
Yapılan yargılamalar sonucu hükme bağlanan zararın büyüklüğü milyarlarca liraya ulaştı.
2020 yılında kesinleşen ve sorumlularından tazminine karar verilen 4.5 milyar TL’nin döviz cinsinden ifade edilenleri yap işlet devret modeli ile yapılan otoyol projeleri nedeniyle ortaya çıktı. Son 5 yıldaki rakamlar kimbilir kaç milyarlara ulaştı…
Sayıştay’ın sekiz dairesi “Sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak” görevi çerçevesinde tespit edilen zararları tazmin edilmek üzere karara bağlandı. Çok sayıda dosya da ceza yargılaması için savcılıklara iletildi.
Patronaj’a (Siyasal ve dinsel kayırmacılık) ilişkin kendi
yaşadığım onlarca örnekten birini aktarayım size…
Kamuda, Enerji, Sanayi ve Maden işkolundaki 24 kamu kurumunda örgütlü (TTK-MTA-TKİ-EtiMaden gibi ve diğer 20 kurum) KESK/ESM Sendikamızın, Genel Başkanı olarak, bir kurumumuzda, Görevde yükselme sınavı sonrası yapılan haksızlıklarla ilgili, üyelerimizin taleplerini iletmek üzere, Genel Müdürlerine gitmiştim…
Sordum Genel Müdüre…
Üyelerimiz çok tepkili, bir çoğu kurumun yükselme sınavında en yüksek puanları aldılar..,
Ne kadar büyük bir tesadüf ki, yapılan mülakatlarda bizim üyelerimiz elendi ve onlardan daha az puan alan yandaş sarı sendikanın üyeleri başarılı oldular…
Bizim sendikamıza üye arkadaşlarımızın hiçbiri, bu görevlere layık nitelikte değilmiydi sizce…?!
Sadece gülümseyebildi ve sessizce kafasını salladı…
Genel Müdür dedim de…
Torpil yaparken yakalanan Bakan Yardımcısı var bu ülkede
Öğretmen atamalarındaki mülakat haksızlıklarını hepimiz basından takip ediyoruz…
Neredeyse tüm üniversiteler, aile şirketine dönüşmüş durumda…
Ak kitle ve nepotlar, huzur hakkı, kılıç hakkı, koltuk hakkı ile talana ve ucube sisteme biat etmeye devam ediyor…
























Ellerine emeğine yüreğine sağlık kardeşim ülke bizim onu onurumuzla koruyacağız çünkü başka Türkiye yok???? ama özgür özelin kendisine???? kart gösteriyorum bu zayıf muhalefet için ????????????????????????????
Sevgili kardeşimin köşe yazısındaki tesbitleri ne katılmamak olasımı.Kutluyorum kendini