BKM’liler babasını kaybetmiş gibi: “ Olmak ya da olmamak” diyor.
Tiyatrocu bir arkadaşımla konuşuyorum. Mevzular aynı. Oyun çalışacak yer yok. Sergileyecek yer yok. “ Olmak ya da olmamak savaşı veriyoruz…”
Yani resim yapan, müzik yapan bizler gibi tiyatrocularda aynı dertte. Çalışacak, toplanacak, kurs verecek yer yok. “BKM’nin küçük salonu dışında. Orası çok amaçlı olarak birçok etkinliğe sahne oldu. Üzerine titrenmesi gerekir ama bunu sadece yarası olan biliyor. Konu ile alakası olmayan umursamaz. Ancak anlatılınca genelde herkesi ilgilendiriyor. Karşılık buluyor.”
Fener, AKM, Fevkani, Mühendisler Lokali, Kız Meslek, Yayla İlkokulu.. Daha ne vardı? İşte, BKM…
Hepsinde anılarım var. İyi kötü.
Malum, “yıkılsın, yeniden yapalım” diyen bir otorite her yere girmiş durumda. Kentsel dönüşüm dedikleri buymuş. Kent döne döne otoriterleşme de durdu. Çarkıfelek, Zonguldak’a kimliksizliğe benzer bir şey kazandırdı. Kimliksizlik bile değil. Benzer bir şey.
‘Cumhuriyetin ilk ili’ olmasının esprisi veya anlamını anlatan dokular nerede? Eskinin yaşanmışlıklarla dolu yapılarının çoğu anılarda kalıyor. Eski fotoğrafların diline düşüyor.
Belediye Kültür Merkezi aslında 1933 yılında Halkevi amaçlı yapılmaya başlanmış bir bina. İçinde Atatürk geldiğinde kullanması için yatak odası bile düşünülmüş. Balo salonu, kır bahçesi, kütüphane, tiyatro salonu gibi kültürel bir binada olması gereken ne varsa mimarisi içinde düşünülmüş. Bu kadim mimari yapının tarihi internette Yücel Namal Hocanın çalışması olarak bulunuyor. Birçok şey öğreniyorsunuz. Örneğin “ 8 Ağustos 1952 tarihinde hükümet tarafından Halkevleri kapatılır. 23 Nisan 1952 tarihli Vatan Gazetesi’nin Zonguldak ilavesinde, “1936 yılında yapılan, eski belediye binasının alt katı şehir gazinosu, üst katı ya şehir oteli ya da işhanı haline getirilmesinin” planlandığı belirtilmiştir.” bilgisine yer verilmiş.
Bilindiği gibi bu bina daha sonra 1998 yılına kadar Zonguldak Belediye Binası olarak kullanılmıştır. Sonra da Belediyenin yeni binasına taşınması sonucu 2000’li yıllar ile birlikte Belediye Kültür ve Sanat Merkezi (BKM) olarak bugünkü işlevi için karar alınmış. Bu kararı veren dönemin belediye başkanı ve mecliste karara destek veren kim varsa teşekkür ediyorum. “Şehir oteli ya da işhanı haline getirilmesinin” planlanması düşüncesini düşününce bir kez daha teşekkür ediyorum. Zaten kültür ve sanatın halka en ucuz ulaştırılması amacıyla kurulmuş bir mekân olan yapı gerçek işlevine kavuşturulmuş. Altındaki Açık Çarşı’yı ben de sanatsal bir yer olarak görmek isterdim elbette.
Zonguldak içinde maden ve madenci kenti olarak iz bırakmasının çizgisinde bütünsel mimari bir değer değil artık, neredeyse TOKİ türünden aynılaştırmaya dönüştüren bir yaklaşıma sürüklenmesine gelişme deniyor. Buna inanan inansın. Cadde ortasına bir reklam ajansının diktiği bilgisayar çıktısı gibi duran, başka kentlerdekilerle aynılık hissi veren görsel nesneler heykel olmadığı gibi özgünlük taşımayan hiçbir şeyin lüks olma dışında anlamsal bir değeri yoktur. Olsa olsa kent eşyasıdır. İsterseniz ortaçağ şatolarından oluşan devasa sütunlara gotik görünümlü binalar dikin. Çektiğiniz ilgi içi boşluktan oluşan yani yaşanmışlığı olmayan sahne dekorlarıdır. Zonguldak korunması gereken yapılarla dolu olan bir kent. Nedeni Türkiye’de tek olması… Bu kadar. Zonguldak’ın aynısını Rize’ye yapsanız hiç anlamı olmaz. Zonguldak’ı aynısıyla bırakırsanız ve korur, güçlendirirseniz kent adını güçlendirirsiniz.
Bazı kentler kuruluşundan özeldir. Zonguldak böyle. Bazı özelliklere dokunamazsın. Zonguldak’ın madeni medeniyete ne ise Zonguldak’ın özeli de böyle. Ne ki dinleyen kim? Kentin bilim yüzü üniversite mesela pek çok konuda pek çok konumuza müdahil mi? Yoksa rektörün AKP’li yöneticilerle alanda savunma pozları ile fotoğraf vermesi, gazetecilere pas atması mı bilim?
Memleketin kötü yönetilirliğinin sonucu görünür kıldığı silikleştirme çabalarına cumhuriyetin ilk kentinde devam ediliyor. Maden endüstrisi bu kentte kurulduğundan beri doğanın dokusuna karışmıştı. Altı üstüne çıkarılan kent yine de kendine hastı. Dümdüz kentlerle, (veya tarihi Selçukludan, Osmanlıdan gelen ya da tarım kentleriyle) aynılaştırma tamamen doğanın inkârı.
İktidar saklamıyor, devlet imkânlarını kendi arzusu doğrultusunda kullanıyor. Onun seçilmişi belediye başkanı tipik bir uygulayıcı. Otoritenin otomatı. Seçilmiş belediye başkanının kendi vizyonu olması lazım. Partisinin taşeronu gibi bir görüntü vermemesi gerekir. Ben öyle bir şey görmedim.
Anladığımız kadarıyla yerel politikalarında Zonguldak’ta AKP’nin geçmişi ile geleceği ile vizyoner kentlilik kültürü oluşturma amacı gibi bir şey yok. Verilen emri yerine getiren bir hizmetli. Merkeze dayalı. Yani AKP genel merkezine… Bunu kavramamak imkânı yok. Yerelde belediyenin projesi yok. Sorduğu soruşturduğu yok. Başkan Alan’ın kültür alanında vizyonununun da kısıtlı olduğunu geçen hizmet sürecinde gördük. Kendi açımdan BKM buna tipik bir örnek. Fabrika gibi çalışan bir kültür merkezi neredeyse viraneleştirildi. Koridorlarında yediden yetmişe sanatseverlerin dolaştığı kentin sanat üretim merkezlerinden biri hemen hemen anılara dönüştü. Koridorlar sessiz, çalışma odalarının kapısı kilitli ya da boşlukla dolu!
Daha önce yolu BKM’ye düşmemiş bir müdür getirildi ve maalesef o da hiçbir şey yapmadı. Bir tadilat repliği ile bir belediye dönemi BKM azar azar unutturuluyor. Yazık oluyor kente renk katmaya çalışan kültür sanat insanlarının vaktine… Kala kala bir tek BKM’nin balkonunda çay içmek etkinliği kaldı…
“BKM tekrar sanatsal işlevine kavuşturulsun,” yerel seçimlerin bizim için ilk sloganıdır.























