Yapay zeka emboli yapar mı? Ödem yapar mı? Şişkinlik yapar mı? Yapay zeka bizi bize anlatır mı? Yapay zeka bizi aldatır mı? Yapay zeka erdemli mi? Yapay zeka bizi düşünce suçlusu yapar mı? YZ gelecek mi? Geçmiş mi?
Tüm bu sorular YZ’nın bilinci var mı; yoksa, ileri de olacak mı? Şeklinde de toparlanabilir.
Sondan bir önceki soru tutarlılık taşıyor aslında.. Verilerden yararlanarak bize yanıt veren bir teknoloji olduğuna göre YZ bizim yani insanlığın zekasının bir toplamını ifade ediyor.
YZ bir geçmiş birikimi. O halde nasıl geleceğin teknolojisi olabiliyor? Kısaca, birikimlerimiz arasında bağlamlar kurabilirse insanın en zekisinin defalarca daha üstünde bilimsel buluşlar yapabileceği varsayılıyor.
Teknoloji bir süreğenlik haritası. Birdenbire olmadığı gibi gelinen noktadan hızlanıldıysa da taşlar oturduğunda YZ’nın ‘devingen işletme aracı’ olarak algılanması ve pazarlanması söz konusu olabilir. YZ’nın asıl ilginç tarafı toplanan veriler değil, bunlar arasında bağ kurabiliyor olması. Dolayısı ile insanın düşünce sisteminin çok çok üzerinde bir ilişkiler ağı kurabiliyor.
Verilerin gerekli olduğu tüm işletmelerin aracı haline geldiğinde dinamizmi devingen olan bir motivasyon olarak işlev görecek. Tüm sistemik yapılarda maddelere dökülmüş bir plan statik olarak uzun süre varlığını şimdiye kadar korurken YZ ile bu esneyip gereksizleşecek. Çünkü değişmez bir plan uzun süreçte eskiyip zamana yenik düşüyor. Bu da başka sorunlara yol açıyor… Örneğin eskiyen modeller eskinin yani çağının işlevselliğine göre… Şimdiyse 30 yıl öncesinin teknolojisi birçok yenilikle bağ kuramıyor ya da kurduğu bağın ekonomik bir faydası yok diye düşünülüyor. Yani kasetten walkman ile sınırlı sayıda müzik dinlerken bugün spotify ile kulaklığınızı takıp şarkıdan şarkıya geçebiliyorsunuz. Walkman dinleyen artık yok gibi bir şey haline geliyor.
Teknolojinin ne kadar hızlı ilerlediği ortada. Çünkü son 50 yılın hızına insanlık daha önce hiçbir zaman ulaşmamıştı.
Oysa YZ’da veriler geldikçe ilerlemenin ucu açık duruyor. 50 sene öncesinin teknolojisinden çıkılamayan ortamların dönüşmesi insan inisiyatifine gerek kalmadan kendini yeniliyor.
Devamlılığını, gözümüzün önünde büyüyen bir canlı gibi hissettirmiyor bile. Çünkü milyarlarca girdi ve onun toplamına sadece insan müdahalesi ile hâkim olmanın imkânı yok. YZ zaten büyük doğdu. Birçok kişi bir balon olarak patlamasını bekliyor. Korkarım bu bir NFT değil. Bir gün YZ’dan vazgeçildiği söylense bile bu açık veri paylaşımını kapattıkları için yalandan başka bir şey olmaz. Bir yerlerde bize açıklanmayan çalışmaları devam ettirilir. Ancak ülkeler rekabet ortamına çoktan girdiğine göre böyle bir şeye de hiçbir ülke kendiliğinden teşebbüs etmez. Kısaca YZ artık hayatımızda.
Hareketli bir toplama sistemi, ayırma ve uyarlama bilinci YZ’yı benzersiz ve korkutucu gösteriyor.
Yapay zekâ (Artificial Intelligence – AI), ne’liği üzerine giderek daha çok konuşuluyor. YZ “istihbarat, tahmin” anlamlarını içeren bir içerikte…
…
Sürekli sayısı artan yeni AI yazılım siteleri ile eğlenceli tarafı elimizin altında artık. Basit komutlarla görseller, videolar, şarkılar üretilebiliyor. Birçok soruya yanıt veren sohbet motorları kişiselleştirilmiş bir diyalog imkânı sunuyor.
Çoğumuz hatırlayabiliriz. 30/ 40 yıl önce kalabalıklar arasında yalnız olmaktan bahsedilirdi. Ve Karl Marks’ın “yabancılaşma” kavramının özellikle entelektüel kesimlerde defalarca yazılıp çizildiğine tanık olduk. Veya çok yalnız olmalıymışız ki herkese seslenen “yalnız değilsiniz” diye siyasi sloganlar üretildi.
Sondan başlayalım. Çokta doğru değil. Başımıza bir şey geldiğinde gayetle yalnız olduğumuzun farkına varıyoruz.
Karl Marks’ın “yabancılaşma” kavramı zamanımızda değişimlere uğradı diyebiliriz. Sadece üreten sınıfların insana özgü doğal olandan bağı kopmadı, üretme içeriğinde doğal olan çok az kaldığından üretilenin doğal olan üretilme nedenlerinden kopmasına kadar karıştı bu kavram. Sadece insanlar da makineleşme ve kimliksizleşme değil günümüzde makinelerde de kimliksizleşme ve tanımlanamama söz konusu.
Giderek yapay zekânın içinde olduğu veri tabanlı makineler kimliklerimizin yerini alıyor. Aslında biz teknolojiyi satın aldıkça verilerimizi bahşediyoruz. Yakında makale yazanımız YZ’nın hangi türünden ve sitesinden (şirketinden) veriyi aldığını kaynak olarak göstermek zorunda kalacak (umarım). Ülkeler vatandaşlarına, bu kaynakların anlaşmalı olduklarına göre lisanslı hizmet sunacak(tartışmalı). Lisanssız veri doğru olsa da yasa dışı kabul edilip suç bile kabul edilebilir(takibi zor). Çünkü anlaşmasızdır(kanun devleti). Kısacası yeni bir sistemik kara mizah sunmak üzere olan çark kader gibi ağlarını örüyor(nöronlarımız birbirine karışıyor, mutasyonlarımız doğuyor).
YZ savunucularının “demokratikleştiği” varsayılan bilgi kullanımı argümanı böyle şeyler gerçekleşirse çöker.
YZ’nin belli bir şirketin yönetimi elinden çıktığını düşünün. Örneğin Youtupe gibi kanalların içerik üreticilerine sundukları belli ücretli algoritmaları var. Yani size ne kadar veri geleceğini ya da kaliteli veri dağıtılacağını algoritma ile çözme noktasındalar diye düşünmek hayalci olmaz. Kaliteyi algoritmayı yazanlar belirliyor. Sahipleri kazanıyor. Bu yüzden insan yeteneğinin sömürüldüğünü düşünmek yanlış değil. Bu yetenekli insanların sorunu olduğu için çoğunluk bununla ilgilenmiyor. Onlar için kullandıkları aracı ucuza kullanmak önemli olacak. Birçok bilgisayar kullanıcısı crackleme yoluyla kendine yeten kadarını alacağını düşünüyordur! Demokrasilerde çareler tükenmez hesabı.
…
GDO’sundan mı alsak, hukuktan mı baksak denge unsuru sorunlar insanın birey olma sürecinde sorunlar olduğunu gösteriyor. Kısaca insan elde ettiği hakların tehlikede olduğunu çağımızda hissetmeye başladı. Çünkü en tepeye baktığımızda uluslararası bir zengin zümrenin istedikleri gibi dünyayı yönlendirebileceği görülüyor.
Bugün, herhangi bir sektörü satın alıp milyonlarca kişinin işine son verseler konu dışında kalan diğer milyonlar işini kaybedenleri umursamayacak durumda. Hatta haberlere bile aldırmama noktasında. Çünkü kendi dünyalarında güvende oldukları sürece rahat olduklarını sanıyorlar. İnsanın kendi canı azcık yandığında başka her şey önemini yitiriyor. Öyle tanrısal bir bakış kalmıyor.
‘Yalnızlık’ insan var olduğundan beri onun en büyük dertlerinden biri oldu. Günümüzde de insanın en az önemsenen durumlarından biri. Çünkü yalnızlık tek kalmak ile anlaşılacak bir kavram değil artık. Yalnızlık insanın değersizleştiği her şey…
İnsanın suskunluk içinde bırakıldığına çok tanık olduk. Bunu insanlar yaptı. Her birimiz birilerinin yalnız bırakılmasında dolaylı, dolaysız etken oldu.
YZ ile veya sanal ortam ile farklı bir demokratik mantık oluştu. YZ size dokunamıyor ama size dokunacak yanıtlar sunuyor. Çünkü insanların birçoğu öyle salak kaldı ki onlar sizin sadece hatanızı ararken YZ sorduğunuz soruya yanıt veriyor.
En akıllılarımız olması gereken akademisyenler akademik çevrede üretilen bilgilerin bile kontrol altında olması yüzünden öz güven eksikliği yaşıyorlar. Bugün o kadar kontrole alınan akademik makaleler bir kahramanın açık hale getirmesiyle erişilebilir hale gelmişti. Bundan sonra da benzeri şeyler olacak. Kapitalizm aşırı kontrol yüzünden orasından burasından patlayan bir torba gibi. Öte yandan komünistler bile sloganları dışında 70’ler deki gibi değil. Üretimden gelen güçlerini teknoloji ellerinden aldıkça tüketimden gelen güçlerinin yani satın aldıkları teknolojik malın bozulmaması, parçasının bulunması için dua ediyorlar. Kısacası hakikatten kurtuluş yok tek başına!
Tüm dünyada aşırı şişirilen kafalar var. Zorba zenginler gidişatı çoktan gördü ve insanlık ile oynuyorlar. YZ kurtarıcı değil. Onlara hizmet eden bir araç… İnsanlar bu aracı onlardan daha iyi kullanmayı ve demokratikleştirmeyi başarabildikleri derecede sürdürülebilir olacak hayat şartları. Yoksa giderek gereksiz bir çoğunluk giderek acımasızlığı kanıksayan bir azınlığın elinde eriyecek. Kendini yalıtmış lüks içinde yaşayan bir azınlık kirli işlerini yine çoğunluktan çıkmış gözü kara tiplere yaptırırlar. Ve asla dünyanın yüzde sekseni yoksulluk, açlık ve hastalıktan kırılsa üzerlerine alınmazlar. Zira onlar tanrının seçilmiş kutsal kullarıdır.
Mitoloji de olduğu gibi…
Özür… Konudan uzaklaştık (mı)?
Titanlara kadar geldik. Elon Musk bir titan mı? En azından titan beyazı görünümlü…

























Verilerden yararlanarak bize yanıt veren bir teknoloji nasıl tüm insanlığın dikkatini çekecek sonuçları sunuyor hayret ediyorum.Şimdilik YZ fotoğrafları-portreler orijinallerinden farklı.YZ bunu ben yaptım diyor adeta..