Bunu defalarca duydum. Geçenlerde yine yıllarca Zonguldak’ta çalışmış, uzun süredir de başka illerde görev yapan, Türkiye’yi çok gezen bir arkadaşımla telefonda konuşurken aynı saptamayı yaptı: “Zonguldak sıkışmış bir kent!”
Yani coğrafi olarak ulaşımı sıkıntılı. Transit bir güzergâh değil vb. diyerek sürdürdü konuşmasını… Ancak doğma büyüme Zonguldaklı değildi bu arkadaşım. Hayata bakışı da genelde ekonomi üzerinden şekilleniyor. Para kazanan kişilerin hepsinin toplum için faydalı olduğunu sanıyor. Yanılıyor.
Bana göre çalışıyor olman, sadece bu düzende kendini bir parça kurtardığın anlamına gelir. İşsizliğin, işsiz kalmanın ne menem bir şey olduğunu da bilmiyor bu arkadaşım. Zonguldak, sevdiği Samsun gibi transit bir şehir olmayabilir. Zonguldak dağlık, Batı Karadeniz’de, neredeyse kendi ilçelerine bile uzak bir şehirdir. Oysa kendi merkezinde, çoğu kişi için her yer neredeyse yürüme mesafesindedir. Yokuş ya da merdiven çıkmasan, eve de yürüyecekmişsin gibi gelir. Bazı güzergâhlarda yürünür hani. Güzeldir. Ama her yer öyle değil. Zorlu merdivenler, dik yokuşlar… Görmesen de olacak çirkin yapılar.
Zonguldak transit bir şehir olsun, sıkışmışlığı ortadan kalksın diye kentin önemli bir yükünü alan Fevkani Köprüsü yıkıldı. Yerine sevimsiz üst geçitler ve özellikle yaya kargaşası oluşturan acayip bir trafik kaldı. Tabii dronlarla bakıldığında her il Paris gibi olmasa da çok güzel görüntüler veriyor. Tanrısal bir bakışla her şey güzel zaten. Ancak içinden kul kul geçerken pek öyle olmuyor.
Zonguldak’ta transit geçiş taraftarları, doğa yıkımını düşünmeden bunu savundular. Doğa yıkımının telafisi yok. Küçük müdahalelerle kentin yaşanılabilir hâle gelmesi ise ekonomik gelmedi muhtemelen. Ancak transit denilince insanların aklına ekonomi geliyor. Zengin bir kent tahayyül ediliyor. Oysa kentin jeolojik zenginlikleri, bu fikre kapılanlar tarafından umursanmıyor.
Ama…
Dümdüz bir kenti estetik olarak duyumsamayacak kadar uzun bir süredir Zonguldaklıyım. Zonguldak sıkışmışsa bana göre bu, coğrafi olarak değil; yönetenlerin çoğunun vizyonsuzluğu yüzündendir.
Hani duayen mimar ağabeyimiz Turhan Demirtaş patentli “kendini değil, kentini düşünen” sloganı var ya… İşte bunu, öğüt dinler gibi dinleyip umursamayanlar yüzünden sıkışık bir kenttir Zonguldak.
Ortak akıl üretemeyen, kentine sahip çıkamayan, kendini ve kentini çıkarı kadar benimseyenlerin önünü tıkadığı bir kent.
Çoğu kişinin bildiği şeyler işte. Ne kadar da enerjisiz bir yazı oldu. Zonguldak hakkında temenni ve dileklerde bulunduğun bir yazı süreci insanda işte böyle bir etki bırakıyor. Elinde bir şey olmadığını biliyorsun.
Küçük kent görünümü, aynı mekânlar, aynı insan ifadeleri, aynı süreçler… İnsan niye bir beklenti içine girip daha fazla üzsün ki kendini? Zonguldak sokakları adamı bir yılgınlığın içinde dolaştırır.
Eskiden kalma, bir daha yapılmayacak nadirlikte güzel bir binanın ya da bir güzergâhın bile garantisi yok. Yarın kaybolup gidebilirler; birer Zonguldak nostaljisi olabilirler. Bu sahipsizlik değil, yılgınlıktır. Ancak yöneticilerin kent bilincine dair umursamazlıklarıyla açıklanabilir.
Fevkani Köprüsü çabucak yıkıldı. Yıllardır Lavuar Meydanı’nın yapılmasını bekliyoruz. Zonguldak, yıkmanın kolay, yapmanın zor olduğunun kanıtlandığı bir ildir.

























