Her gün binlerce kişi Yayla İlkokulu’nun önünden geçer. Burası adeta Zonguldak Merkez’in doğu sınırıdır. Bir tarafında stadyum ve Fener Mahallesi, karşısında Yayla Konağı, TED ve ‘Beyaz Saray’ olarak bilinen TTK Genel Müdürlük binası; üst tarafında Kız Meslek Lisesi ve SSK Hastanesi, arka kısmında ise Kapuz yolu güzergâhı yer alır. Zonguldak’ın böylesine merkezi bir köşesi, Yunus Heykeli’nin bulunduğu noktadan kente adeta selam verir.
Kapuz tarafına gidiyorsanız ya da o taraftan geliyorsanız Yayla İlkokulu’na geldiğinizde kocaman güçlü ağaçların arkasında tek katlı gibi duran, yatay mimariye uyan, binlerce kişinin anısına sahip, model bir bina olarak selamlar herkesi.
Yürüme ile her gün nerdeyse önünden geçtiğim anılarla dolu sevdiğim bir köşedir burası. Mola veririm birkaç dakikalığına. Elbette şimdilerde elden gidiyor o da! Mithatpaşa İlköğretim, Üzülmez İlköğretim, benim okuduğum Namık Kemal İlkokulu gibi… Yayla İlköğretim sineması, tiyatrosu ile de birçok kişinin hafızasında. Okul bahçesinde okul çıkışı yaptığımız maçlar ile de benim gibi birçok kişinin hafızasında.
Cumartesi bir buluşma gerçekleşti ve her kesimden Zonguldaklı bir kültür değeri olarak gördükleri Yayla İlkokulunun Atatürk büstü ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesinin olduğu kısımda buluştu. Duygusal ama duyarlı bir buluşmaydı ve basında oldukça geniş yer aldı.
Ekrem Murat Zaman, çok içten bir konuşma yaptı. “Ne istiyorsunuz, bu insanların anılarından? Nedir bu kültür düşmanlığı? En azından bu Atatürk büstü ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesinin bulunduğu alan muhafaza edilsin. Biraz saygı” diyerek herkesin hislerine tercüman oldu.
Mustafa Bilge, son zamanlarda kent belleği ile ilgili düşünüyor, paylaşımlar yapıyor. Yayla İlkokulu mezunlarından olduğunu duygusal bir konuşma ile anlattı. Yanında okulun eski(meyen) öğretmenlerinden biri vardı. O ise neredeyse konuşamadı bile üzüntüden.
Her kesimden Zonguldaklı bu buluşmaya ilgi göstermişti. Zonguldak’ın çevre sorunlarına duyarlı çalışmalarıyla tanınan Berran Şeker Aydan ve mimar kızı Derya Aydan konunun önemini bir kere daha anlattılar. Zonguldak’ın kültürel mirasına, bu tür yapıların önemine dikkat çektiler. Mimar Derya Aydan “Yayla İlkokulu depreme dayanıksız bir bina da değil. Kaldı ki güçlendirilebilir de. Üstelik yatay mimariye uygun. Bu bahaneler ortak hafızamızı siliyor…” diyerek tepkisini gösterdi. Son derece haklıydı.
Daha ne yapsın insanlar. Bu insanlar Zonguldak’ta yaşıyor. Buradan gitmiyor, bu kenti seviyor ve onunla gurur duyuyor.
Dediğim gibi herkesi çok önemsedim o gün. Ortak bir çatı altında Atatürk’ün Gençliğe Hitabesinin önünde üzülmek dışında ne yapabilirdik? Okulun camları parçalanmış, kütüphanesinden arda kalan kitaplar ki biri ‘Yunus Emre’ kitabı merdivenlere saçılmış, uzun süredir temizlenmediği için çürümeye bırakılsa da çürümediği halde yıkımına başlanmış bir kent mirası önünde belki son buluşmalardan biriydi bu.
Atatürk’ün Gençliğe Hitabesinin bazı harfleri yere dökülmüştü. Toplayıp kente en çok sahip çıkanlardan biri olan Ekrem Murat Zaman’a verdim. Belki bu kısım korunur. Çok merkezi, çok görünür bir köşe olduğu için de anılara da hitap eder.
Sinemasından okuluna, hatta önünden geçtiğimiz yola kadar çokça anılar var burada. Bir süredir hayvan severler ise burayı ev bellemiş kedileri besliyor bahçesinde. Ne demeli? Nereden baksan melodram halimiz.
Akşamları buraya yolum düştüğü için önünden geçtiğim ışıklı Atatürk panosu da artık olmayacak, demek ki…
Olmalı…
Pano hurdacıların eline düşmesin diye ressam, arkeolog Necdet Kutoğlu’nu aradım. Neco benim ne yapmak istediğimi Zonguldak’ta en çabuk anlayacak kişiydi. Hemen çözüm üretti. 1 metre ve 75 santimlik oldukça ağır kasalı panoyu akşamın karanlığında Louvre Müzesinden resim çalan entelektüel hırsızlar gibi yerinden söküp aldık. Neco’nun antika arabasının bagajına koyduk. Yeni yapılan Yayla İlkokulu bittiğinde yerleştirilsin diye korumaya aldık. Çok kirlenmişti; yılların tozunu akıttım. Ertesi gün “iyi ki almışız” dedim. Çünkü pencere ve kapılar sökülüp kamyona atılmış, hurdaya çıkarılmıştı. Atatürk ışıklı panosu da hurdaya düşecekti.
Onu kent belleğinden ve yolumuzu aydınlatan işlevselliğinden koparmak istemiyoruz. Eğer Ekrem Murat Zaman’ın işaret ettiği Yayla İlkokulu önündeki Atatürk büstü ve Gençliğe Hitabesi olduğu yerde korunursa ki korunmalı, orada bir köşeye bu ışıklı pano da yerleştirilebilir. Altına da açıklayıcı bir yazı ile:
“E.K.İ. nin Atölyelerinde üretilen bu ışıklı Atatürk panosu yıllarca binlerce insanımıza yol gösteren Yayla İlkokulundan miras kaldı.” Yazılır.
Umarım.

























