2025 Yılının son köşe yazısını politikadan ve politikacılardan uzak yazmaya çalışan ben biraz olsun umutla bitirmek istedim bu yılı. Sonuçta yöneten politikacılar! Maalesef aldıkları kararlar da hayatımızı belirliyor.
İyimser tarafımla, her şeyimizle politikleşmenin kaçınılmazlığı yaşanan ülkemizde öncelikle yüzler artık gülsün, umutlar gerçekleşmeye başlasın dileklerimle her şey iyi insanların lehine olsun.
İyi Partili olduğum filan sanılmasın. Değilim. Partililik üzerinden düşünen biri bile değilim. Verdiğim oylar hep demokratikleşmeye, daha uygar bir Türkiye'de yaşamaya atılmışlardır. Sanatla uğraştığım için kültürel konulara duyarlıyımdır. Yaratıcı yönümü kullanmaya çalışırım. Haksızlık etmemeye çalıştım. Aslında bana sorarsanız, son bir buçuk sene de epey çok da haksızlığa uğradım. O yüzden sormayın!
Kısa keseceğim. Vakit yok gemi kalkıyor, 2025 gidiyor artık.
Eskiden su içtiğimiz testiden bakarsak kültür sanat sayfaları hazırlar, günlük karikatürler yapardım. Zonguldak’ı hep gelişen bir il olarak görmeye zorladım kendimi. Buna dair kentimizin hiç de yabana atılmayacak tarafları aslında vardır. Örneğin az kişiyle gerçekleşseler de kültür ve sanat yanı hareketlidir. Neredeyse bütçesiz pek çok sanat etkinliği gerçekleştirilir. Bu küçücük pastadan geçimini sağlamaya çalışanlar bile az da olsa vardır. Birçoğu için ise günlük streslerden kafasını dağıtabilme alanıdır. Bunu sıradan politikacıların anlamadığına çok şahit oldum. Bir kısmı anlamak bir yana kentteki kültür sanatı öldürmeye kalktı! Bir kısmı da bu kültür sanat alanını oy potansiyeli zannediyor halen.
Kültür ve sanat buluşma noktasıdır. İnsanların toplumsal bir noktada hangi görüşten olurlarsa olsunlar biriktirdiklerini görme fırsatları sunar. Örneğin şimdilerde BKM’de Mehmet Türkçelik’in ‘Çatuk’ sergisi var. Mehmet Hocanın doğanın gönderdiklerini herkesten farklı yorumlayışının güzel estetiğini sunuyor bu sergi. Çatuk, bir buluşma güzelliği bu yüzden.
“Kimler geldi kimler geçti” istesek de istemesek de arada bir ağzımızdan kaçırdığımız bir gerçeklik. Nostalji iyidir de bazen içine baktığında dibinde kaybolursun. Korkutabilir de yani. Çünkü gidenlerin geri döndürülemezliği vardır…
Neyse ki dinlediğim ve hoşuma giden hatıradaki kişiler hayattalar ve ömürleri uzun olsun. Eski Zonguldak Valisi, bugünün İyi Parti Zonguldak İl Başkanı Yavuz Erkmen ve ressam, mozaikçi, dalgıç yani çok yönlü Necdet Kutoğlu bu hatıranın kahramanları. Aslında bu eskilerde kalmış yaşanmışlığı hatırlatmamın nedeni umarım 2026’dan itibaren benzerlerinin çoğaldıklarını görmenin umudunu taşımam.
Necdet Kutoğlu’nun o zamanlar belki çevresi dışında pek fazla resim ve mozaik sanatı ile uğraştığını bilen yoktu. Kutoğlu’nun şimdi yıkılan Merkez Çarşısında bir iş yeri vardı. Cam bir masanın üzerinde özenle bütünleştirilmeye çalışılan büyük bir puzzle gibi orijinal mozaiği dururdu. Bir tarafı eksik olurdu. Henüz o kısma uygun renkte doğal taşlara doğa da rastlamamış ve bulamamış olan Neco o kısmı sabırla bekletirdi. Neco’nun en çok sabrına hayran olmak lazım. Bugün 30 yıl öncesinden müstakil evlerinin planında oynamalarla sanat atölyesi oluşturma hayalini asla kaybetmedi. Bu konu da fiziksel olarak büyük bir çaba içerisinde de aynı zamanda. Belki günün birinde Necdet Kutoğlu Sanat Atölyelerinden bahsetme fırsatı bulacağız. Umarız 2026 Neconun bu hayalinin gerçekleştiği yıl olur.
Yıllar önce Necdet Kutoğlu eskiden adı Tekel Güzel Sanatlar Galerisi olan kentin işlek caddesi üzerindeki mekânda sergi açmaya karar verir. Elinde birçok çalışması birikmiştir. Bunların önemli bir kısmı çerçeve olmadan sergilenemeyecektir. Necdet Kutoğlu’nun işyerine bir gün dönemin Valisi Yavuz Erkmen gelmiş ve çalışmalarını görüp beğenmiştir. Orada ona her konuda yardımcı olacağını da söyleyerek ayrılır Erkmen. Politikacılar söz verir ve yapmaz genelde ya, Neco, çerçeve eksikliğini gidermek için bu hatırlatmayı yapmak üzere valilik binasına gider. Ne de olsa Erkmen devlet adamıdır, sözünü unutmamıştır. Şaşırmayın, böyle olur gerçekten. Vali Erkmen, kendilerine ayrılan ödenekten kullanılması için ne gerekiyorsa yapılması talimatını verir ilgililere. Necdet Kutoğlu, sergi açabilecek duruma gelir ve eserlerini Zonguldaklı sanatseverlerle buluşturur. Hatırı sayılır bir harcama ile çerçeve ihtiyacı karşılanmıştır sanatçının. Üstelik bazı bürokratlar da böyle bir sanatçı olduğunu Vali Yavuz Erkmen’den öğrenmiştir. Tersi olması gerekirken…
Bu hatırada güzel ve esprili başka noktalar var. Onları Neco’dan dinlersiniz artık. Ben bir valinin sanatsal bir etkinliğe yaptığı oldukça etkili maddi, manevi katkıyı hatırlatmak istedim. Devlet adamı ciddiyeti ile kültür ve sanata verilmesi gereken desteğe dair biz sanatçıların unutmadığı bir anıyı hatırlatmak için… Bir de Necdet Kutoğlu, Sayın Yavuz Erkmen’e sanırım teşekkür etme fırsatı bulamamış o günlerde. En azından yazılı olarak! Kendisine, çok gecikmeli de olsa Zonguldak’ta sanatçıya ve sanata yaptığı katkılardan dolayı teşekkür ederiz. Bu tarzda politikacıların çoğalması 2026 beklentilerimizden.
Son olarak bir de kendimle ilgili bir anıyı kısaca aktarayım: Sayın Yavuz Erkmen, benim yaptığım onunla ilgili bir karikatürü de hoşgörü ile karşılamıştı. Bir toplantı sonrası olsa gerek İş Bulma Kurumu’nun olduğu binadan çıkarken adımla uzaktan seslenişi ve gülümsemesi motive ediciydi. Çok az politikacıdan olumlu dönüş alıyorsunuz eleştirel işlerde. Bazen geri dönüşler çok olumsuz oluyor. O zaman politikacının kalitesi ortaya çıkıyor. Politika demokrasiyi sergileme sahnesidir. Politikacı o sahnede ya iyi anılar, ya olumsuz izler bırakır. Hepimiz gibi…
2026 gönlünüzce olsun.























