“Zonguldak’ta Bir ‘Beyoğlu’, Fedai Madan Tiyatrosu” idi bu yazının ilk başlığı ama İLKŞEHİR oyuncularının yeni bir oyunla seyirciye “merhaba” demesi yaklaşınca değişti. “Failsiz” adlı oyunlarının çağrışımı ile daha güncel bir başlık oluştu. Hemen “Beyoğlu” benzetmesine de açıklık getireyim. Yıllarca sanat deyince, özellikle de tiyatro denildiğinde aklımıza “Beyoğlu”nda ki tiyatro salonları geldiği için ve İstanbul’da sahne alan çok değerli ustalarla, geniş tiyatrocu zenginliğine gönderme yapmak içindi.
Fedai Madan’ın tiyatro anlayışında sahnedeki yenilikleri izlemek ve onların uygulanabilir olanlarından yararlanmak daha önceki oyunların da gördüğümüz şeyler. Bu ne kadar pahalı bir iş olsa da prodüksiyonu pratik zekâ ile çözümlemeye çalışmak çabası sürprizler ile de sahne dekorunu zenginleştiriyor.
Fedai Madan Zonguldak’ta tiyatro oyunu çıkararak var olabilmiş az sayıdaki üretken sanatçıdan biri. “Tiyatro ile var olabilmek” bu alanda mücadelesi ile “yıllardır gözümüzün önünde duruyor” demek. Ki “Tiyatro ile var olabilmek” kolay bir şey olmasa gerek.
Bu göz önünde olma durumu biliyorum ki çoğu zaman insanların kanıksaması yüzünden toplumsal bir körlüğe de yol açıyor. Biliyoruz, tanıyoruz, aşinayız ama nedense yeteri kadar hakkını alabilmiş, yerini bulabilmiş değil Fedai’de. “Keşke siyasete biraz yakın dursaydı!” diye düşündüğüm olmuştur. Ülkemizde iş oralarda bitiyor hep! Yoksa hep “çok yetenekli ama” falan filan.
Fedai Madan hakkında fazla bir yazı yazılmamış olması da tuhaf. Hoş yazılsa “kim okuyor” diyeceksiniz! Bugün değilse gelecekte! Yazı kaybolmuyor.
Yine siyaset diyeceğim! Siyaseten birilerinin yakınında olsaydı, daha çok yazılıp çizilirdi yaptıkları! Bu durumların herkesin malumu olduğunu düşünüyorum.
Aslında ben de çok geciktim bu yazıyı hazırlamakta! Nedense Fedai Madan’ın hakkında yazılıp çizilmesinden hoşlanmadığı sanısına kapıldım. Bu yazıyı buna rağmen yazıyorum. Sanırım böyle bir izlenim bırakıyor. Örnek olarak, iyi bir oyuncu olduğu bilinmesine rağmen genel de sahne arkasını tercih etmesi aklıma geliyor… Oyunları seçmesi, yönetmesi, sahneye hazırlaması onu daha çok mutlu ediyor. Yıllar önce AKM’de Ferhan Şensoy’un “Şahları’da Vururlar” oyununu oynadıklarını hatırlıyorum. Sahneye de yakışıyordu. Arada bir oyunculuğundan da mahrum bırakmamalı bizleri.
Ben onu Zonguldak BKM günlerim de yakından tanımaya başladım. BKM’nin Abdullah Bakır’ın müdür olduğu dönemlerine haksızlık yapılmasın. O günleri yaşayanların çoğu büyük bir aile gibi hareketli ve verimli bir ortamı hatırlayacaktır. Abdullah Bey ne duvarları boyayarak göz boyadı, ne de resim atölyesini gri bir salona döndürerek hizmet yaptı! Koskoca salonu işlemeyen bir kütüphane olarak yıllarca tutması iyi olmadı ama kültür sanat binasında sırf oy için ‘emekliler kahvesi’ veya vakıf etkinlikleri toplanma yeri gibi özel kullanım da icat etmedi.
Neyse, etkinlikler için Zonguldak’ta bir iki yer haricinde salon olmadığından bunları fazla uzatmamak gerekiyor. Ben yeri gelmişken BKM’yi Zonguldak’a asıl kim kazandırdıysa daha önce bir yazımda teşekkür ettiğim gibi yine ona teşekkür ediyorum. Dönemin belediye başkanı mı, bürokratları mı, valisi mi, her kimse…BKM Zonguldak’ta sanat mücadelesi verenlerin kolayca etkinliklerini gerçekleştirebilecekleri bir yer olarak kalmalıdır. Sanat eğitimi özelliğini devam ettirmelidir.
Abdullah Bakır, bence Fedai Madan’ın Zonguldak’a bir oyuncu olarak kazandırılmasında önemli bir isimdir. Ona bir alan oluşturmuştur. Sanatçıların kendilerini göstermek ve verimliliklerine devam edebilmeleri için gerekli olan temel de budur. Ve bunu anlamayan yöneticiler olduğunu yaşayarak öğrenmek ne kötü tecrübelerimizdir.
Gerçekten de sanata karşı ilgili pek az siyasetçi gördüm. En kötüsü artık “sıra sanata gelinceye kadar, ülkenin ne sorunları var” filan da diyebilenleri rahatça. Baylar, bugüne gelene kadar kafanızı bir yere mi çarpmıştınız? Alzaymırınızdan yeni mi uyandınız? Sizin gibiler olduğu müddetçe gerçek sanata hiçbir zaman sıra gelmeyeceğini anladık.
Fedai Madan yine de birçok farklı kesimden beğeni almış ve çalışmalara eğitimci olarak davet edilmiş bir sanatçı. Başarısı son beş altı yıl içinde yaşanan çok ciddi ekonomik sorunlara rağmen devam ediyor. Bu direnç saygın bir ölçüttür.
Onu Zonguldak’ın BKM’sinin küçücük salonunda oyuncularını çalıştırırken izlediğim zamanlar oldu. Oldukça zevkli geçtiğini tahmin ettiğim bu çalışmalarda oyuncuların da yönetmenlerine inanmışlıkları belli bir gerçeği gösteriyordu. Madan, yaptığı işe inanmış biriydi. Tiyatro O’nun kendini var ettiği yerdi. Burada nefes alıp veriyor, dünyaya bakışını tiyatro üzerinden kuruyordu. Bunun için okuyor, izliyor, araştırmalar yapıyordu. Yılların bu mücadelesi kentimize değerli bir tiyatro eğitmeni kazandırmıştır.
Bu mücadele içerisinde O’nun hep yanında olan devamlı çalıştığı oyuncu arkadaşlarının yeri elbette en önemlisidir. Başta Dilan, Mustafa, İdris, Yaşar, Melek, Seher, Oktay, İlayda, Abdullah, İslam… (Unuttuklarım olabilir, yüzleri hafızamda)… sahne de başarıyı yakalamış oyuncular. Sayısız genç ve sahne arkası katkı tiyatronun kolektif yanını temellendirdi ve İLKŞEHİR Tiyatrosu olarak kentimize kazandırdı.
Zonguldak cumhuriyetin ilk şehri. İlklerin şehri değiliz ama bir şehrin yaratılışında yer alan sahnenin değerli oyuncuları arasında olabiliriz. Bu konuda halen şansımız var. Fedai Madan o kategoride.
Bana veya Cengiz Alabaş’a afiş için illüstrasyon yaptırırken fazla duymadığımız kadar güzel sözler söyler. Sanatçı tarafımızı hatırlatır. Disiplinler arası temas kurabildiğim az sayıdaki kişiden biridir. Tiyatro insanlara gerçekten dokunabilmeyi gerektiren bir sanat alanıdır.
‘Failsiz’ oyununun yazarı Mustafa Can Erdem İLKŞEHİR oyuncularından. Madan’la fikir alışverişi ile bu oyunu yazdığını düşünüyorum. Bu tür ilişkiler çok önemli. Fazla da rastlanmıyor çevremiz de. Başarılı ve verimli bir birlikteliğe dönüşüp yeni oyunlar geleceğini umut ederim. ‘Failsiz’26-27 Şubat’ta Zonguldak Belediye Sinemasında sergilenecek. Oyunun afişteki sunumu da bu yazıya uygun düşüyor:
“Herkes ardında bir şeyler bırakır.
Kimi bir isim, kimi bir iz, kimi de yalnızca sorular.
Kendinize şöyle, iyice bir bakın.
Arkanızda neler bırakacaksınız?
Failsiz: Gidenlerin değil, kalanların öyküsü.”

























Samimi, içten ve değerli bir yazı. Kaleminize, kalbinize sağlık...