ZOFOD, Zonguldak’ın merkezde ki en eski kültürel derneği olmalı. 1980 öncesinden gelen dernek veya vakıf kaldı mı artık? 1978 yılında kurulmuş ZOFOD’un başkanı olarak özdeşleşti Mehmet Yıldız.
Mehmet ile ZOFOD hakkında her konuşmamız O’nun ait olduğu hatta anıtsallaştırdığı bir değer üzerinden yapılır gibiydi. ZOFOD hayatının ayrılmaz parçasıydı.
Benim folklor merakım olmadı. Kültür sanat üzerine yazdığım yerel gazetelerde başlarda “folklor ile folklör” veya “halk oyunları ile folklor” konusunda ki ayrımı kavrayana kadar uzun mücadele vermiş olmalıyım. Bunun doğrusunu üstüne basa basa dile getirdiği bir şeyler konuşmuş olmalıyız geçmişte Mehmet ile. Bu genel olarak o dönem yerel basında sıklıkla yapılan hatalara dair vurgu amaçlıydı. Kızıyordu ama öyle bağırıp çağırarak değil. Yine de insanların bu hataları yapması bir göstergeydi! Ciddiyet, bilgisizlik, boş kafalılık türünden bir şey… Böyle bir hataya izin verilirse yaygınlaşır, önü alınamaz! Kültürel yozlaşmaya kadar gider, düşüncesinde olmalıydı.
Mehmet Yıldız, bir dernek başkanı olarak doğmuştu sanki. Belli bir ciddiyetle konuşma şekli vardı. ZOFOD ona göre gururla üstünüzde taşınan bir kimlikti. Ona laf gelmesini istemez, dahası disiplinli oluşuyla biraz da ZOFOD’a adam seçerdi. Bu katılık derneği seçkinci göstermiş olabilir. Bu disiplin belki de Çelikel’in ve pek çok kişinin simge hocası Can Polat Pamay’la da ilgili olabilir.
Can Hoca ZOFOD’un onursal başkanıydı. Gelebildiğince genel kurullarına katılırdı. Can Hoca ile röportaj yapma şansım olmuştu. Anlatım tarzı ve yaklaşımı ile disiplinli, gelenekçiydi. Cumhuriyet ile bizde kendini gösteren öğretmen çizgisinde bir eğitimciydi. Her ayrıntıya dikkat eden, laf gelmesini istemeyen… Mehmet rol modeli olarak Can Hocadan etkilenmiş olabilir. Katı disiplinini BKM’de ki kütüphane salonunda uyguladı. Bu yüzden salon bitkilerle birlikte tertemizdi ama genel olarak ziyaretçisi zayıftı. Kütüphane bitkilere yaradı. Bir nevi iyi olmuş. Kütüphanelerin ders çalışmak dışında insan akınına uğradığı söylenemez.
Mehmet Yıldız’ın en övündüğü şeylerden biri neredeyse kentteki bütün ekiplerinin yararlandığı kendi birikimleri olan halk oyunları kostümleriydi. Bence bu müze gibiydi işte. Keşke sergilenme olanağı olsa… Her biri özenle naylon poşetlerin de bekler ve daracık kostüm odasının girişini alınan sayısız plaket kutusu süslerdi. ZOFOD’lular bu mirasa sahip çıkarlar. Ama asıl halk kültürü müzesi ve evi için bir başlangıç olabilir.
Tam tarihini hatırlamıyorum ama ZOFOD halk oyunlarının kültürel anlamda birikimini toplamak için çalıştay yapmıştı. Konu hakkında akademisyenler konuşmalar yapmış, bu konu da bir doküman da sağlanmıştı. Aslında doküman yönünden ZOFOD’un bu çalışmalarının belgeleri hakkında geç kalınmadan ilgili birileri çalışma yapmalı. Belki de korunma altına alınmıştır, bilmiyorum.
Hakan Özçınar, O’nun çok yakın arkadaşı, kardeşi, ZOFOD’u beraber çekip çevirdikleri yoldaşıydı. Son anına kadar yanında olan biriydi. Bugün ZOFOD tarihi, kültür çalışmaları için Hakan’ın anlatacakları da altın değerinde bana göre.
Belki her yer de aynıdır ama Zonguldak’ta kültür sanat çevreleri öteden beri derin bir kopukluk içinde oldular birbirlerine karşı. Hepsini bir araya getirmek ve büyük bir etkinlik oluşturmak örneğin hiçbir belediye başkanına veya valiye de nasip olmadı. Böyle bir niyette de olmadılar bence. Kültür sanat deyince tüyleri ürperen, para çıkacak diye titreyenleri gördüm. Dolayısı ile bu görüntünün kişilerarası yansımasında gruplaşmalar oluştu. Her grup bir tarafta kendi çalışmasını yürüttü.
ZOFOD’un “Kömürkent” adı altında bu yönde bir çalışmaları olduğunu hatırlıyorum. Organizasyonların bütçeleri birkaç dernek çalışanının katkısını aşacağı için bu daha sonraları bir slogan olarak kaldı.
Biz Yağcılar çevresin de oturan kişilerdik. Beraber ortak merdivenleri kullandık. Pastane, bakkal, market aynı… Arada Yağcılarda ki pastane de arkadaşları ile otururken görürdüm, Mehmet’i. Çarşı da gülen yüzüyle tanıdıkları ile konuşurken görürdüm. Yaz, kış, bahar… Zonguldak ana mekânıydı. Trabzon’a ana baba ocağına götürüldü naaşı.
Mehmet Yıldız Zonguldak’ın kültürüne katkı yapmış bir yüzüydü.
Rahmetli Necdet Özsaygın Ağabeyle, Mehmet Yıldız ile kültür sanat konuşarak çıktık Yağcılar merdivenlerini bir dönem. Herkesin bir akşamı ve meçhulü vardır. Karanlığa karışıp veda ederken bu dünya da çok uzun kalacağımız yanılgısı eşlik eder bize. Amaçlarımızı ortaklaştırmaya çalışırız. Hayatın hay huyu diyelim. Bir şeyler olacaksa da olmaz.
O akşamlardan birinde kayan yıldız bizim ki olur ve biter. Hoşça kal, diyorum, Mehmet Yıldız arkadaşıma. İyi bir halk oyunları eğitmeni olmasa bu kadar uzun süre bu işi yapamazdı.
Yağcılar’a gelmişçesine. Tekrar görüşecekmişçesine… Hoşça kalın eski dostlar.



























ne güzel anlatmışsınız Mehmet'in ZOFOD'a ve halk oyunlarına olan olan aşkını...
Bir yıldız kaydı üzgünüz.ZOFODu ve Mehmet Yıldız'ı yaşatmalıyız