Son günlerde toplumun bozulduğu, çocukların, gençlerin değer yitimine uğradıkları tartışmaları gündemde. Bu nedenle eğitim düzenine yardımcı ders eklemeleri söz konusudur.
Değişimleri, gelişmeleri her türlü kaynaktan izlemekteyim. İzleyip yorumsuz kalacaktım. Gündeme katılmadan duramadım.
Yetmişlere yaklaştığım için yaşanmışlığım, dağarcığım zıplayıp duruyor birilerini okuyup izlerken.
Dostlar, biz, bu dersleri alarak büyüdük. 60'larda ilkokuldaydım. Cumhuriyetin ilk kuşakları bize aktardılar o kuralları. Biz de sonraki kuşaklara aktararak geliyoruz. Yaşıtlarımız ve onların eğitiminden geçenler yönetim basamaklarındalar bu günlerde.
Osmanlı döneminde başlamış bu eğitim. Fatih Sultan Mehmet bu konuda da öncüdür. Osmanlının Batılılaşma yüzyılında 18 adabı muaşeret kitabı basıldığı kaldı aklımda. Cumhuriyetin değerlerini kavratma aşamasında (1925-1945) 26 kitap basılıp kullanılmış kaynaklarım doğruysa.
Önceleri amaç çağdaşlaşma, modernleşmeymiş. Batı örnek alınmış. Fransız, İngiliz, Alman... modelleri gündem olmuş dönem dönem, yaşamlara, siyasete, sanata, ekonomiye, kültüre.
Sonraki yıllarda, özellikle 2000'lerden bu yana muhafazakarlık öncellenmiştir küreselleşme-liberalleşme rüzgârlarıyla.
Dünya değiştikçe her şey (inançlar, dünya görüşleri, siyaset, ekonomi, sanat, iletişim, yeme içme, giyim kuşam, kadın erkek ilişkileri...) değişiyor.
Türkiye'mizin konumu değişim dalgalarının içinde. Dalgalar çarptıkça şaşırıyoruz, davranış değiştiriyoruz. Birbirimizi dalgalı yaşamın nedeni sayıp didişiyoruz. Dalgalı denizde batar kaygısıyla geminin mallarına yapışıyoruz yakaladığımız yerlerinden.
Bakış körlüğüyle, suçu çocuklarda, gençlerde arıyoruz. Gençlere iyi örnek olabilsek iş bitecek aslında. Çocukların, gençlerin önünde televizyon izlemekten korkuyoruz neredeyse. Dövüş kavga, kapışma, yalan dolan dizileri, tartışma programları, haberler yanlış örnek modellerle dolu. Bu etkinlikleri adabımuaşeret yıllarından gelenler oluşturuyor çoğunlukla. Bir de kötü örnek olacak öykülerin gerçek yaşamdan alındığı vurgulanıyor.
Birleşmiş Milletler Bildirgesi başta olmak üzere, Şeyh Edebali seslenişi, inançların insancıl uyarıları, bilim, sanat, hukuk verileri... güzel davranış izlerini veriyor aslında. Kentlerdeki trafik çizgileri, ışıkları yol gösteriyor uyanlara.
Gençleri, gereksiz hikâyelerle yoruyoruz bana göre. Onları iyi besleyecek, iyi eğitecek, aldıkları eğitime göre iş güç sahibi yapacak ortamlar hazırlanmalıdır. Her türlü spor, sanat, etkinlik alanı ilgiye göre hazır bulundurulmalıdır.
Gözlemlerime güveniyorum. Genç doktorlar, genç hukukçular, genç mühendisler, genç öğretmenler... ilgi alanlarına göre yetişmişlerse çok başarılılar. Gençlerimiz daracık yollarda çok güzel araba kullanıyorlar. Pilotlarımız harikalar yaratıyorlar. Bilişim dünyamız sağırlaşır gençlerimiz olmazsa. Onlara güvenmek, önlerine hedef koymak gerek Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi gibi.
Örnek olması gereken orta ve yaşlı kuşaklar almalı çağa uygun davranış eğitimlerini. Temel ve genel davranışlarda birlik kuramamış büyükler, o dersleri, nasıl hazırlayıp sunacaklar küçüklere.
30-40 yıl önce ben de girdim yardımcı derslere (Din Kültürü Ahlak Bilgisi...) ek ders ücreti almak için daha çok. Yararlı olmuyor yaşamdan kopuk, dört duvar arası anlatımlar. Yaşam alanlarını örnek alarak büyümeli çocuklarımız. Doğal dili yakalamak gerek.
Doğal dili yakalayamazsanız gönüllere giremezsiniz. Güzel davranışları kazandırma çabasının zararı yok da niçin içten ve yalın olmuyorsunuz?
50 yıldır Türk dili ve edebiyatı öğretmeniyim. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ortamında Osmanlıca öğrendim. İnanın, adabı muaşeret sözcüğünü düzgün söyleyemiyorum. Çocukların vay haline!
Çocuklarımıza görgü kurallarımızı öğreteceğimiz derslerin adları Türkçe olsa iyi olmaz mı?























