Hem söyledim hem de yazdım. Benim kişiliğimin, dünya görüşümün oluşumunda Kozlu/İhsaniye çok etkili olmuştur. İlkokul dönemimde maden işçileri çevresi tabanımızdı. Oradan beslendi tüm dünyamız.
Emek ve emekçi yoğun mahallemizde her yöremizden insanlarımızla kaynaşmıştık. Bu kaynaşma bizi umut türkülerine çağırıyordu. Böylelikle aydınlığa yürüyorduk.
On yıllar sonra iki yerleşik yerim arasında sallanıyorum: Kocaeli-Derince ile Kozlu-İhsaniye... Daha çok Derince, bir iki ay İhsaniye... İki yer de emek ve emekçi yoğun, iş göçü yoğunluklu. İkisi de dostlarımla dolu, aydınlık yollu.
Dün akşam, Kozlu Belediyesi tarafından düzenlenen KİTAP İMZA GÜNLERİ etkinliğini bitirdik. Bu etkinlik beni çok sevindirdi. Çocukluğumu aydınlatan emek kentinde kitaplarımı imzalamak çok onur vericiydi.
Beni ben yapan taban çevremde çok değerli insanlar vardı, var. Sezgin Kutu çevresi bize okuldu aynı zamanda. Şimdi, izleri silindiği için üzüldüğüm kömür adamlar yerleşkesi burnumda tütüyor.
Cumhuriyet alıp okuduğum Ali Sağır ağabeyin oğlu Necip Sağır, kitap imza günlerimizde bizi hiç yalnız bırakmadı. Necip ağabey, Nuran Öğretmen ile birlikte kitap dünyamızı renklendirdiler.
Necip ağabey, zengin kitaplığıyla, aydınlatıcı söyleşileriyle, nükteli anlatımlarıyla örnek aldığımız bir kişiliktir. Bu kez davranışlarıyla, ilgili katkılarıyla gönlümüzü aldı. Yerel dünyamızın güzelleşmesi için çabalayan insanlarımızı gördükçe umut bitmez bizde.
Her türlü farklılığı demokratik ortamda aydınlığa dönüştürmek için eli kitap fenerli insanlara gerek var. Bilgiyle, bilinçle yürüdükçe umut her zaman gerçeğe dönüşecek, inanıyorum.
Sevgili Necip ağabey, kitap fenerler sönmesin diye uğraşıyorsunuz. Verdiğiniz destekle kitap elimde dolaşacağım karanlıkta bile.
Evet, kitap fenerler sönmeyecek!
Sevgilerimle...
(Hayri Sarı-01. 09. 2025)























