Öğrenciliğimizde (1967-1972) hafta sonları Kastamonu Göl İlköğretmen Okulu akşamlarında salonumuzda film izlerdik.
Bir akşam yerli, bir akşam yabancı film izleme söz konusuydu son zamanlarda. Tabii sanat değeri yüksek filmler seçilirdi bizim için. O yaşlarda, yabancı filmleri İngilizce aslından izlediğimi anımsıyorum.
Bir Dağ Masalı, The Good, the Bad and the Ugl, Doktor Jivago... o günlerden unutamadığım filmlerden...
Emekli olduktan sonra GÖL sinema günleri havasına büründüm okuma, yazma etkinliklerimin yanında. Pazar günleri, boş olursam, çocukluğumun-gençliğimin kovboy filmlerini -izlemediklerime ağırlık vererek- izlemekteyim. İzlerken yorumcu takılmam biraz heyecanımı azaltıyor ya!.. Olsun.
Çocukluğumdan beri, Kızılderili-kovboy çatışmasında kovboyu tutmadığımdan, kahraman havasını yaşayamıyorum. Bir türlü kendimi kovboy yerine koyamadım.
Bu pazar izlediğim filmden ilgimi çeken bir konuşmayı not aldım. Not alıp paylaşmaya ne gerek vardı, bilmiyorum.
"Apaçilerden nefret mi ediyorsun?"
"Üstünde su yok diye çölden nefret edilir mi? Ona uyum sağlamaktan başka elimizden bir şey gelmez."
ULZANA filminden...
Kitaplara kaçmak gibi sinemaya kaçmak da insanı rahatlatıyor. Soğuk, karlı günlerde, gecelerde kartopu, kitap ve sinema keyfi yaşamak anılarımızı depreştirecek. Ne güzel!..
Sağlıkla, sevinçle ak günlere...
Sevgilerimle...
(Hayri Sarı-18. 02. 2025)























