Bugünlerde gerginliklere tanık olmaktayız. Tanık olanlar da gerginlik giderme becerilerinden yoksunlar. Onlar da gerginlere, rahatlatmak yerine, gerilip saldırıyorlar.
İnançlarımız, dünya görüşlerimiz, ekonomik durumlarımız, makamlarımız mevkilerimiz ne olursa olsun aynı toplumun bireyleriyiz. Huzurlu yaşamak için önlemler almalıyız. Tabii bu önlemler çağın ulaştığı bilgi, sağlık, yönetim, eğitim, hukuk düzeyine uygun olmalıdır.
Toplumun sağlıklı gidişine katkı amaçlı kurumlar, yetkili-sorumlu görevliler vardır. Bu kurumlar ve sorumlu görevliler sorun çözücü, bilinçli, ön yargısız ve yansız davranışlarla gerginlikleri dinginleştirmeliler.
Günümüzün insanları, bazen çocuklar, bazen gençler, bazen olgunlar; eski kalıplarından arınmışlar. Onlar, her şeyden önce kendilerine saygı beklerler. Çok övdüğünüz eski dönem kalıplarını beklemeyin onlardan. Yaramazlık yaptıklarında, tek ayaküstü, parmak uçlarına cetvel vuramazsınız. Müdür yardımcısı odasında dövdüğünüz çocuğu bir de babasına tekmeletemezsiniz. Onların yaramazlıklarını, psikologlar, rehberler çözecektir.
İnsanlarımızı gergin görüyorum sokaklarda, marketlerde, çay ocaklarında, okullarda, evlerde, sosyal medyada, tartışma alanlarında, televizyonlarda, gazetelerde, trafikte. Ayrışan birbirine darılıyor, iletiyi araçlarından siliyor. Yumruklar sıkılıyor yani.
Gerginlik gidericiler bekliyorum bir yerlerden. Gerginlik gidericiler de gerginler. İşin en kötüsü gerginlik gidericilerin çoğu sıkılmış yumruklarla çıkıyorlar ekranlara. Baba, bazı çocuklarını öperken, bazılarına yumruk sallıyor görüntülü. Olmuyor, kanserli noktaya gelinmeden önlem alınmalıdır.
Gergin, benim gerilmeyişime, bir yöne yumruk sıkmayışıma da sinir oluyor. Uzlaştırıcılığımı çıkarcılık olarak değerlendiriyor. Benden kendisi gibi olmamı bekliyor. Öyle olmazsam yorumumu siliyor. Toparlarken savruluyorum. Bu savruluşlarda ayrı ayrı kardeş sofralarında oturuşum söz konusudur. Biliyorum, onlar, yarın birlikte olacaklar. Yandaş darlığına, çıkarcılığına zorlamıyorum kendimi. Yanlış siliciyim ben beyin ve gönül sileceklerimle. Silecekleri bağladım akıl ve bilim akımına.
Beklentilerim, hevesle görev alanlardan (anneden, babadan, öğretmenden, hekimden, mühendisten, mimardan, yargıçtan, savcıdan, gazeteciden, televizyoncudan, muhtardan, kaymakamdan, validen, milletvekilinden, bakandan, cumhurbaşkanından, bekçiden, polisten, askerden...) ve onların eşgüdümlü becerilerinden, çabalarından. Üstelik hemen şimdi değil, doğumdan ölüme dek... Anlık kararları sevmiyorum. Yeter ki çağın kurallarına, bilimin, insan haklarının ulaştığı aşamaya uygun davranılsın. Hazırlıklarda yumruğu sıkılı yardımcılar yerine, akıllı-donanımlı-demokrat bakışlı danışmanlara yer verilmeli. İnadına yandaş olmayan uzmanlardan destek alınmalı.
Aile ve toplum, yaramaz çocukların -zarar görmeden- yetişkinliğe evrilmelerine daha çok özen göstermelidir. Onları bastırılmış, beceriksiz uslulara dönüştürmek yanlıştır. İnadına onlar için güvenlik, onları koruyarak geliştirmek için güvenlik! Karşıya itmek yarınlar için tehlikedir.
Ne güzel örneklerimiz var aslında! Torunum yeni ayaklandı. O gelmeden evde hazırlık yapıyoruz. Onun zarar görebileceği, zarar verebileceği nesnelerin yerlerini ayarlıyoruz. Kullanacağı, ağzına atabileceği yiyeceği, içeceği, eşyaları gözden geçiriyoruz. Yaşam alanında dikkat kesiliyoruz. Sevgi ortamında gülücüklerden, oyunlardan huzur buluyoruz. Herkes böyledir, diye düşünüyorum.
Torunlarımız, büyüyüp okullara gidiyorlar, genç oluyorlar. Eğitim, bilim, kültür, sanat, iş ortamlarında etkinlik ve gösteriler düzenliyorlar. Hatta sağlıksız ortamlarda yanlış yönlenmişlerimizle de birlikteyiz. Zamanında katkı sunamadığımız gençlerimizin tepkilerine de uğrayabiliyoruz. Gençlik, özellikle gelecek kaygılı gençlerimiz, bize yumruk da sıkmış olabilirler. Çözüm ne olacak iki gözüm?
Çözüm yerinin saldırma lüksü yoktur. Toplumun, gençliğin, sağlığını, doğal haklarını güvenlik altına almak sorumluluğu ve görevi vardır. Aynen evdeki bebeğimiz-çocuğumuz ve evimize gelen torunumuz için aldığımız önlemleri alacağız sokakta, okulda, alanlarda. Hiçbir yaramaz, ilgisiz delicilerle, kesicilerle, patlayıcılarla dolaşamayacak topluma açık alanlarda, müzelerde, salonlarda, okullarda, camilerde. Yasal gösteri ve etkinliklere şölen havası verilecek. Güvenlik güçleri, göstericileri ve değerli yapıları koruyacak. Ne kırılan olacak ne de yaralanan! Her iki taraf da sevinecek. Etkilenmek istenen halk, gerilse de değerlendirip günü geldiğinde oyunu verecek.
Ah be! Şeyh Edebali, Akşemsettin, Molla Gürani, Kemal Paşazâde, Dede Korkut... gibi, gerilmeyen, yumruk sıkmayan danışmanlar olsa çevremizde. Adalet terazisinin herkese eşit ve dürüst davrandığına inansak. Böyle bir toplumda yumruklar sıkılmaz ki!.. Gerginliğin kucaklaşmaya dönüştüğü o güzel umut günlerine omuz omuza merhaba!.. Özlem bu!























