Yazmak, özellikle kitap yazmak bir doğallık. Bir olmazsa olmazlık. Bu iş, yazayım demekle olmuyor. Olduğu için yazılıyor.
Doğurmak gibi bir şey yazmak. İçinde, beyninde ve yüreğinde bir şeyler oluyor. Algılar, salgılar, duygular, düşünceler, hüzünler, sevinçler; düğümleniyor, yumaklaşıyor, kapanıyor, açılıyor, saçılıyor. Seni hüzünden bunaltan ya da sevinçten genleşip şişen şeyleri atmak zorunda kalıyorsun çoğu kez. Bazen de birileriyle paylaşarak rahatlamak istiyorsun. İşte o zaman, doğum sancısıyla birlikte, geliyor gelecek olan.
Arının balı, tavuğun yumurtası, keçinin oğlağı, koyunun kuzusu, karganın yavrusu, ağacın meyvesi... gibi şeyler oluyor yazışlarda. İşte o oluş sırasında oluyor ne oluyorsa. Herkes kendine göre, herkes kendince, renk renk, tür tür, irili ufaklı...
Farklı farklı yani ortaya çıkan.
Yazma yaratısının zevki doğurduğuyla yeniden var olmak, doğurduğunda kendisi olmak. Kendini yeniden yaratıp toplum önüne sunmak. Dönüştürmek değil, aslında gerçek amaç, dönüşürken esin konusu olmak.
Bitmez doğurmalar. İçinde oluşan yumurtayı çıkarıp civcivleri görmek, ne büyük zevk!.. Tavuk boşuna gıdaklamıyor, karga boşuna gaklamıyor. Görün bizi demek için her şey. Arının vızıltısı balı görmeye çağrı. Çiçek, meyvenin muştulu gülüşü. Gülü hoyrat ellerden korumak içindir belki de diken. Bir de yağmurun, şimşeğin, selin, depremin kıyıcığında düşünün bu doğuşların, bu oluşların sancılarını ya da sevinçlerini... Doğurmak doğal bir eylem, belli.
İşte böyle!.. Yazmak doğurmaya eş. Doğanı kucaklamak bireysellikten çıkarıyor eylemi. Doğan, herkesin oluyor; üzüntüsü, sevinci dalga dalga yayılıyor çevreye. O şeyi doğuranın yakınları, çevresi; o şeyin güzelliği ilgiyi belirliyor, artırıyor, azaltıyor. Beslenmiş, güçlenmiş yapıdan güçlü yavrular... Yoksa ölü doğumlar ya da cılız ve zevksiz şeyler...
Yazmak doğal bir şey. Sait Faik, boşuna, yazmasam deli olacaktım, dememiş. Yazabilen yazmalı, yazdığını okuyucuya ulaştırabilmeli. Kaynaşmanın, yüzlerdeki geri dönüşlerin sevincini yaşamalı, yaşatmalı. Rahatlamanın, okuyucuya ulaşmanın, yeniden üretebilmenin bir bedeli, bir ederi var doğal olarak.
Bedel ve eder... Burada güçlü destek gerek. Kimden, nereden, nasıl?..
Yazarlık meslek değildir genelde. Her meslekten, her türde yazan vardır. Yazarların çoğu, bireysel güçleriyle yaratıp sunmuşlar ürünlerini. Bazıları aileden, devletten, kurumlardan, sivil toplum ilişkilerinden destek almışlar. Belli bir düzeye gelebilenleri, tanıtımı güçlü olanları yeterli okuyucu bulmuş. Beğeniler yeni doğanları kucaklamış. Böylelikle yazmanın, okumanın tadına varılmış. Güzelliklerle, iyiliklerle, gerçeklerle, düşünce ve düşlerle beslenmiş insanlık.
Günümüzde, okuyucudan çok yazar-şair var, yakınmaları gündemde. Bir bakıma bu yakınmada haklılık payı var. Çünkü okuyucu iyiyle kötüyü, güzelle çirkini ayırmada zorlanıyor. Destek ve reklam alanları da bunun ayırdında değiller. Bir bakıyorsunuz, bir belediye, kendini kanıtlayamamış bir yapıtı göklere çıkarmış. Bir bakıyorsunuz bir gazetenin, bir radyo- televizyon kanalının ünlüsünün romanı çok satan oluvermiş. Yakınmaları düzey belirleyici bir örgütlenmeyle, eğitim-kültür düzeniyle aşacağız. Yazmaya yasak olmayacak. Yazan çoğaldıkça sevineceğiz.
Yazmak için satmak zorunda kalış yazarı yoruyor, üzüyor. Düşünebiliyor musunuz elinde poşetle, çantayla kitap satmak için kapı kapı dolaşan yazarın durumunu? Bazılarının, bazıları beğenip destek versinler diye, ısmarlama yazışları da daha acı değil mi?
Yazarın, şairin özgürce yazabileceği ortamlar yaratmak toplumun aydınlık geleceğine katkıdır. Bu konuda, son zamanlarda, özellikle belediyelerin ve sivil toplum kuruluşlarının katkıları değerlidir. Kitap fuarlarıyla, yazarlardan kitap alıp ilgili kullanım alanlarına sunmakla destek verenler alkışlanmalıdır. Yoksa bir tüccara, bir işportacıya dönüşmüş yazar görmek üzüyor bizi. Gerçekten yazar da istemez bu durumu. Buradan sağlıklı bir yaratıcılık da çıkamaz ki!..
Güç yönlendirir bireyi, toplumu. Güçlü, yetenekli, bilgili, bilinçli, aydın kişilikli şairlerin, yazarların öncülüğünde çağdaş uygarlık yolu ışıklanır. Bu bilinçle, yazarın okuyucuyla buluşmasına katkı sunulmalıdır.
Sözün kısası, yaratıcı yazar, sıradan bir satıcı durumuna düşmemelidir.
























