1962 Kabaca köyünden Zonguldak'ta, Ontemmuz'da penceresiz, tuvaletsiz, mutfaksız bir merdiven altına taşındığımız yıl. At arabasıyla, Kokaksu civarında, tuvaletli, elektrikli ikinci eve taşınış. O evden ilk kez çarşıya kaçış.
Ayakkabımız yoktu. Kardeşim Cafer, okula başladığı için ayakkabı edinen Mustafa ağabeyimin ayakkabılarını ayarladı. Ben de komşularla ortak kullandığımız tuvaletin terliklerini uydurdum kendime. Kaçtık ilk kez Zonguldak görmeye.
Gazi Caddesi'nde, korna çalışları anlamlandırmadan, şaşkın şaşkın yürüdük. O sonsuz mavinin önünde tutulduk kaldık. Deniz denen şeyi gördük. Korkuyu bilmeden Sürmen ucundan ayaklarımızı Karadeniz'e salıverdik. Açıldı gözlerimiz. Deniz, hamsi, martı, kayık, gemi, dalga... ve şehirli hayat!..
Televizyonu da bu sahilde izledim ilk kez. Yıl 1972... Ankara Yüksek Öğretmen Okulu Hazırlık Lisesine yolcu ediliş... Valilik arkasındaki çay bahçesinde gördüm o büyülü kutuyu.
Gurbetlere savruldum. Kitaplara tutuldum. Geldim, gittim, kavruldum. Beni evirip çeviren kitabın peşine takılıp geliyorum şimdi gözlerimi yeni dünyaya açan yere.
11 Mayıs 2026 Pazartesi günü (14.00-16.00 arası) konuk karşılayacağım, ilk kez ayakkabısız geldiğim yerde kucak dolusu kitapla. Yine heyecanlıyım, yine şaşkınım!
Kitaplarımda siz varsınız, inanın!..
Gelebilirseniz sevineceğim, köylülerim, komşularım, kentlilerim! Zaman yetmezse, sizi yandaki banklarda karşılarım. Bu sahil, bu kordon bizim!..
Zonguldak benim özlemim!
Sizi göremezsem kitaplarımdan, martılara Zonguldak şiirleri okuyup döneceğim.
Buluşmak dileğimle...
(Hayri Sarı-09. 05. 2026)


























