Başlıktaki adı (AZ ÇORBA AZ PİLAV ÜSTÜ AZ KURU) kitaba 70'lerin öğrencilik yaşamından esinlenerek vermiştim. Bu ad okuyucuya ilginç ve hoş gelmişti.
Az sayıda kalan kitaba ilgi -özellikle bu günlerde- sürüyor. Okuyucuya teşekkürü hep borç bildim, borç bileceğim.
Bugün Kozlu'da bir lokantaya girdim. Önce az çorba istedim. Sonra az pilavın üstüne az kuru geldi. Denemem bozulmasın diye içecek söylemedim.
Masama, bir kadın eli, bir bardak limonata bıraktı. Her şeyi az söyleyince acıdılar mı yoksa, diye düşündüm önce. Sonra fırsatçılık yapıp limonata satacaklar galiba, diye geçti içimden.
Yemeği yedikten sonra, 50 yıl önceki heyecanla kasaya geldim. Hesabım 70 TL tuttu. Parayı öderken:
"Limonata eklendi mi?" diye sordum.
"Hayır! Limonata ikramımızdır." dendi.
Gördüğüm ilgiden ötürü kardeşlerimize teşekkür edip lokantadan ayrıldım. Bu tarihî an -lokanta sahibinden izin alınıp- bir fotoğrafla belgelendi.
İstanbul'da öğrenciykenki geçimimi bugünle karşılaştırmayı beceremedim. Bu örneklemeye göre, geçim kolaylaştı mı acaba öğrenci dünyasında? Bilemedim. Siz ne dersiniz dostlar?
Kozlu'dan selam...
AZ ÇORBA AZ PİLAV ÜSTÜ AZ KURU'ya devam... İster yiyin, ister okuyun! O sizin bileceğiniz iş!..
Özlemim şu: Hem yiyin hem okuyun!
(Hayri Sarı-02. 08. 2024)

























