İnsan yanımızı titreten dalgalar unutulmaz hiç. Yaşam zincirimizdeki seçimleri iyi yaparsak dalgalar bizi umudumuza taşır. Yoksa dalgalarda yok olup gideriz.
Ne yalvaçlar ne önderler ne bilgeler ne sanatçılar gelmiş geçmiş dünyamızdan. Alamadıklarıyla kalmış çoğu insan. Barış yerine savaş, zenginlik yerine yoksulluk seçilmiş çıkar çakallarına uyularak ya da ışığa gözler kapatılarak.
Bazen kendisi gelir ışık kaynağı seni aydınlatmaya, sana renkli dünyalar kurdurmaya. Sen, dalmışsındır hülyalara, farkına varamazsın gerçeğin; debelenip durursun düşsel parıltılarınla. Çoğu kez sabahı beklemekle geçer kara geceler. Sabah gelmez bir türlü.
Sabah gelecek gözlerini açarsan. Sabah gelecek ışığa bakarsan. Gün doğumu veriyor her sabah muştuyu gülümseyerek. İşte o anı yakalamaktır yaşamak.
Yaşamak, duruşu önemsemektir, güneşe sırt dönmeden. Işık buluşmalı, gözlerinin akışında, beyinle, yürekle. Damarlar, sinirler gevşeyip titremeli ışıkla beslendikçe.
İyi beslenen duramaz edilgen, eyleme geçer. Eylem dokunmaktır havaya, suya, toprağa. Dokunacaksın ellerinle, ayaklarınla, gözlerinle, sözlerinle. Dokunacaksın sel gibi, yel gibi. Her özgür dokunuş değiştirip dönüştürecek yaşamı iyiye, güzele doğru.






















