Seslerle uyandım.
Önce ta uzaklardan gelen tatlı bir gök gürültüsü. Peşinden bir arabanın alarm sesi. Sonra branda üstünde ezgi oluşturan damlalar...
Gök gürlemesi, alarm sesi, damlaların vurgulu düşüşleri kaldırdı beni.
Ön balkona çıktım. Yağmurun altında büzük büzük duran akşamın havalı arabalarına baktım. Birinin arkasında "YAŞANMADAN GEÇEN YILLAR UTANSIN" yazıyordu. Alarm çalanı fark edemedim.
Karşı balkondaki bayramdan kalan katlanmış bayrağı, yandaki çamın yeni sürgünlerini gördüm. Sicim gibi dökülen yağmura bakıp brandayı indirdim.
Aşağı doğru sarkıp bahçeyi gözden geçirdim. Küçük ağaçların, güllerin yaprakları yıkanıyordu yağmurun altında. Çimlere düşen gül yapraklarına üzüldüm. Bahçe baharın dinginliğini yitirmemişti daha. Ihlamur, incir, erik canlıydı yağmurun altında. Karşı binada perdeler örtüktü. İnsan sesi yoktu daha.
Arka balkona geçtim. Değirmendere tarafı kapalıydı. Gök gürültüsü ve şimşek havasını atıyordu. Damlalar çoğalmıştı. Arabalar, insanlar, köpekler, kediler, kuşlar uykudaydı.
Çevre yeşildi bahardan yaza geçerken. Balkon altındaki güllere baktım. Üzüldüm. Ortadaki sarı gül yağmura dayanmıştı. Solda birkaç gül canlı görünüyordu tepeden. Ah, sağ baştaki gül ağacı yitirmişti güllerini. Tepede birkaç kurumuş topçuk, dikenler ve yeşil yapraklar... Her gün sevinçle beni karşılayan güllerim dökülmüştü. Üzüldüm tabii. Bir dahaki baharı bekleyecektim onun için.
Gök gürlemesi arttı. Branda Brams olmuştu. Doğayı dinledim yeniden yatıp. Sessizlikte yağmur, gök gürlemesi ve baharı yitirme kaygısı...
Uyuyamadım.
Yatakta dönüştürüp dururken sesler kesildi. Gök gürlemedi. Damlaların vuruşları yitti. Sessizlik beni düşe itti.
Yağmur serinliğinde düşümü yıkayan incecik bir gülüştü. O gülüş kaldırdı beni yataktan. Ön balkona çıktım. Arkasında "YAŞANMADAN GEÇEN YILLAR UTANSIN" yazan araba gitmişti. Karşı binada birkaç perde açılmıştı.
Arka balkona geçtim yeniden. Körfez'in üstünden kara bulutlar çekilmişti. Gölcük tarafında güneş gökyüzünde büyülü bir resim çiziyordu. O resimde gördüm düşümün gülüşünü. Abidin'in yapamadığını güneş yapmıştı işte.
Gül yapraklarının üstünde titreyen baloncuklara bakarak günün ilk seslerini dinledim. Artık gülüşü düşte değil, yaşamda görecektim.
Uyanık bekledim gelişin gülüşünü. Her soruya yanıtım özlemli ve umutlu yine:
Geldi mi?
Gelecek!






















