Kitaplara takılmama, onlardan çok söz edişime kızabilirsiniz.
Okumayı sevdiğim için, kitap okumalı meslek seçtim. Meslekten emekli oldum. Okumadan, yazmadan emekli olamadım.
Sorun kitap, okuma değil. Çocuklarımızın, gençlerimizin ellerinde kitap görmeyince dertleniyoruz, kendi elimizden kitap düşmüyormuş gibi.
Dertlenme nedenimiz yalnızca kitap mı?
İnsanlık, duygu, düşünce, bilgi, iletişim dünyasını çeşitli araçlara dökerek geldi günümüze: Taş, koyun kürek kemiği, ağaç kabukları, çanak çömlek, kil tablet, papirüs, parşömen, kâğıt ve söze dökülenler...
Görselin, İnternetin dünyası araçları da değiştirdi. Bir araç olan kitabın binlercesi cep telefonunun içine yerleşti. Yazı kâğıttan uzaklaştı. Kitap antika mı oluyor yoksa? Evlerdeki kitaplar kütüphanelere taşınıyor son zamanlarda.
Dertlenme nedenimiz okuma olsun.
Okuma, belki de çoğalıyor bilgisayar ayarlı, internete bağlı cep telefonlarıyla.
Marmaray'da, sabahın erken saatinde, gençleri bir şeyler okurken gördüm. Boş boş oturan yoktu hiç.
Biz kâğıttan okumaya alıştık. Gençlerin ekran okumaları öne çıktı. Kâğıttan okumaları heveslendirirken onların araçlarını da yok saymayalım. Birlikte çıkaralım zevkini güzelliklerin. Elli yıl önceki alfabeyi çocuğun tabletinden okuyabiliriz. Yani birbirimizi ürkütmeyelim. Zorda kalınca tüymeyelim.
Okumanın -aracından öte- amacı, seçimi, yöntemleri vardır. Bunu bilelim. Okumak için okuma olmaz. Neyi, niçin, nasıl okuyacağım? sorusu çok önemli ha!
Kitap seçimi arkadaş seçiminden kolay değildir. Binlerce kitabı, yaşa, kültüre, çevresel yararlara, bireysel gelişime göre seçmek, sıralamak zor iş. Asla her şey, her zaman okunmaz. Aynı şey okunup durulmaz. Yaşama katkı sunmayan okuma zaman kaybıdır.
Özgür seçimlere karışmak yanlışsa da insanların güzele erişmelerine katkı sunmak, sorumluluktur, görevdir. Örnek modeller serilmelidir çocuğun gencin önüne. Yalnızca, oku, demekle olmuyor.
Bazı insanlar, dünyalarına denk düşmeyen şeyleri okumazlar, ellerinden gelirse çevrelerine de okutmazlar. Değişmek korkutur onları. Tek yönlü okuyuş sınırlar kişiyi, bağnaz yapar. Ben, özellikle, bilmediklerimi öğrenip anlamaya takarım kafamı. Elimde o kitabı görenin etiketlemesinden korkmam. Kitap korkuları kırmak içindir. Yeter ki ezberci, takıntılı olmayalım.
Yazarı karşımdaymış gibi konuşurum kitapla, okurken. Ucu incecik kurşun kalem yazar çizer sürekli. Kitap bittiğinde ya notlar kalır ya da ruhumda dalgalar. Bazı kitaplardan hiçbir şey kalmaz görünürde. En derinime düşen damlalar uyanıverir günü gelince.
Okuduklarımı tanıtma alışkanlığım oluştu son zamanlarda. Tanıttıklarım en beğendiklerim değil tabii. Yazarıyla konuştuğumu dostlarımla paylaşmaktır bu. İletişimdir gönlü taşıyan umuda. Kitap bunu kazandırır dosta.
Ha, okumayan kişi, okuyan toplumun havasından beslenir. Dinleyen, konuşan okumuş gibi olur çevresinden. Okuyanı çok olan toplum zenginliği yayar yani.
Çok okuma, hava atma fırsatı vermez. Tam tersine Yunus gibi herkesin yapar gönlü. Okumak insanı aydın ve yapıcı kılar. Aydınlanmış kişi, kibirden kaçar, sevgiye, bilgiye, umuda taşır insanlığı.
Yanlış anlamayın, kâğıttan kitap dönemi bitmedi daha. Bitmeden keyfini sürelim inadına!
Bir yandan da kitabın dönüşümünü iyi izleyelim. İnternet ortamı okuyuşlarının alt yapısını, etik, estetik, yasal düzenlemesini çocuklarımıza, gençlerimize yararlı olacak biçimde düzenleyelim. Tabii bu sözlerim sorumluluk ve görev sahipliğinde...
Sevinmeyin, okuma gereksinimi, etkinliği bitmez. Tam tersine çağın hızına uyarlanıyor. Çağın yazarı-şairi de okuyucusu da daha donanımlı ve hızlı olmak zorunda. O kadar!
İyi okumalar...






















